• $ 5,9194
  • € 6,5351
  • 284.653
  • 93981.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Kızıl Elma ülküsü nedir? Kızıl Elma ne anlama geliyor? Kızıl Elma neresidir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kızıl elmamız da muasır medeniyetler seviyesinin üstünde büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasıdır” sözlerinin ardından Kızıl Elma nedir? Kızıl Elma neresidir? Soruları bir kez daha internette çok arananlar arasında. Peki tarihte Kızıl Elma ülküsü ne anlama geliyor? Kızıl Elma’nın kelime anlamı ne? İşte tarihi kaynaklarda Kızıl Elma

 Kızıl Elma, eski çağlardan beri Türk cihan hâkimiyeti idealini sembolik olarak ifade eden bir kavram. Kızıl Elma konusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü açıklamalarının ardından bir kez daha gündemde. Peki, Kızıl Elma ülküsü nedir? Kızıl Elma neresidir, ne anlama geliyor. Kızıl Elma’nın kelime anlamı ne?

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: BİZİM KIZIL ELMAMIZ…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı 100. Yıl Törenleri kapsamında yaptığı konuşmada “Sevgili genç kardeşlerim, unutmayın her milletin bir hedefi, davası uğruna ölümü göze aldığı bir kızıl elması vardır. Bizim kızıl elmamız da muasır medeniyetler seviyesinin üstünde büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasıdır. Tarih yazan, çağ açıp çağ kapatan tüm insanlığın umudu bu milleti tekrar liderliğe taşımaktır” dedi. Peki, Kızıl Elma nedir? Kızıl Elma neresidir?

KIZIL ELMA NEDİR, KIZIL ELMA NERESİDİR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü ettiği Kızıl Elma ilgili ilgili Türkiye Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi'nde geniş bilgiler yer alıyor. İşte Kızıl Elma ilgili Orhan Şaik Gökyay’ın kaleminden tarihi bilgiler:

TARİHTE KIZIL ELMA

En eski kaynaklardan başlayarak kızılelma tabirinin nereden geldiği açıkça belirtilmeksizin “erişilmesi istenen ülkü, elde edilmesi amaçlanan muhayyel yer” anlamında kullanıldığı görülmektedir. Bazı araştırmacılar, tabirin köklerinin Uzakdoğu’da mitolojik çağlara kadar uzandığını ortaya koymaya çalışırken bir kısmı da insanlık tarihi kadar eski olan bu motifin Batı dünyasında da mevcut olduğunu belirtir. Bazı çağdaş araştırmacılara göre ise ilk defa Orta Asya’da Türkler arasında doğan bu ülkü, Ergenekon destanında Ergenekon’dan dışarı çıkma ve kaybedilmiş olan eski yurdu tekrar ele geçirme ideali şeklinde görülür.

OĞUZ TÜRKLERİ İÇİN KIZIL ELMA

Kavram zamanla, gerçekleştirilmesi düşünülen idealleri ve zaptedilmesi gereken yerleri belirleyen bir sembol haline dönüşür. Orta Asya’da Oğuz Türkleri için kızılelma, hangi yöne giderlerse gitsinler hedefleri ve kazandıkları zaferin adı haline gelir. 

BATI KAYNAKLARINA GÖRE KIZIL ELMA: ROMA

Batı kaynaklarında asâ ile birlikte hükümdarlık alâmeti olarak kullanıldığı belirtilen kızılelma bazılarına göre İtalya’da Roma şehri, bazılarına göre de Roma’daki Saint Pierre Kilisesi’nin üzerinde bulunan ve denizden de görülebilen altın yaldızlı küre ya da bu kilisenin üstü kırmızı bakırla kaplanmış kubbesidir. Ancak bu ideal Osmanlılar’da biraz daha farklı bir anlam kazanır. Oğuzlar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından Roma ve Bizans imparatorluklarının hâkimiyeti altındaki ülkelerin fethedilmesiyle Türkler’in cihan hâkimiyetinin gerçekleşeceği düşüncesine varılması birbirini tamamlayıcı mahiyette ideallerdir. Bundan dolayı özellikle İstanbul’un fethi bir anlamda kızılelma idealinin gerçekleşmesi şeklinde yorumlanmıştır. 

AYASOFYA ÖNÜNDEKİ KÜREYLE İLGİLİ RİVAYETLER

Bizans döneminde Ayasofya’nın önünde dikili bir sütun üstünde at üzerindeki Iustinianos heykelinin elinde altından bir küre bulunmaktaydı. Bu şekilde bütün dünyayı hâkimiyeti altında tuttuğuna inanılan imparatorun elindeki kürenin (kızılelma) yere düşmesi, Bizans da dahil birçok ülkenin Türkler tarafından zaptedileceğine ve imparatorluğun çöküşüne işaret sayılmıştı. Ayrıca burada yer alan bir kitâbede, “Bu top benim elimde durduğu sürece dünyaya sahibim” sözlerinin yazılı bulunduğu; Iustinianos’un, “Beni yıkacak kimse buradan geçecektir” dediği de rivayet edilmektedir. Bizans halkı tarafından imparatorun sağ elinin sihirli bir güçle donanmış olduğuna, sol elinde bulunan altınla kaplı bronz kürenin de devletin refah ve ıstırabını sembolize ettiğine inanılıyor, şehirde yaşayan halk zaman zaman heykelin önüne gelip ümit ve korkuyla şehrin geleceğini düşünüyordu. 1317’de kürenin üzerindeki haç bir fırtınada düştüğü zaman halk büyük bir korkuya kapılmış, daha sonra elma biçimindeki top da düşüp parçalanınca bundan yakında devletin parçalanıp yıkılacağı mânası çıkarılmıştır.

