İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5070
  • 4,0109
  • 141,00
  • 100.917

Türkiye ABD ilişkileri nereye

Trump-Erdoğan görüşmesi bir gerçeği ortay koymuş bulunmaktadır. Batı sistemi Türkiye’nin vazgeçemez olduğunu biliyor fakat Ortadoğu politikasının temelinde yatan yanlışlar sebebiyle, Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere bölgede takip ettiği siyasetle arasında ortaya çıkan sorunun da farkındadır. Bu demektir ki ABD, Ortadoğu siyasetinde etnik ve mezhepsel temelli yeni bir coğrafi düzenleme yapma eğilimini, bu konuda PYD ile işbirliğini ‘belli şartlar altında’ sürdürmek istemektedir. “Bu, eski emperyalist dış politikanın o ünlü yaklaşımını özetleyen ‘böl, parçala, yönet’ anlayışının dış siyasette devam etmesi anlamına gelmektedir. Oysa bugün yeni bir dünya vardır ve burada eski anlayışları sürdürmek yeni sorunlarla karşılaşmak demektir; ayrıca bölmek parçalamak mümkün olsa da ‘yönetmek’ çok zordur! İşte Türk –ABD ilişkilerinde gelinen durum tam da burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye yeni çağa göre yeni bir dış politik yaklaşıma yönelmişken Batı sistemi eski ilişkiler bağlamında davranmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti ve yeni Başkan Trump’la yaptığı ilk yüz yüze görüşme vesilesiyle Türkiye ABD ilişkileri özellikle Suriye bağlamında ve PKK/PYD sorunu üzerinden tartışılmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretlerinin olağan üstü ilgi görmesi Beyaz Saray’ın bu konuda daha önceki dönemlerden farklı bir şekilde Türkiye’ye önem vermekte olduğunun göstergesi olarak yorumlanmıştır.

Eski dünyada kalmak

Peki, ABD Türkiye’nin önemini, Erdoğan’ın liderliğini neden farklı değerlendirmeye başlamıştır. Bunu açıkça söylemek gerekirse yapılması gereken ilk tespit, artık bu ülkenin dış politikasının belirleyici unsurunun Ankara olmasıyla ilgili olmalıdır. “Türkiye’nin soğuk savaş boyunca Batı sistemine onun patronajına bağlı hareket etmesi, Ankara’nın dışarıya duyarlı yani Batı çizgisinde kalmasını anlamak zor değildi fakat soğuk savaş sonrası on yılı aşkın sürede bocalaması, dünyada hiçbir şey değişmemiş gibi hareket etmesi oldukça sorunlu bir tablo oluşturmuştu. Şüphesiz bunda Batı sisteminin Türkiye içerisindeki ilişkiler ağının oluşturduğu gücün, onun kurumsal yapı üzerindeki tesirlerinin önemli rolü bulunmaktadır. Bu sorunun, esas itibarıyla siyasi yapıyla derin bağlantıları bulunduğu görülmeden anlaşılmasının mümkün olamayacağını belirtmek gerekir ki bu doğrudan demokratikleşme sorununa uzanan bir konudur.”

Ülkelerin uluslararası siyasetinin temel parametresi, her bir ülkenin siyasal yapısına bağlıdır. Siyasal yapısını belirleyen kurumlar, ideolojiler, gelenekler ve toplumsal güçler arasında oluşan ‘iktidar zümresi’ siyasal anlayışın temellerini belirlediği gibi, dış politikanın çerçevesini de tayin eder. Bu teorik esas ekseninde bakıldığında, Türkiye’nin Batı bağımlı dış politikasını oluşturan, soğuk savaş da dahil bütün dönemlerdeki anlayışın nasıl belirlediğini görmek mümkündür; çünkü devlet üzerinde kurulan siyasal iktidar, toplumsal iktidarın yansımasıdır ve gücünü ‘demostan’ almadığı müddetçe ‘dışarıya daha fazla yaslanma’ ihtiyacını her zaman hissedecektir.

Yeni olan ne?

Türkiye’nin demokratikleşme sorununun bir boyutunun Batı’yla kurulan bağımlılık ilişkilerinden kaynaklandığını söylememin arkasında yatan da budur.

“Türkiye’nin Batı-bağımlı dış siyasetinin değişmesinin Ankara merkezli bağımsız bir anlayışla yeniden belirlenmesinin arkasında yatan temel dinamik, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde ilerlemesidir. Siyasal yapının demokratikleşmesi yönünde yapılan reformlar, atılan adımlar ‘iktidar zümresinin’ sadece kompozisyonunu değil, niteliğini değiştirdiği için eski siyasetin temsilcilerinin iktidarının tasfiye edilmesi kaçınılmaz biçimde Batı sisteminin içerde kurduğu ilişkiler ağını da etkisiz hale sokmuştur. Bunun sonuçlarından biri Ortadoğu’da Batı siyasetinden farklılaşmaktır.”

Batı sistemi dünyada hegemonyasını kaybı yaşamaktayken, Türkiye ile olan ilişkilerinde daha fazla güven kaybına sebep olacak bir tutum içine girmesi, bölgede demokratikleşme, istikrar ve kalkınma yönünde bir yaklaşımdan uzaklaşan tercihler yapması sorunları büyütmekten öteye gitmeyecektir. Bu duruma ‘hegenmonya kaybı sendromu’ demek mümkündür.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

CHP nereye?

08.05.2017

Ey Avrupa!

04.05.2017

Katar’a yönelik baskılar sürerken Arap Yarımadası’nın en büyük aşiretlerinden biri olan Şammar'dan a

Katar'ın en büyük aşiretinden kritik Türkiye açıklaması

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Gündem ve haberleri Akşam Gazetesi yazarlarından takip edin (29 Haziran 2017)

En Çok Okunanlar