Çiğdem Batur'dan 'Ekranlarda Neden Yoksunuz?' Sorusuna Çarpıcı Yanıt

Oyuncu Çiğdem Batur yeni dönemde “Amiral battı-kaçıyorusss” oyununda balerin rolünde sevenleri ile buluşuyor. Başarılı oyuncu aksam.com.tr’ye açıklamalarda bulundu. Ekranlara ne zaman döneceği sorusuna, “Beni heyecanlandıran bir proje olmadığı için yokum.” diye yanıt veren Batur, “Attığım taş ürküttüğüm kuşa değsin diye seçici olmaya çalışıyorum” dedi.

Eklenme Tarihi: 12.12.2019 09:25 - Güncelleme Tarihi: 12.12.2019 09:54
MOR PAPATYA

Aksam.com.tr

Ünlü tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Çiğdem Batur, ekranlara ne zaman döneceğinden tiyatro sahnesine kadar pek çok konuda merak edilen soruları yanıtladı.

Aksam.com.tr’den Ferit Ömeroğlu’na samimi açıklamalarda bulunan Çiğdem Batur, sosyal medyada gelen çirkin yorumlar olup olmadığı sorusuna, “Sosyal medya olunca hadsizlik özgürce yaşanıyor” dedi. Çiğdem Batur’un tiyatroya ve hayata dair merak edilenleri yanıtladığı sohbet haberimizin devamında sizlerle…

“ATTIĞIM TAŞ ÜRKÜTTÜĞÜM KUŞA DEĞSİN DİYE SEÇİCİ OLMAYA ÇALIŞIYORUM”

“Amiral battı-kaçıyorusss” oyunu ile izleyicilerle yeniden buluştun. Oyunu konuşmadan önce… Takipçilerin ekrana dönüp dönmeyeceğini merak ediyor. Düşünüyor musun?

Düşünüyorum tabii ki… Ekran zaten her zaman olabilecek bir şey ama son dönemde çok da iç açıcı projelerin olmaması ve ekranın, dizilerin durumunun da çok parlak olmamasından dolayı biraz attığım taş ürküttüğüm kuşa değsin diye düşünerek daha seçici olmaya çalışıyorum denebilir. Çünkü dizi yapmak gerçekten meşakkatli bir iş. Çok fazla zaman ayırmanız gerekiyor. Tatiliniz yok. Saatlerce çalışıyorsunuz. En azından buna değecek bir proje olmasını bekliyorum diyebilirim.

“BENİ HEYECANLANDIRAN BİR PROJE OLMADIĞI İÇİN DİZİLERDE YOKUM”

Her şeye “Ne olursa olsun, gel bana gel” gözüyle bakmıyorsun yani… Seçicisin diyebiliriz.

Evet, seçiciyim. O yüzden de son dönemde beni çok heyecanlandıran bir proje olmadığı için dizilerde yokum. Özellikle geri planda kalmak gibi bir şey yok. Hoşuma gitmediği ve seçme lüksüm olduğu için bunu kullanıyorum şu anlık. Tiyatro yapıyorum.

“O DURUŞA SAHİP OLMAK YILLARA DAYANAN BİR TECRÜBE”

“Amiral battı –kaçıyorusss” oyununda Balerin Sevda’yı canlandırıyorsun ve bunun için bale dersleri almışsın…

Evet, gerçekten aldım.

Bale çocukluktan alınması gereken bir ders olduğu için zorlanmadın mı?

Şöyle, Göksel Hoca beni aradığında bir oyun yapmak istediğini söyledi ve oyunda bir balerin olduğunu söyledi. “Çiğdem o tütülerin içinde seni görüyorum, böyle bir şey ister misin?” dedi. Göksel Hoca böyle bir şey isteyince canımla başımla tabii ki kabul ettim.

