
Bundan yüzlerce yıl önce bayramlar nasıl kutlanıyordu? Osmanlı'nın eski bayramlarını seyyahlar şöyle anlatıyor: |
Bayramdan bir gün önce şehirde hummalı bir hazırlık başlıyor. İnsanlar çarşılara akın ediyor, bayram için ihtiyaç duyduklarını alıyor. Herkes tatlı bir telaş içinde oluyor. |
Gün daha yeni doğarken bir anda şehirde top sesleri yükseliyor. Kalelerden ve gemilerden atılan toplar bayramın başladığını haber veriyor. |
Minarelerden ezan sesleri yükselirken İstanbul'un dört bir yanından insanlar camilere doğru akıyor. O büyük kalabalık şehri insan seline dönüştürüyor. |
Seyyahlar, bayram namazında herkesin büyük bir düzen içinde saf tuttuğunu anlatıyor. Fakiri, zengini, askeri, yöneticisi herkes yan yana duruyor. |
Seyyahların dikkatini en çok çeken şey ise o derin sessizlik. İmam konuşurken kimse kıpırdamıyor, ses çıkarmıyor. Herkes büyük bir saygı ve dikkatle ibadete katılıyor. |
Namazdan sonra şehir bambaşka bir havaya bürünüyor. İnsanlar en güzel kıyafetlerini giyiyor ve günler süren eğlenceler başlıyor. |
Sokaklarda dolaşan satıcılar küçük şişelerde güzel kokular satıyor. Bayram yerleri gülüşlerle, seslerle, hareketle dolup taşıyor. |
İnsanlar birbirlerine tepsiler dolusu tatlılar gönderiyor. Kimin kime hediye götüreceği bile geleneklerle belirleniyor. |
Sokaklarıyla, meydanlarıyla, insanlarıyla şehir baştan sona bayram oluyor. Seyyahlar bu tabloyu sadece bir bayram değil büyük bir buluşma olarak anlatıyor. |