• $ 5,5848
  • € 6,2105
  • 270.76
  • 95734.2
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Klasik müzikten korkmayın

14. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, Latin caz piyanisti Michel Camilo ve şef Gürer Aykal yönetimindeki Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın muhteşem konseriyle seyircisine veda etti. Gürer Aykal ile konserin provası sırasında konuştuk ve müziğin hayatın bir parçası değil, ta kendisi olduğunu öğrendik…

SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com

Nasıl buluyorsunuz Antalya’daki bu festivalin gidişatını?
Türkiye’nin çok önemli festivallerinden biri. Bu yıl 14’üncüsü gerçekleşti. Kolay bir şey değil bu. Özellikle de Türkiye’de istikrarlı bir şekilde bu organizasyonu gerçekleştirmek hiç kolay değil. Antalya Piyano Festivali, Devlet Orkestrası ve Operası’nın getiremeyeceği düzeyde sanatçıları buraya getirme, onları ağırlama ve Antalyalılarla tanıştırma olanağı da sağlıyor. Yani bu festival böylesine büyük bir görevi de üstleniyor.
Festival, ilk yılında küçük bir konser etkinliğiyken şimdi etkisi uluslararası arenaya uzanmış durumda…

Tabii ki. Hep böyle olmadık mı? 
Atatürk’ten miras kalan bir görev bilinci var bizde. Her şeyi uluslararası yapacağız, çalışmalarımızı en üst düzeye çıkartacağız. Dolayısıyla Antalya’ya gelen bir piyanist de uluslararası olmak durumunda. Bunun yanında desteğini hiçbir zaman esirgemeyen belediyeye de biz sanatçılar ne kadar teşekkür etsek yetersiz kalır.

Festivalin kapanışını Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde dünyaca ünlü piyanist Michel Camilo ile birlikte yaptınız. Neler hissettiniz?
Michel Camilo Santo Domingo doğumlu,  yani adalı bir besteci. Polonez tipi, başka bir müziği var. Dolayısıyla böyle bir bestecinin eseri bize tabii ki ilginç ve yeni geldi. 

MÜZİK, GÜZEL SANATLARIN ÖNDE GELENİDİR

Müzik kendini en fazla hissettiren, gösteren ve ilgi gören sanat dallarından biri diyebilir miyiz?
Bence güzel sanatların en önde gelenidir müzik. Bu böyledir…

Müzik hayatın da bir parçası…
Hayır, “Hayatın bir parçası” diyerek onu bütünden ayıramazsınız. Sizin bütününüzdedir o müzik.

ABD’de uzun süre yaşamış ve konserler vermiş biri olarak ülkemizdeki müzik festivallerini ve ilgiyi yeterli buluyor musunuz? 
Orada yaşamak insana birçok şey öğretiyor. Bunlardan biri, ülkemde sanata bakışın ne kadar yavan kaldığını görmek ve tecrübe etmek oldu. Amerikan insanı kendi kentine ne kadar sahip çıkıyorsa, benim ülkemin insanı bırak sahip çıkmayı aksine kirlettiğini görerek öğrenmiş oldum. Amerikalıların çok başka bir bilinçleri var. Bu bilinçten dolayı hepsi kendi kentlerinde yapılacak olan müzik faaliyetlerine ve festivallerine büyük önem gösteriyorlar. Üstüne bir de maddi katkıda bulunuyorlar. Etkinlik ve organizasyonların çoğu özel yapılıyor ve bunun en büyük teşvikçisi de kent insanının son derece yüksek bir bilince sahip olması...

KENTİNİZE SAHİP ÇIKIN

Türkiye’de herkes bireyselliğe önem veriyor mu diyorsunuz?
Bizde kent bilinci yok; onu söylemek istiyorum. İstanbul’da oturup da “İstanbul’a ne katkı yapıyorum?” diye düşünmek gerekirken, “İstanbul bana bunu niye vermiyor?” diye düşünüyoruz. Türkiye’de en çok futbol bilinir; hadi oradan ilerleyelim. Eskişehir’in futbol takımı var, Bursa’nın futbol takımı var. E peki Çankırı’nın takımı nerede? Çankırılılar neredesiniz? Ya da Kastamonulular neredesiniz? Sizde yok mu yetenekli insanlar? Yani demeye çalıştığım o ki; insan kendi kentine sahip çıkacak, onu kültürü ve sanatıyla kalkındıracak bir bilince sahip olmalı.