Daha önce onunla oyun yaptığımız için aynı tecrübeyi tekrar yaşamak istedim. Balerin olma hikâyesi esasen çalışma ve gayret gerektiren bir konu. Göksel Hoca benim daha önceden bale yaptığımı düşünüyormuş. Fakat benim bırak daha önceden bale yapmayı, bir dans tecrübem bile yok. Üniversitede dans topluluklarına girip üç ders sonra sıkılıp bırakan birisiydim. Sonra “Bale rolü gelince yapar mıyım, yapamaz mıyım?” diye sordum kendime…

Hikâye sadece elbiseyi giyip sahneye çıkmakla olmuyor. Onun bir duruşu var. İnsanlar 5 yaşında başlıyor. En önemli dinamiklerden biri kas ve kemik yapısını geliştirmek mesela... O duruşa sahip olmak yıllara dayanan bir tecrübe gerektiriyor. Ben de 37 yaşımda olduğum için bunu yapmak biraz zor gelmedi değil ilk başlarda… O sahneye çıktığımda da “becerememiş” dedirtmemek için baya bir zaman harcadım. Bale dersi aldım. 5-6 ders yetişkin bale dersi aldım. Oliver’ın bana çok yardımı oldu. Hatta onu bu konuda baya darladım.

Bu oyun bana ciddi anlamda çok büyük bir motivasyon kattı. Çünkü hiç bilmediğim bir şeyi öğrenip bunu sahneye taşımak bir şanstı benim için. Mesleğimizin en güzel taraflarından bir tanesi de bu. Balerin olmak hiç hayatımda yokken şimdi tamamen hayatımın içinde.

“İşe gittim, geldim, bitti” düşüncesinde değilsin. Devam ediyorsun, öğrenmeyi bırakmıyorsun.

Yok, hayır bırakmıyorum. Öyle bir şey olamaz. O rolü tamamen üstüne giymen lazım ki insanlar buna ikna olsunlar.

“SAHNEDE EKİP OLABİLMEK ÇOK ÖNEMLİ”

Rol arkadaşlarınla uyumun nasıl?

Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Sahnede 9 kişiyiz. Perde arkasında da bir o kadar kişi var ama sahne üzerindeki arkadaşlarla uyumun çok çok önemli, çünkü orada bir paslaşma söz konusu. Onu iyi tanıyıp, gözündeki ışıktan bir sorun olduğunu anlayıp aksiyon alman gerekiyor. Bizim aramızdaki uyum çok güzel oldu. Herkes birbirine çok saygılı, aynı zamanda birbirini çok seviyor ve yardımlaşma konusunda birbirimize sonsuz güven duyuyoruz. Ekip olduk. Ekip olabilmek çok önemli bir duygu… Ekip olabilmek birbirinin hatalarını kapatabilmeyi, onun için iyi olacak şeyi söylemeyi ve hatalarımızı konuşabilmeyi, buna bozulmamayı gerektirir. Bu çok değerli. Gerçekten büyük bir şans. Oyunlar çok keyifli geçiyor.

“PROVA YAPTIĞIMIZ SÜREÇTE BOŞ SALON BULAMADIK”

Halkımızın tiyatroya gitme yüzdesi arttı diye düşünüyorum. Özellikle son dönemlerde... Tiyatro izlemeyi öğrenebildik mi sence?

Bence öğrendik. Artık durum o kadar vahim değil. Aksine çok çok daha iyi bir durumdayız. Çünkü şöyle bir şey var, prova yaptığımız süreçte boş salon bulamadık ve bu tiyatro açısından çok güzel bir şey. Çok fazla oyunun çıktığının göstergesi.

Tiyatro sadece bu dönemde değil bundan 5-6 sene öncesine kadar seyircisinin çok fazla talep gösterdiği bir sanat dalı haline geldi. Oyunlarımız hep dolu geçiyor. Bilet bulunamıyor. Eskiden tiyatroya gitme adabı vardı. Giyiminden kuşamına kadar insanlar çok özenli olurlarmış. Tarih tekerrürden ibaret derler ya aslında bu da öyle bir şey.

Tiyatro oyunu seçerken kıstasların oluyor mu?

Oluyor tabii ki. İlla bir tiyatro oyunu diye o oyuna dahil olmak istemiyorsun. Oynayacağın rol ve ekibin çok önemli. Ekipten kastım aynı zamanda yönetmen de işin içine dahil oluyor. Oyun zamanı değil ama oyundan önce geçen 1,5-2 aylık süre içinde ailenden daha fazla gördüğün ve vakit geçirdiğin insanlar var ve bu insanların hayatına kattıkları çok önemli. O insanlarla ne kadar kaliteli vakit geçirdiğin çok önemli.

Çağatay Ulusoy rolü için 100 kiloya çıktı. Sen rolün için bunu yapar mısın?

