• $ 5,4411
  • € 6,2144
  • 230.677
  • 103.906
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

‘Her duvar bir kapıdır.’

1

Evet, dedim.
Evet, yazdım.
Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin içine doğru kara harekatında bulunmasının kaçınılmaz ve doğru olacağını ifade ettim, bir önceki yazımda…
Gördüm ki; kimilerince/bazılarınca bu tavrım; delikanlı hamaseti, savaş kışkırtıcılığı, ölü seviciliği v.s. şeklinde mütalaa edilmiş.
2
Söz konusu yazının gazete saifesine düştüğü sıralar da, Çarşamba gecesi Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü’nün şahsında Belediye’nin davetlisi olarak Çorum Devlet Tiyatro Salonu’nda, ‘Küresel Barış Vizyonu’ başlığı altında sohbet halindeydik.
Ankara-Çorum seyahatini birlikte yaptığımız Erhan ve Cengiz beylerle beraber, salondaki dostların şahitliği ile o gece, orada, barışa ve savaşa dair neler söylediğimi, bu kez okuyucularla paylaşmak kaçınılmaz oldu anlaşılan.
Orada dedik ki; Ademoğlunun insan olmaklığı, yaratılışında ‘bozgunculuk yapmak’ ve ‘kan dökmek’ vasıfları olmasına karşılık, aklını ve bilgiyi kullanarak barışı tesis etmesiyle kaimdir.
Yani insan, aklını ve bilgiyi kullanarak, barışı tesis edip, huzuru ve sulhu sağlamakla ‘eşref-i mahlukat’ olacağı gibi; akılsızlık ederek savaşa yol açtığında ise hayvanlardan daha aşağı bir dereceye düşebilir… dedik.
Ve de söylediklerimizin altını çizmek babında yüz sene önce yine bu topraklarda söylenmiş bir sözü o salondaki dostlarla paylaştık: “Siz hiç 300.000 tane akrebin veya yılanın karşılıklı saf tutarak birbirleriyle savaştığını veya insanlara saldırdığını duydunuz mu? (gördünüz mü?) Ama insanoğlu bunu yapar. (yapmıştır, yapabilir)”
Yani, benim için, değil on, yüz, bin, üçyüzbin kişinin kanının dökülmesi, canının alınması, bir kişinin dahi taammüden tırnağını kırmak aşağılıktır, hayvanlıktır, pistir, kötüdür.
Ayrıca, klasik anlayışın hilafına, Yüce Kitap’ta zikredilen “düşmanın atları gibi atlar yetiştirin” emri ilahisin de asıl amacın caydırıcı kuvvetler (ordular) oluşturun’a işaret olduğuna inanırım; her halükarda düşmanla savaşın şeklinde değil.
3
İmdi; “düşmanın atları gibi atlar yetiştirmek”, yani zamanın ve ortamın şartlarına uygun ordular kurmak eğer caydırıcı bir fonksiyon görmüyorsa; karşımıza duruma mümasil yeni sorular çıkar.
Şöyle ki; eğer ordular caydırıcı olmuyorsa, orduyu fesih mi edeceğiz ya da boşu boşuna beslemeye devam mı edeceğiz?
Veya, bütün uyarı, ikaz ve tehdide rağmen düşman azgınlığa, yeryüzünde fitne ve fesat çıkarmaya devam ediyorsa ne yapacağız?
Perşembe günkü yazımıza gelen eleştirilerden birinde deniyor ki; (mealen ve özetle) “Çevremizdeki ve dünyadaki bütün güçlerle kavgalı haldeyiz. Dakika geçmeden cephe ve düşman sayısını azaltmalıyız.”
Eyvallah, eğer, kavga etmeden ama ayrıca, rezil ve rüsva olmadan, diz çökmeden, kişilik ve onurumuzu çiğnetmeden, düşmana yaltaklanmadan ve hatta kendimizi inkar etmeden; cephe ve düşman sayısını azaltmak mümkün de yetkililer ve karar vericiler bunu yapmıyorsa onlar ahmaktır, aptaldır.
Ama biliyorum ve inanıyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti (Hükümeti) bütün bu yolları denemesine rağmen, dünya azgınlarının iştahını doyuramamış, saldırganlığını giderememiştir.
Ayrıca devlet, mevcut ortamın, günlük nedenlere dayandığı kadar, tarihi bir hesaplaşmanın gereği olduğunu da bilmektedir; diye düşünüyor ve inanıyorum.
4
Son söz mü? Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün yaptığı,
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan özgürlük ve istiklal mücadelesini devam ettirmekten başka bir şey değildir.
Bugün itibariyle her tarafımıza duvar örülmüş olabilir. Ama unutulmamalıdır ki; ‘her duvar bir kapıdır.’

Hüseyin Besli Diğer Yazıları

Köylüler yaşanan deprem sonrası o anları anlattı

Denizli 5,5 ile sallandı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Diriliş Ertuğrul'da 'Osman Gazi' sürprizi

Türkiye'den İran ile ortak operasyon açıklaması: PKK/PJAK'a karşı ortak operasyon başlatıldı