• $ 5,7278
  • € 6,3632
  • 275.986
  • 96031.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Alişan, Ayşe ve profesyonel izleyiciler arasında…

Bir televizyon programını televizyon programı yapan en önemli şey, alkışlarıyla, kıvrak danslarıyla, sorularıyla ve varlıklarıyla o programın enerjisini, coşkusunu ve neşesini sağlayan izleyicilerdir. Peki, ‘bu izleyiciler kimdir, nereden gelir, orada ne işleri var’ diye hiç düşündünüz mü? Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nde ders veren, sosyal araştırmacı ve iletişim stratejisti Serdar Paktin, bu soruların yanıtını bulmak için Star TV’deki ‘Alişan ve Ayşe’ programına katıldı; izlenimlerini AKŞAM Cumartesi için yazdı…

SERDAR PAKTİN
paktin@paktin.com

Bir kanalda herhangi bir programı izlerken bir izleyiciye gözünüz takılır: “Ben bunu nereden hatırlıyorum acaba?” diye düşünürsünüz. Haklı olabilirsiniz! Gittim, yerinde inceledim. İçiniz rahat olsun, aklınız size oyun oynamıyor; gerçekten o kişiyi daha önce görmüşsünüz… İzleyicili stüdyo programlarının koltuklarında uzun süredir ‘profesyoneller’ oturuyor. Bu nedenle dün bir sabah programında göbek atarken izlediğiniz kişiyi, yarın bir realite show programında görebilirsiniz…

Nereden esti de gidip bu ‘yerinde incelemeyi’ yaptık, önce onu anlatayım.

Pazartesi akşamı, İstanbul’un ‘sosyal yaşam rehberi’ bugunbugece.com için emek verenler bir yemekte buluştuk. Benim de içinde bulunduğum GriZine.com’un düstur edindiği ‘izleyicinin deneyimlerini ve etkinliğin atmosferini’ ortaya koyan tarzda içerik üretmenin etkisini tartışırken -AKŞAM Gazetesi Hafta Sonu Ekleri Yayın Yönetmeni- Nilay Örnek, uzun süredir düşündükleri projeyi anlattı ve direkt sordu:

“Bizim için bir sabah programına gidip izlenimlerini yazar mısın?” Konunun ciddiye bineceğine pek de ihtimal vermeden “Tamam” dedim. Ertesi gün Nilay telefon etti; çarşamba sabahı Star TV’deki ‘Ayşe ve Alişan’ adlı programa gidişim ayarlanmıştı!

YOL GÖRÜNDÜ, KAÇIŞ YOK…
 Önce bir mazeret uydurup gitmemeyi düşündüm. Sonra bunun sohbetlerde muhabbeti şenlendirecek bir meze olabileceğini düşünerek gitmeyi kabul ettim.

 Neredeyse bir senedir saçımı sakalımı hemen hemen hiç kestirmediğim için çoğunluğu kadın olan izleyiciler arasında epey ilginç bir görüntü teşkil etmem de söz konusuydu. Zaten, Nilay’ın özellikle benim gitmemi istemesinin nedeni, o resim içinde nasıl duracağımı görmek içindi sanki... Böylece, hayatım boyunca yapmayacağım bir şeyi tecrübe etmek üzereydim.

 Sabah stüdyoya doğru yoldayken bir yandan “Ya sunucular bana laf atarsa ne cevap veririm; müstehzi bir cevap yapıştırıp kendimi çok zeki biri gibi hissedip oyunbozanlık mı yaparım; yoksa oyunu kurallarına göre oynayıp yapılan ortayı gollük pas olarak diğer sunucuya mı atarım?” diye düşüncelere daldım. Acaba sürekli duyduğum klişeleri yine duyar mıydım: ‘Muhteşem Yüzyıl’da mı oynuyorsun? Survivor’a mı hazırlanıyorsun? Hangi tarikattansın? Kaşınmıyor mu? Nasıl yemek yiyorsun? Ve daha niceleri...
 
 Önce ben kameraların pek ulaşamadığı bir köşede oturdum ve bu arada ortamın tecrübeli izleyicilerinden Ali Dilik ile tanıştım.