Daha önce yapmışlığım var. Gerekirse alırım ve veririm. Ben “Papatyam”da oynarken yaklaşık 7-8 ay hamile rolü oynadım. Bir gün başlarda kadının göbeği çıkmaya başladı. Yönetmen, “Çiğdem çekiyorum ama bacakların altta çırpı gibi kalıyor, git biraz kilo al.” dedi. Canıma minnet kilo almak. Yaklaşık 5-6 kilo aldım. Çok keyifliydi. Sınırsız yiyordum. Hunharca yiyordum. O zaman gerekiyorsa alınır tabii, saygı duyulacak bir durum.

“SOSYAL MEDYA OLUNCA HADSİZLİK ÖZGÜRCE YAŞANIYOR”

Pek çok ünlü, kendilerine gelen özel mesajları ifşa ediyor. Siz de bu tarz mesajlar alıyor musunuz? İfşalamayı hiç düşündünüz mü?

İfşalamayı çok düşündüm. Söz konusu sosyal medya olunca hadsizlik özgürce yaşanan bir durum haline geliyor. Bazen başkasının fotoğrafını kullanıyor, başkasının adına yazıyor. Kadın zannediyorsun adam çıkıyor, adam zannediyorsun kadın çıkıyor. Kendisinde istediği gibi sana her şeyi söyleme hakkını görüyor.

Televizyon izlediğimizde, “Nasılsa bizi görmüyor, duymuyor” diyerek hakkında atıp tutuğumuz zamanlar vardı ya, bu da öyle bir durum. Bunu bir dönem şöyle yaşıyordum ben. Bir gün Nişantaşı’ndayım. Vitrinde bir şeye bakıyorum. İki tane kız geldi. Vitrine bakarken bana bakıyorlar. Camdan yansıyor, görüyorum. Çevremde dolaştılar ve “Abartıldığı kadar da güzel bir şey değilmiş” dediler ve gittiler. Ben duyuyorum. Sosyal medyada da bu böyle. Sahte bir hesabın arkasından bana söylediklerini sadece kendini tatmin etmek için söylüyorsun, küfür ediyorsun, hakaret ediyorsun, asılıyorsun falan… ben bunları görüyorum ve bu maalesef ki senin kalitesizliğini, bir şeylerin arkasına sığınıp vur-kaç yapmandan kaynaklanıyor.

“CİDDİYE ALDIĞIN İNSAN SENİ İNCİTİR”

Nasıl aşılıyor bu durum?

Aşılmıyor. Takmamayı, umursamamayı öğreniyorsun. Ciddiye aldığın insan seni incitir. Ciddiye almadığın insanların söyledikleri pek de önemli değil. Samimiyetle sana olan sevgisini belli bir üslup çerçevesinde dile getiren insanlar var. Onları da görüyorsun ve karşılıksız bırakmak istemiyorsun. Çünkü oradaki samimiyeti anlayabiliyorsun. Senin başarını veya sana duyduğu sevgiyi dile getiriyorsa, karşılık veriyorsun. Teşekkür ediyorsun. Bu insanı çok mutlu eden bir şey.

Gelen yorumları okuyor musun?

Hepsini okuyorum genellikle. Vaktim olduğu zaman hepsine bakmaya çalışıyorum. Belki aralarda atladığım çok oluyordur ama okumaya çalışıyorum.

2019 nasıldı?

2019 aslında güzeldi. Bana güzel şeyler kattı ve hayatıma güzel şeyler getirdi. Kendi çapında sınavları da oldu. Her senenin vardır böyle sınavları. Hayatımızda var olan şeylerin farkında değiliz. Şu an hayatımızda var olan şeyler belki 5-6 yıl sonra maddi ve manevi olarak hayatımızda olmayacak. Sağlık, aile ve paran var mı? Evet. Bunlara şükretmek lazım.

2019 sınavlarıyla geldi ve gidiyor. 2020’de de böyle olacak. Önemli olan bunlarla nasıl başa çıktığın. Ben şükredebileceğim bir yıl yaşadım. Daha da şükredebileceğim bir 2020 bekliyorum.

Politik cevaplar veriyorsun bazen ama insan bir şey diyemiyor. İyi açıklıyorsun.

Politik değil aslında, gerçekten bakış açım bu. Akşam yatağa yattığında hayatında var olan şeyler için şükredebiliyorsan, şükret. “Keşke”yi yaşayacağını bile bile neden şu an ki durumdan nefret edesin ki?

Bugüne kadar söylediğin bazı sözleri konuşalım biraz da…

Hadi bakalım.