Siz Türk müziğini Norveç’te kabul ettirmiş, dünyanın sayılı orkestra şeflerinden birisiniz. Orkestra şefi olmak sizde ne gibi duygular uyandırıyor?
Orkestra şefi olmak çok uzun eğitimlerden ve çalışmalardan geçiyor. Ben şanslıydım. Kendi ülkemde bu anlamda iyi bir eğitim gördüm. Yine ülkemin katkılarıyla yurtdışında okudum. Bir orkestra şefi olduğunuz zaman elinizdeki imkânlarınızla kendi ülkenizde bu müziği tanıtmaya, başka başka yerlere taşımaya çalışırsınız. Bugüne dek Edirne’den Kars’a hep bu gayretle çalıştım. Ülkemizin her noktasındaki insanın bu müziği dinlemeye hakkı var. 

ÇOK SESLİLİK ALGIYI AÇAR

Bazı şehirlerin köylerine gidilerek klasik müzik konserleri verildiğini biliyorum. Kültür Bakanlığı başlatmıştı bunu ve ilginç sonuçlar ortaya çıkmıştı... 
Korkmamak lazım. Bakın; klasik müzik nedir? Çok sesliliktir. Çok seslilik neyi getirir? Demokrasiyi getirir. Çok seslilik belirli bir algıyı açar, beyni açar. 

Mozart hayranı olduğunuzu biliyorum. Mozart’ın en çok neyinden etkilendiniz?
6 yaşında senfoni yazmış birinden söz ediyoruz. “Hop” diye bir durmak lazım. Bu müthiş bir şey. Bunun yanı sıra yazdığı Türk Operası, Türk Marşı, Türk Keman Konçertosu gibi eserleriyle Türkiye’yi dünyaya tanıtan besteci de Mozart’tır. Bu yüzden hayranlığım ve saygım sonsuzdur.

Klasik müziğe yeni başlayanlar için neler önerirsiniz?
Mozart ve Vivaldi dinlesinler; kendilerine de yakın bulurlar. Çünkü Mozart insanı kavrar, itelemez. Çocuklarına da dinletsinler. Biliyorsunuz ineklere bile Mozart dinletildiği zaman daha verimli oluyorlar. 

Türk müziği dışarıdan nasıl algılanıyor? 
Benim için Türk müziği Adnan Saygun’dur, Ulvi Cemal Erkin’dir, Cemal Reşit Rey’dir, Ferit Alnar’dır, Ferit Tüzün’dür, Muammer Sun’dur. Bunlar Türk müziğini yazarlar ve dünyaya yayarlar. Ben eğer Norveç’te müziğimizi kabul ettirebildiysem bunda bu zamana kadar yapılan çalışmaların etkisi yadsınamaz. İşte bu müzik ulusal müziğimizdir.

Bir söyleşinizde “Orkestranın ve orkestra şefinin en beğendiği besteci ölü bestecidir” demişsiniz. Hakikaten böyle mi düşünüyorsunuz? 
Yok, yok… O bir şakadır; lütfen! Bazen çalıştığımız besteciler gelip bazı şeyler ister ama istedikleri şey aslında pek de olmaz. Bu yüzden espri mahiyetinde söylenmiş bir sözdür bu. En iyi besteci ölmüş bestecidir çünkü gelip müdahalede bulunmaz. O açıdan…

Geçen sene Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın konuk orkestra şefi Ali Poyrazoğlu olmuştu. Ünlü oyuncu Carmen operasının bazı bölümlerini yönetmişti. Sizce Ali Poyrazoğlu nasıl bir orkestra şefiydi?
Daha önce de Cem Yılmaz vardı. Çok yetenekli ve zekiler, her şeyi çok çabuk kavrıyorlar. Biz onların başka yönlerini ortaya çıkarıyor ve sergiliyoruz. Kazandığımız parayla da çocukları dışarıda müzik eğitimine gönderiyoruz.

Bu yıl BİFO’nın konuk şefi kim olacak?
Ona henüz karar vermedik.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>İstanbul’u vuran yağışlar sırasında İmamoğlu’nun akşama kadar hiçbir açıklama yapmaması ve kentte

İmamoğlu 24 Saat Sonra Ortaya Çıktı... Esnaf Sitem Etti

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Dev balina sahile vurdu: Vinç taşıyamadı