 HEM İZLİYOR, HEM OYNUYOR
Ali Dilik sadece bir program izleyicisi değil, aynı zamanda bazı dizilerde de rol almışlığı var. O arada konuştuğumuz kadarıyla ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’, ‘İşler Güçler’, ‘Aşk ve Ceza’, ‘Arka Sokaklar’ ve birkaç dizide daha ufak rollerde görünmüş.

Sormadan anlatmaya başlıyor işlerin nasıl yürüdüğünü: “Kast ajansları var, onlara da seyirci bulmakta hizmet sağlayan aracı ajanslar var” diyor. “Biz ekip olarak buradayız, 17 kişiyiz” dedi ve ön tarafta oturan Firdevs Horoz ile tanıştırdı beni.

“1951 doğumluyum, yaşımı tam bilmiyorum” diyen Firdevs Hanım, iki yıldır programlara geliyormuş. “Hangi programları en çok beğeniyorsunuz?” diye sorduğumda “En çok neşeli ve duygusal programları beğeniyorum” dedi. Program ismi sormaya yeltendim ama baktım isimleriyle pek ilgilenmiyor, üstelemedim. Sonuçta ismini ne yapacaksın ki programın?

O arada gazeteden, fotoğrafçı arkadaşım Uygar Taylan, yerimi beğenmemiş olacak ki oturmam için tam kameraların önünde en kıvrak ve enerjik izleyici kızların, ablaların tam ortasında bir yer gözüne kestirmiş. Seyircilerden sorumlu ajansın yöneticisi Filiz Hanım, beni oraya oturttu.

SEYİRCİNİN BÖLÜK KOMUTANI
Kimin nereye oturacağını görüntüye ve performansa göre o belirliyor. Bir nevi, seyircilerin bölük komutanı Filiz Hanım.

Ben kalktım, onlarca kadının arasına binyıllar öncesinden gelmiş bir karakter gibi yerleştim. Hemen yanımda masmavi bluzu, sarı saçları ve rengârenk boncuklu takılarıyla Nihal Kaya oturuyordu. Güleç yüzünü bana döndü ve şöyle bir süzdü. Alışık olunmayan bir izleyici profiliydim; “Programın sürpriz konuğu muyum, yoksa programda ilginçlik olsun diye bir şov mu yapacağım?”; anlamaya çalışır bir ifadesi vardı. Hemen söze girdim ve onu tanımak için sorulara başladım.

Nihal Hanım, 58 yaşında, emekliymiş. “Nasıl, memnun musunuz programlara gelmekten?” diye sorduğumda anlatmaya başladı:

“Dans etmeyi çok severim, eşim de çok sever. Beraber geliyoruz zaten” dedikten sonra ileride sol arka çaprazımızda oturan bir beyi işaret etti burnuyla. Gösterdiği kişi göz göze geldiğimiz gibi kollarını yana açarak dans figürleri yapmaya başladı. Her ikisi de son derece neşeli ve enerjik olan bu evli çift, çalışarak ve dayanışma içinde geçen onca yıldan sonra eğlenceyi ve mutluluğu geldikleri bu programlarda bulmuşlar gibi hissettim. Onların mutluluğu sanki bana da sirayet etti.

Başka programlara da gidip gitmediğini öğrenmek istediğimde bir çırpıda, Seda Sayan, Gülben Ergen, Melek Baykal ve Hülya Avşar’ın programlarına da çıktığını söyledi. Gültepe’de yaşıyorlarmış ve son iki, üç senedir programlara düzenli olarak gidip geliyormuş ama arada sağlık sorunları nedeniyle biraz mola vermek zorunda kalmış. “Programlara gelince rahatlıyorum, iyi geliyor” dedi.

Onun yanında oturan hanım lafın arasına giriyor ve diğer programları çekiştirmeye başlıyorlar. Diğer hanım geçenlerde bir kadın sabah kuşağı sunucusuyla fotoğraf çektirmek istediğini ama kadının onu kabaca reddettiğinden şikâyet etti.