“Oyunculuk yapmazsam hiçbir şey yapmam büyük ihtimalle” demişsin. Dedin mi böyle bir şey?

Demişimdir. Ama dikkat edelim, “büyük ihtimal” demişim, “asla” dememişim. Oyunculuğa aşığım. Gerçekten mesleğime aşığım. Sevdiğin işi yaparsan asla çalışmazsın. Ben hiçbir zaman çalışmadım. Ben hobimi yapıyorum ve bu hobim bana para kazandırıyor. Çocuklara her zaman diyorum ki hayatınızdan herkes ve her şey gider ama işiniz kalır ve o işinizle bir ömür yaşamak zorunda kalırsınız. Bu yüzden kesinlikle sevdiğiniz işi yapın.

“Kış çocuğu değilim. Çok üşüyorum” da demişsin…

Evet, gerçekten çok üşüyorum. Sürekli üşüdüğüm için evde kombi sonuna kadar yanıyor. Ben temmuz çocuğuyum.

Yokuş fobin mi var?

Evet, bende yokuş fobisi var. Kendimi güvende hissetmiyorum. Bu yüzden kayak yapamıyorum.

“Önceden yazardım, atardım ve silerdim. Zamanla yaşadıklarımızın yoğunluğuyla bunları biriktiriyorum. Paylaşmıyorum. Sadece çevreme okutuyorum” diye sözün var…

Toylan’a okutuyorum genelde... Daha önce yazdıklarımı onunla da paylaşıyorum. Yazdıklarım şarkı sözüne dönmeye başladı. Bestelerse güzel şeyler çıkacak.

Takvimlerden bağımsız olabilseydin şu an kaç yaşında olurdun?

7 yaşında olurdum.

Öncesi ve sonrası olmasa sorunun, sadece “neden” desem?

Ben öyle istediğim için.

“YAPTIĞIN İŞİ TOPLUMUN ALKIŞLAMASINI İSTİYORSUN”

Bir sanatçı için el alem ne der kaygısı var mıdır?

Vardır. Çünkü yaptığın işi topluma yapıyorsun ve toplumun o işi alkışlamasını ve eleştirmesini istiyorsun.

Çantanı hazırladın. Yola çıktın. Teksin. Daha önce gitmediğin ve görmediğin bir şehir. Bir teyze geldi ve başını omzuna yasladı. Ona hangi hatanı anlatırdın?

Bunu burada mı anlatacağım? Yok artık.

Mesajlaşmak mı, aramak mı?

Aramak.

Trip mi, kavga mı?

Kavga.

Satın almak mı, kiralamak mı?

Satın almak.

Komedi mi, dram mı?

Komedi.

Abiye mi, spor mu?

Spor.

Gündüz mü, gece mi?

Gündüz.

Pop mu, rock mı?

Pop.

Kış mı, yaz mı?

Yaz.

Twitter mı, Instagram mı?

Instagram.

Deniz mi, havuz mu?

Deniz.

Yazlık mı, otel mi?

Otel.

Kredi kartı mı, nakit mi?

Nakit.

Salıncak mı, kaydırak mı?

Salıncak.

Kitap mı, film mi?

Film.

Aşk mı, sevgi mi?

İkisi de.

Baklava mı, pasta mı?

Pasta.

İlk adımı atmak mı, beklemek mi?

Duruma göre.

Yağmur mu, kar mı?

Yağmur.

Gül mü, papatya mı?

Papatya.

Kır düğünü mü, nikah mı?

Nikah.

Bodrum mu, Çeşme mi?

Bodrum.

İnternetten alışveriş mi, mağaza mı?

İnternetten.

Zeki erkek mi, yakışıklı erkek mi?

Zeki erkek.

Harcamak mı, biriktirmek mi?

Biriktirmek.

Hediye almak mı, hediye vermek mi?

Hediye almak.

Lise yılları mı, üniversite yılları mı?

Üniversite.

İntikam mı, Allah’ından bulsun mu?

Allah’ından bulsun.

Fasıl mı, eller havaya mı?

Duruma göre değişir.

Koltukta uyumak mı, yerine yatmak mı?

Yerine yatmak.

Görünmez olmak mı, uçmak mı?

Görünmez olmak.

Pijama mı, gecelik mi?

Pijama.

KATEGORİNİN DİĞER VİDEOLARI
Önerilen Videolar