• $ 5,6512
  • € 6,2713
  • 271.003
  • 95286.2
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Muhafazakarlık ve otoriterizm

Sosyal bilimlerin kullandığı kavramların, üretildiği toplumsal şartların dışına taşınıp başka tarihsel ve toplumsal ve şartlara aktarılması, oldukça sorunlu bir durumdur. Bizde ister bilimsel çalışmalarda, isterse medyada bir tür “kavram fetişizmi” yapanlar, toplumu kendi tarihselliği dışında bir nesne gibi gördükleri için, tamamen farklı durumların açıklamasında kullanılan kavramları transfer edip, yerli yersiz kullanmakta sınır tanımamaktadırlar.

Mesela, ABD’de yapılan politik psikolojik çalışmalardan kalkarak muhafazakârların “negatif imaj seçici” bir eğilime sahip olduğunu ifade edip, netice itibariyle “muhafazakârların psikolojik olarak değişimden korktuğunu, değişimi tehdit olarak algıladığını” söyleyerek bunu Türkiye’ye uyarlayanlara rastladığınızda ne düşünürsünüz?

Kavramlar neyi anlatır?

Şekil olarak bu tür kavramların kullanımında, “bilimsel bir tutum benimsemiş” gibi göründüğü için, bu tür psikolojik- sosyal yorumları yapanların, değerli bir şey yaptıklarından dahi söz edilebilirdi. Oysa meselenin, şekle indirilemeyecek bir ciddiyeti vardır. Hiçbir kavram, hiçbir teorik yaklaşım toplumsal bağlamı hiçe sayan bir kullanımla, herhangi bir bilimsel açıklamanın parçası olamaz. Çünkü hiçbir tarihsel toplumsal sorun, politik psikoloji laboratuarında yapılan testlere benzemez.
Çözüm süreci başlamadan epeyce önce, bu meseleye çözüm aramak isteyen bir kuruluş İstanbul’da bir sempozyum düzenlemişti. O toplantıda konuşan ve ünlü olduğu söylenen bir politik psikoloji uzmanı, kendisinin dünyanın birçok yerinde bu tür etnik problemlerin çözümüne katkıda bulunduğunu söyleyerek, mutlaka bir diyaloğa ihtiyaç olduğunu ifade ediyordu. Çatışan taraflar arasında bir diyalog başlatılırsa, bu diyaloğu çözüme dönüştürmek mümkündü. Kısaca önerisi şuydu: “Çatışan taraflara diyalog imkânı verirseniz ben onlarla görüşmeler yapıp bir masa etrafında çatışanları uzlaşmaya götürecek teknikleri uygulayarak çözümü sağlayabilirim”. Ona göre mesele sadece bir diyalog kurma meselesi değil “tarafların politik psikolojik tatmin” arayışlarına karşılık vermekten geçiyordu.

Gerçek

Temeldeki “siyasal olayı” anlamadan, çatışan tarafların “politik tatmin arayışı” gibi psikolojik analizin bir işe yaramayacağını, bu uzmana anlatmak kolay değildi. Nitekim çözüm süreci ortaya koymuştur ki sorun sahada “çatışan taraflar arasında” olmanın çok ötesindeydi. Örgütlü uluslararası ilişkiler bağlamını, devletin etnik meseleye bakışını, yani güvenlik politikası anlayışını oluşturan şartları aşmadan, örgütün stratejisini etkisizleştirecek bir yaklaşım geliştirilmeden çözüme gitmek mümkün değildi. Çözüm süreci, bütün bu şartları değerlendiren “bir stratejinin eseri” olarak uygulandığı için bugüne kadar başarıyla yürümüştür.
Muhafazakârlığı değişime karşı olmakla tanımlamak, buradan kalkarak içine kapanıp yenilikleri reddetmek üzere “otoriterleşme sürecine girmelerini zorunlu bir ilişki biçimi olarak” öngörmek Türkiye gerçeğine uymamaktadır.
Oysa bilindiği üzere, Türkiye’nin son yüzyılında demokratikleşme, ekonomik kalkınma gibi büyük değişim projelerini uygulamaya sokmak bütün dirençlere rağmen muhafazakâr partilerin ve siyasetçilerin eseri olmuştur. Çünkü Türkiye’de muhafazakârlık ve demokrasi arasında kurulan bağ “otoriter cumhuriyetçi - laisist” anlayışa karşı yükselen bir “siyasal değişim talebi” olarak ortaya çıkmıştır. Görüldüğü gibi sosyal bilimlerin kavramlarını teorik zemininden uzakta, keyfi olarak kullanmak ne bilimsel bir tutumdur ne de düşünsel bir değeri vardır.
Yaşanılan bütün zorluklara rağmen tüm Türk ve İslam âleminin acılarının paylaşıldığı bir bayram olması dileğiyle Ramazan bayramınızı tebrik ederim.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Bin yıllık yol

24.07.2014

İsrail sorunu

17.07.2014

<p>Erzurum’un Çırçır Mahallesi’nde ailesi ile birlikte yaşayan 83 yaşında ki Necati Tutaş, sesi ile

´Türkiye Fenomeni´ 83 Yaşındaki ´Dadaş Necati´ Dinleyenleri Mest Ediyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Bir yanda okyanus diğer yanda çöl: Moritanya

Selde ıslandılar, bakın kurutmak için ne yaptılar?