HANGİ SUNUCU DAHA KİBAR?
Sonra kendi aralarında sunucuları kıyaslamaya başladılar: “İkbal Gürpınar çok candan, çok efendi bir insan. Mahmut Tuncer, halkın içinde, çok mütevazı. Ama Şebnem öyle değil!” Nihal Hanım tekrar konuşmayı ele alıyor ve “Seda da çok iyi, Petek Dinçöz de iyidir. Ama ben pek gitmedim, o kadar bilmiyorum onu” diyor.

Derken Alişan ve Ayşe Özyılmazel stüdyoya giriyorlar ve şov başlıyor. Biz de hemen görev bilinciyle, sırasıyla alkışlamaya ve müzikle beraber ritim tutmaya başlıyoruz. Dalıp eski Hollywood filmlerinde böyle sahnelerde elinde ‘APPLAUSE-ALKIŞ’ yazan kartı seyircilere gösteren reji görevlilerini hatırlıyorum. Artık izleyiciler o kadar profesyonel ki yönlendirmeye gerek kalmadan hemen görevlerini yerine getiriyorlar.

Önce, camiye yeni gitmiş küçük çocuk gibi, yanımdakiler ne yapıyorsa onu yaptım. Bir süre sonra elimde olmadan içselleştirip kendi kendime ritim tuttuğumu, alkışladığımı -tabiri caizse -ortama uyum sağladığımı fark ettim. Stüdyonun kendine has bir atmosferi var ve yeterince zaman geçirdikten sonra herkesi bir bütün haline getiriyor.

AYŞE VE ALİŞAN’LA GÖZ GÖZE
Sonra giriş VTR’si, Alişan’ın şarkısı ve ardından reklâmlar bitti. Program açıldı, o sırada sırasıyla Ayşe ve Alişan’la göz göze geldik. Tamam, dürüst olayım: “Bana bulaşırlarsa ne cevap veririm” diye düşünmüştüm ama canlı yayında aklınızdan geçenleri tam olarak söyleyemiyormuşsunuz...

Ayşe, Alişan’a beni gösterip: “Bir misafirimiz var orada ama ben ilk kez görüyorum” dedi. Bu cümle kendi içinde çok şey ifade ediyor aslında. Demek ki her gün tanıdık yüzler görüyorlar ve yabancı bir kişi geldiğinde -her ne kadar benim durumum epey barizse de- hemen fark ediyorlar.

SURVIVOR’DAN MI GELDİN?
Alişan da Survivor’ın cesur yüreği Doğuş’un da programa konuk olmasından esinlenmiş olacak ki beklediğim iki numaralı klişeyle: “Survivor’dan mı geldin?” diye sordu.

Reklâm arasında gelip benimle sohbet etti ve beğenisinden ötürü takıldığını, yanlış anlamamamı söyledi.

Bu arada, Ayşe gerçek olup olmadığını anlamak için yayında biraz sakallarımı çekiştirdi. Ben de çocuk gibi: “Ama acıyor” diyebildim ancak. Benim bu sakallarla nasıl beslendiğim konusundaki sorusu üzerine “Ağzımla yediğim için sorun olmuyor” dedim ve sonra canlı yayına devam ettik.

Reklâm arasında Nihal Hanım’a sordum: “Reklâm arasında neler yapıyorsunuz?” Teneffüsteki ilkokul öğrencileri gibi bir kısmının çantasından beslenmelerini çıkarıp yediğini, bir şeyler içildiğini ve tuvalete gidildiğini söyledi. Ben de benzer bir mazeretle yanlarından ayrıldım ve başka bir yere geçtim.

GENÇLER DE GELİYOR
Orada da iki genç arkadaşla tanıştık: İhsan Boztekin (14) ve Cihat Yarayış (15). Bu iki arkadaş tüm grup içinde en çömezleriydi. Programlara iki gündür gelmeye başlamışlar;  okullar açılıncaya kadar geleceklermiş. Yaşıtları evde video oyunu oynar, halı sahada maç yaparken, hatta bazıları yeni yeni tecrübe ettikleri ergenliklerinin sınırlarını keşfederken bu iki kafadarın böyle programlarda el çırpmaları hayli ilginç bir durum aslında.