RİVAYETE GÖRE FATİH SULTAN  MEHMET ŞEHRİ KUŞATINCA…

 Diğer bir rivayete göre de heykelin elindeki top Fâtih Sultan Mehmed’in İstanbul’u kuşatmasından kısa bir süre önce düşmüş, İmparator Konstantin iki defa onu tekrar yerine koymayı denemişse de başaramamıştır. Bazı hıristiyan seyyahlara göre cihan hâkimiyetinin tılsımını taşıdığına inanılan altın küre Bizans İmparatorluğu’nun uğuru sayılıyordu. XV. yüzyılda heykelin yıkılması ve kürenin yere düşmesi birçok ülkenin elden çıkacağına, bu ülkelerin Türkler tarafından fethine ve imparatorluğun çöküşüne işaret sayılmıştı. Gerçekte ise bu elma (Reichapfel) İstanbul’un Türkler’ce fethinden çok önce kaybolmuştu. Seyyah Clavijo, 1403’te bunun hâlâ yerinde olduğunu söylerken Bavyeralı Knappe Schiltberger 1427’de artık onu orada görememiştir. Evliya Çelebi ise Hz. Muhammed’in doğumu sırasında Nemrud’un ateşkedesinin söndüğünü, Tâk-ı Kisrâ ile birlikte Ayasofya ve Kızılelma-yı Rûm Kubbesi’nin de çöktüğünü yazmaktadır. 

OSMANLI PADİŞAHLARINCA HÜKÜMDARLIK ALAMETİ

Kızılelma Osmanlı padişahlarınca da hükümdarlık alâmeti sayılmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Osmanlı padişahları albümünde Çelebi Sultan Mehmed’den III. Murad’a kadar sekiz padişahtan yedisinin elinde birer elma resmedilmiştir. Fâtih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve II. Selim bu elmaları sol ellerinde, diğerleri sağ ellerinde tutmakta, Yavuz Sultan Selim’in ise iki elinde iki elma bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kaynaklarda, Fâtih Sultan Mehmed devrinden başlayarak III. Selim dönemine kadar Türk askerlerinin dillerinden düşürmediği, “Padişahım, biz senin uğrunda ta Kafdağı’nın ötesine, kızılelmaya dek varırız” sözleri Osmanlılar’ın ebedî saltanatının bütünlüğü anlamında kullanılmıştır.

‘KIZIL ELMA SEFERLERİ’

İstanbul’un fethinden sonra Türk milletinin hedef ve ideali Roma’ya yönelince burası bir kızılelma olmuştur. Fâtih Sultan Mehmed’in veziri Gedik Ahmed Paşa’nın Otranto Seferi, Kanûnî Sultan Süleyman’ın Korfu ve Pulya seferleri, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Reggio seferi, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Viyana Kuşatması hep kızılelma idealiyle açıklanmaya çalışılmıştır. 

Kosova Meydan Savaşı’nın kazanılıp Sırbistan’ın Osmanlı topraklarına katılmasında önemli rol oynayan ve babasının yerine tahta geçen Yıldırım Bayezid cülûs tebriği için Edirne Sarayı’na gelen Venedik, Ceneviz ve diğer İtalyan devletlerinin barış ve ticaret anlaşmalarını yenilemek isteyen elçilerine, Osmanlı Devleti sınırları içinde ticaretin tabii bir hal olduğunu söyledikten sonra anlaşma yapılmasını reddetmiş ve, “Roma’ya kadar gidip Saint Pierre Kilisesi’nin mihrabında atıma yem vereceğim” sözleriyle Roma (Rum papa) kızılelmasının, henüz doğu kızılelması (İstanbul) fethedilmeden önce Türk ülkesinin haritasına girmiş olduğunu resmen ilân etmiştir. 

KANUNİ: KIZIL ELMA’DA BULUŞURUZ

Kızılelma efsanesinin yeniçeriler arasında da yaygın olduğu tahmin edilmektedir. Kanûnî’nin bir gün yeniçeri kışlasını dolaştıktan sonra, “Kızılelmada buluşuruz” diyerek askerin arasından ayrılması çeşitli kaynaklarda zikredilmektedir. 

KIZIL ELMA NERESİDİR?

Ziya Gökalp’in 23 Kânunusâni 1328’de (5 Şubat 1913) Türk Yurdu’nda yayımlanan ünlü manzum hikâyesi “Kızılelma” ile bu kavram değişik bir muhteva kazanarak yeniden gündeme gelir. Tanzimat’tan sonraki yıllarda hemen hemen unutulmaya yüz tutan bu sembole yeni bir anlam kazandırmaya çalışan Ziya Gökalp’te kızılelma bu defa, çökmekte ve dağılmakta olan Osmanlı Devleti yerine bütün Türkler’in bir araya gelerek kuracakları ve yüzyıllardır özlemini çektikleri Turan ülkesiyle eş anlamda kullanılır.  Ziya Gökalp’ten birkaç yıl sonra Ömer Seyfeddin “Kızılelma Neresi?” adıyla yayımladığı “padişahın atının ayağının bastığı yer” diye gösterdiği kızılelmaya “erişilmek istenen ülke” şeklinde açıklık getirir.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

Başkan Erdoğan´dan Münbiç ve Kobani açıklaması

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Barış Pınarı Harekatı'nda teslim olan YPG/PKK’lı teröristlerin 2’si bakın kim çıktı!

Barış Pınarı Harekatı'nda YPG/PKK'dan kurtardığı yerler