• $ 5,7276
  • € 6,291
  • 279.38
  • 100079
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Birinci Dünya Savaşına 'Nemes' Bakışı

BAŞAK BIÇAK

[email protected]

İlk uzun metrajı Son of Saul ile Oscar’a hak kazanan László Nemes, ikinci filmi Napszállta (Sunset) ile yeniden savaş yıllarında… Kamerasını Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesine çeviren yönetmen, Son Of Saul’de yakaladığı başarıya ulaşamıyor ancak hikâyesinin hakkını teslim etmeyi de ihmal etmiyor.

İnsanoğlunun tanıklık ettiği iki büyük savaş sinemacıların uğrak alanı olmaya devam ediyor. Bu yönetmenlerden biri olan ve söz konusu temaya klasikleşecek bir film armağan eden László Nemes, sıklıkla işlenen bir temayı dahi sıra dışı bir yorumla önümüze koyarak, henüz ilk filminden nevi şahsına münhasır bir yönetmen olduğunu kanıtlamıştı. İşte Napszállta, beklentilerin böylesine yüksek olduğu bir sinemacının ikinci filmi olarak geldi ve yetkin tekniğiyle, Nemes’in başarısının tesadüf olmadığını gösterdi. Avusturya-Macaristan veliahtının öldürülmesinden bir yıl öncesine, 1913 yılının Budapeşte’sine yolculuğa çıkaran Napszállta, genç bir kadının kaderiyle, bir insanlık dramını birleştiriyor ve iki hikâyeyi, birbiriyle bağlantı olarak anlatıyor. Írisz Leiter isimli bir kadının, ailesinin kurduğu şapka dükkânına gitmesiyle açılan ve daha önce hiç duymadığı kardeşini aramaya başlamasıyla devam eden film, savaşa giden son bir yılı ve tırmanan gerilimi, Írisz’in hikâyesiyle paralel bir duyguyla peliküle aktarıyor. Son of Saul’de karşılaştığımız tekniğini devam ettiren ve daha çok başkarakterini arkadan takip eden hareketli kamerayla, dar bir odak kullanarak filmin etkisini artırmayı amaçlayan yönetmen, bu kez hikâyeden mütevellit aynı hissi yakalayamıyor. Zira Írisz’in öyküsü her ne kadar filmin bütününde güçlü gibi görünse de, yönetmenin yaratmak istediği duyguyu seyirciye geçiremeyecek kadar alelade. Filmini bir kartpostala dönüştüren ve bunu, henüz giriş sekansından belli eden Nemes, harikulade görüntü yönetimi, kusursuz oyuncu seçimi ve atmosfer başarısıyla eli yüzü düzgün, teknik açıdan başarılı bir filme imza atıyor. Fakat Írisz’in öyküsünün sıradanlığı söz konusu atmosfere zarar verirken, filmin bazı anlarda sıkıcı olmasına yol açıyor.  Napszállta, hedeflediği başarıyı yakalayıp seyircisini bütünüyle ele geçirebilse, şüphesiz burada övgülere boğacağım bir eser olacaktı. Ama bu haliyle beni, ne yazık ki, yönetmenin kendisini tekrara düştüğü düşüncesinden öteye götüremiyor.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>Kanser tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 21 yaşındaki Neslican Tay´ın cenazesi, memlek

Neslican Tay Son Yolculuğuna Uğurlandı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

İnanmakta güçlük çekeceğiniz yaşanmış en garip olaylar

Uyurken yanınıza limon koymanın yararını bir bilseniz...