İhsan ve Cihat, İkitelli’de oturuyorlarmış. “Peki, buraya nasıl geliyorsunuz?” sorusunun yanıtı: Ajansın servisiyle.

Bu soruyu zamanlı sormuş olmalıyım ki beş dakika kadar sonra program bittiğinde herkes bir anda dağıldı ve iki dakika içinde tüm stüdyo boşaldı. Programdan sonra, birkaç kişiyle daha detaylı konuşurum diye umarken herkes -galiba- bir sonraki programa yetişmek için servise koşturdu...

Ajans sahibi Emre Bey ile tanıştım. Türkiye’deki pek çok programa 120 binden daha fazla seyirci götürdüğünü belirtti.

Özetle, programlara seyirci sağlamak da şov dünyasının bir parçası ve programlara gelen bu insanlar bu işi neredeyse bir meslek bilinciyle gayet profesyonel biçimde yapıyor. Emre Bey’in söylediğine göre bazı özel ‘kast’ izleyicilere ödeme yapılıyormuş, geri kalanı çoğunlukla programa katılmak ve televizyonda görünmek için buradaymış.

Hatta bazı izleyiciler, bazı programlara özellikle bekleniyor ve isteniyormuş. Bu kişiler daha enerjik, konuşmayı seven, kıpır kıpır insanlar oluyormuş genelde. ‘Kast’ izleyiciler ve özellikle istenen seyirciler haricinde, diğerleri ev ile stüdyo arasında ücretsiz servis ve eğer program uzunsa yemek alıyorlar. ‘Kast’ izleyiciler ise programına bağlı olarak program başına 20 TL ile 400 TL arasında ücret alıyorlarmış.

Star TV’den Mürsel Bey’in kapıda beni uğurlarken, “Programları izlemek üzere kanala kendiliğinden gelenler de oluyor, onları da kırmıyoruz, kabul ediyoruz ama çoğunlukla işler ajanslar aracılığıyla yürüyor artık” demesi işin boyutunu çok net açıklıyor zira.

Buradaki atmosfere, benim daha önce yaptığım gibi dışarıdan bakmak kolay, ama bir izleyicinin sözleri her şeyi açıklayacak nitelikte: “Bak güzel kardeşim, ben emekliyim... Ne yapayım; gidip kahvede boş oturacağıma gelip burada oturuyorum. Hem bir şeyler kazanıyorum hem de eğleniyoruz.”

SEDA SAYAN ‘HALKTAN’, SABA TÜMER ‘İYİ’ İSTER
Ajans sahibi Emre Bey ile yaptığımız sohbette işin detaylarını şöyle anlattı:

- Ajansın mahallelerde belli temsilcileri var, bu kişiler ajansı arayıp hangi programa kaç kişi gitmek istediklerini söylüyor. Ajans da onlara servis gönderiyor.
- “Bizim için izleyici profili çok önemli” diyor “Bazı programlara bakarsınız birbirinden alakasız birçok insanı bir araya toplamışlar. Biz öyle yapmıyoruz” diye belirtiyor. Programın izleyici kitlesine uygun profil belirleyip özel olarak hangi programa kimin gideceğine kimin gitmeyeceğine karar veriyorlar.
- Emre Bey, “Seda Sayan daha çok halktan insanları ister, Saba Tümer iyi izleyiciler ister” diye anlatıyor.
- Bazı izleyiciler her duruma uygun cevap verebiliyor, medyatik ve yüksek enerjileri olduğu için bazı programlar mutlaka onların bulunmasını istiyor. Hatta bazılarına kanal ücret ödemeye başlayıp her programa gelmesini sağlıyor.
- Daha çok Kartal ve Mecidiyeköy’den belirli izleyici grupları oluşsa da Çatalca’ya kadar pek çok bölgeden izleyici geliyor.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanlarının görevden alınmas

HDP´li 3 Başkanın Görevden Alınması Sonrası Bakan Soylu´dan İlk Açıklama

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

İzmir'deki yangın 48 saat sonra kontrol altında! İşte yürek sızlatan görüntüler

Ayıları bal testine tuttu! Sizce ilk tercihleri ne oldu?