HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,4005
  • 6,1625
  • 212.373
  • 91.686

Eskiden ‘pavyoncu’ denirdi, şimdi en gözde sektör

 

Türkiye’nin önemli işadamlarının yatırım için son gözdesi yeme-içme sektörü. Patronların yatırımlarını yönlendirdiği bu sektör kısa sürede nasıl büyüdü? Turizmde yapılan yatırımların ardından İstanbul, dünya ‘entertainment haritasına’ ismini kalıcı bir şekilde yazdırdı. Bunda şehrin tarihi ve coğrafi güzelliklerinin yanı sıra, büyüyen ve gelişen yeme-içme sektörünün de payı büyük…‘Yeme içme’nin ‘sektör’ olarak görülmesi henüz çok yeni bir algı. Aslında eski lokantacı ve barcıların yeni adı bu. Bir zamanlar, hor görülen işin personeli şimdilerde el üstünde tutuluyor. Eskiden bu işle uğraşan aşçı, garson ve şefler itibar sahibi değildi. Barcılardan hiç mi hiç söz etmiyorum! 

Onlara ‘pavyoncu’ denilip kız bile verilmezdi! Ama artık işler değişti. Bu işin mutfak tarafı ‘gastronomi’ salon tarafı ise ‘işletme’ uzmanlığında yapılıyor. Belki de futbolculardan sonra en çok transfer teklifini sektörün aşçı ve işletme müdürleri alıyor. Üniversite sınavlarında gastronomi bölümlerinin puanı neredeyse mühendislik bölümlerine yaklaştı. Yabancı dil bilen salon personelinin kalifiye olanları kendince marka oldu. 

HOLDİNGLER SEKTÖR YAPTI

Tabii işin sektöre dönüşmesinde en önemli pay, holdinglerin bu işe yatırım yapmaları. İrili ufaklı birçok işadamının hobisi olan bu sektör, iki yıl önce Ferit Şahenk’in sahibi olduğu Doğuş Grubu’nun sektördeki iştiraki D.ream’i kurmasıyla başladı. Şahenk, hem yurtiçinde hem de yurtdışında birçok önemli markayı D.ream bünyesine kattı. Doğuş Grubu’yla başlayan bu etki yeme-içme sektörünü bir yılda yüzde 45 büyüttü. Ardından Atasay’ın patronu Cihan Kamer Kuruçeşme’de Huqqa ve The Market’ı açtı. Azeri işadamı Mubariz Mansimov Gurbanoğlu Palmarina’yla Türkiye’nin ilk megayat marinasını açarken, Billionaire ve Cipriani gibi önemli markaları da hem İstanbul hem de Bodrum’a getirtti. Pegasus Hava Yolları’nın sahibi Ali Sabancı ise Günaydın’la anlaşmak üzere. Sabancı, Günaydın’la anlaşmayı başarırsa markayı dünyanın önemli metropollerine taşıyacak… Sektöre yatırım yapan sadece işadamları olmadı. 90’lı yılların siyasetine damga vuran Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın oğulları da restoranlar açtı.
Bütün bunların ışığında yurtdışından birçok önemli marka Türkiye’de şube açmak için can atıyor. Onları buraya getirmek için sadece ülkemizdeki şirketler değil, Kuveyt, Lübnan ve Birleşik Arap Emirliği merkezli büyük holdingler önayak oluyor. Al Shaya, Azadea ve Universal Food Company şimdiden birçok dünya markasını ülkemize getirdi…
İşin neresinden bakarsanız bakın sektörün bu kadar gelişmesinde en büyük faktör ekonomi. Ekonominin olumlu yönde ilerlemesi Türk insanının hayat tarzını da değiştirdi. Eskiden özel bir buluşma söz konusu olduğunda dışarıda yemek yenirken şimdilerde ise sosyalleşmenin ana temeli oldu. Tatillerini yurtdışında yapan kitle, kendi gustosunu geliştirince sektörde bunu paralel gelişimler gösterdi. 

ÖĞLE YEMEKLERİNE ‘NEW YORK KONSEPTİ’ 

Zorlu Center’ın açık alanında bulunan dünya markası restoranlara ilgi şimdiden büyük. Diğer mekânlardan önce hizmete açılan Perla ve Morini şimdiden şehrin en popüler noktalarından oldular. Bu popülerlikte yemek ve konseptin başarısı olduğu kadar İstanbul elitlerinin şimdiden buraları buluşma noktası olarak Belirlemesi de var. Özellikle Morini herkesin dilinde. Markanın sahibi Micheal White, NYC’nin en etkili şeflerinden biri. Soho’dan sonra ilk Morini’nin Zorlu Center’da açılması da markaya olan ilgiyi daha da arttırdı. Bir zamanlar Gina ve Masa’nın sahip olduğu öğle yemeği buluşması etkisini şimdilerde Morini uyandırıyor. Dış cephe diğer mekânlara göre daha küçük. Bu durum ambiyans oluşturma konusunda avantaja dönüştürülmüş durumda…

VINE FENOMENLİĞİ KAÇ PARA?

“Herkes birgün 15 dakikalığına şöhret olacak!” Andy Warhol’un bu sözü söylerken meseleye daha rasyonel baktığına eminim. Bugünlerde Warhol’un sözündeki 15 dakikalık süre 6 saniyeye inmiş durumda. Onlara 6 saniyede şöhret kapılarını açan sosyal paylaşım sitesinin ismi ise Vine. Kendisine bu sitede 10 bin takipçiyi bulana hemen ‘fenomen’ yaftası yapıştırılıyor. Fenomenlere hemen menajerler bulunuyor. Bunların adına partiler yapılıyor, ücret karşılığında ‘advertorial’ vine’lar çekiliyor. İşin enteresanı ise bu kadar özgür bir mecrada bile rekabet olmaması. Vine fenomenleri hepsi birbiriyle arkadaş olmuş. Bir şeye destek de veriyorlarsa köstek de olacaklarsa birlikte karar alıyorlar. Bu arada bir Vine’ı 750 liraya çektiklerini de duydum.

Brezilyalı bir pilot, Mekke üzerinde uçarken Kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldu.

Brezilyalı pilot, Mekke semalarında uçarken Müslüman oldu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

2019 resmi tatil iş takvimi 2019'da kaç gün tatil var

İzin kullanacaklar bu haklarınıza dikkat

En Çok Okunanlar