Başkan Erdoğan'dan Zengin İslam Ülkelerine Zekat Çağrısı

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İslam İşbirliği Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı'nda konuştu. Başkan Erdoğan konuşmasında, zengin ve fakir müslüman ülkeler arasındaki farklara dikkat çekerek 'En zengin İslam ülkesiyle en yoksul arasında milyonlarca fark var. Sadece zekat müessesini işletsek fakir kalmaz' ifadelerini kullandı.

Eklenme Tarihi: 08.12.2019 16:03 - Güncelleme Tarihi: 08.12.2019 16:10
HABER

Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

İslam İşbirliği Teşkilatı Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansının ülkelerimiz, girişimcilerimiz ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Genel Sekreterlik ve İslam Kalkınma Bankası başta olmak üzere Teşkilatımızın bu ilk Üst Düzey Kamu-Özel Yatırım Konferansının düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Konferansa verdiği katkılar dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimizi özellikle tebrik ediyorum.

İki gün boyunca sürecek konferans sırasında inşallah verimli tartışmalar, istişareler yapacaksınız. İslam ülkeleri arasındaki yatırımların artırılması için atılacak adımları, ticaret savaşları gibi yüzleştiğimiz tehdit ve fırsatları konuşacaksınız. Küresel ekonomik görünümü değerlendirecek ve biz devlet adamları için ufuk açıcı kararlar alacaksınız. Şimdiden konferanstan çıkacak kararların İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi tüm ülkeler için yol gösterici olmasını diliyorum.

'ALINAN KARARLARIN TATBİK EDİLMESİ, UYGULAMAYA DÖNÜŞMESİ DE GEREKİR'

Burada her fırsatta altını çizdiğim bir hususu tekrar vurgulamakta fayda görüyorum. İstişarenin gayesine ulaşabilmesi için samimiyetle yapılmasının yanı sıra alınan kararların tatbik edilmesi, uygulamaya dönüşmesi de gerekir. Bu açıdan tartıştığımız, konuştuğumuz ve karara bağladığımız hususları hep birlikte kuvveden fiile geçirmemiz son derece önemlidir.

Toplantılarımız, ancak bu şekilde değerlendirildiği zaman hakiki anlamını bulacak, ümmetin dertlerine deva üreten platformlara dönüşecektir. Diğer türlü yapılan çalışmaların, burada alınan kararların etkisi çok sınırlı kalacaktır.

İnşallah sizlerin, bizlerin ortak gayretiyle, kendi alanında bir ilki teşkil eden İslam İşbirliği Teşkilatı Üst Düzey Kamu-Özel Yatırım Konferansının bu manada da iyi bir örnek olacağına inanıyorum.

'İSLAM ÜLKELERİNİN DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ TOPLAM PAYI YÜZDE 10’U DAHİ BULMUYOR'

Müslümanlar olarak 1,7 milyar gibi muazzam bir beşeri kaynağa sahibiz. Şu an dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 24’ü İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin vatandaşlarından oluşuyor.

Nüfus yanında, doğal kaynakları ve stratejik konumuyla da İslam ülkeleri gerçekten büyük bir potansiyel barındırıyor. Burada sahip olduğumuz kapasiteyi göstermesi bakımından bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün dünya petrol üretiminin yüzde 65’i, doğal gaz üretiminin yüzde 55’i, doğal kauçuk üretiminin yüzde 70’i, bilinen uranyum yataklarının yüzde 40’ı İslam ülkelerindedir. Ayrıca hurmanın yüzde 93’ü, Hindistan cevizinin yüzde 35’i, buğdayın yüzde 15’i, pirincin yüzde 17’si, baharatın yüzde 39’u da yine Müslümanlar tarafından üretiliyor.

Bu tabii zenginliklerin yanı sıra İslam ülkeleri, coğrafi olarak dünya ticaret yollarının tam merkezinde yer alıyor. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Süveyş Kanalı, Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı stratejik bağlantı noktalarından sadece birkaçıdır. Ancak tüm bu imkanlara rağmen İslam ülkelerinin dünya ekonomisindeki toplam payı yüzde 10’u dahi bulmuyor.

Çok daha vahimi İslam İşbirliği Teşkilatı nüfusunun yüzde 21’i, yani 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk şartlarında hayata tutunmaya çalışıyor. Milli gelir ve gelişmişlik seviyesi açısından da ülkelerimiz arasında çok ciddi uçurumlar olduğunu görüyoruz.

'SORUNLARIMIZI GÖRMEZDEN GELMENİN HİÇ KİMSEYE FAYDASI YOKTUR'

En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor. Demek ki Müslümanlar kendi aralarında Zekat müessesesini de çalıştırmıyor. Sadece Müslümanlar kendi aralarında Zekâtı verecek olsa, İslam ülkelerinde fakir kalmaz fakir.

Coğrafyamızın bir yanı lüks ve şatafat içinde yaşarken, diğer tarafında açlık, kıtlık ve fakirlik hüküm sürüyor. Halbuki, dünya nüfusundaki payı yüzde 7’nin altında olan Avrupa Birliği’nin dünya ekonomisindeki payı yüzde 22’den fazladır. Yalnızca 330 milyon vatandaşı olan Amerika Birleşik Devletleri tek başına dünya ekonomisinin yüzde 24’ünü oluşturuyor.

Küresel sabit sermaye yatırımları 20 trilyon doların üzerine çıkmışken, İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerinin toplam sabit sermaye yatırımları 1,5 trilyon dolar civarındadır.

Bu rakamlara baktığımızda ortada çok büyük bir dengesizliğin, çarpıklığın olduğu gayet açıktır. Bu tablo aynı zamanda bize samimi bir özeleştiri yapmamız gerektiğine de işaret ediyor. Zira sorunlarımızı görmezden gelmenin, yok saymanın hiç kimseye bir faydası yoktur, olmayacaktır.

Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben bir dost olarak belki acı söylüyorum ama gerçeği söylüyorum.

KATEGORİNİN DİĞER VİDEOLARI
Önerilen Videolar