İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,6605
  • 4,3402
  • 151,53
  • 107.971

Avrupa yeniden infilak mı ediyor?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu sık sık bugünün Avrupası’nın 1. Dünya Savaşı sonrası ve 2. Dünya Savaşı öncesi durumu çok andırdırdığını ifade ediyor ve ben de bu tespite katılıyorum.

Önce bazı doğru bilinen yanlışları düzeltelim…

Yaygın kanının aksine, Almanya, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ağır bir yenilgiye uğramış değildi. Savaşta oluşan borçlarını ödememişti. Bedeli Osmanlı’ya ödettiler. Savaşın ganimeti Osmanlı toprakları olduğu için de müttefikler bu konuda dikkatlerini Almanya’ya vermemişlerdi.

Zaten Almanya bedel ödemiş olsaydı, 15 yıl gibi kısa bir süre içinde süper güç olarak sahneye dönemez, 20 yıl sonra da dünyayı işgal etmeye kalkışacak denli büyük olamazdı.

1918’den sonra uluslararası denge sağlanamamıştı. İki savaş arasındaki boşluk sadece yorgunluktan kaynaklanan bir geçiş süreciydi.

Doğu savaşa felaket olarak bakar, Batı için ise savaşlar “yaratıcı krizler”in en bereketlisidir.

1. Dünya Savaşı Avrupa’yı yerle bir etmiştir. Ama 2. Dünya Savaşı ile yeni Avrupa’nın koşulları hazırlanmıştır.

Hitler ve Stalin “yaratıcı yıkımın” aktörleri olmuş, ABD ise yeni Avrupa’yı kurmuştu. 1914-1945 arasında, savaş, işgal, sınırların yeniden çizilmesi, sınırdışı etmeler, demografik kıyımlar ve soykırımlar “sayesinde”, 1945 sonrasında artık herkes kendi ülkesinde kendi halkıyla birlikte yaşıyordu.

Oysa Avrupa savaşlardan önce birbiriyle iç içe geçmiş, üst üste binmiş birçok diller, dinler, toplumlar ve ulusların yaşadığı çokkültürlü bir mozaikti.

1945’e geldiğinizde donuk bir Avrupa vardır artık. Avrupa’da, Tony Judt’ın dediği gibi soykırıma uğrayan sadece Yahudiler değildir. Sadece Sırbistan’ın daha ilk savaşta nüfusunun yarısını kaybettiğini, 2. Dünya Savaşı’nın askerden çok sivilin öldüğü ilk savaş olduğunu bilmek yeter.

Dolayısıyla; Avrupa için 2. Dünya Savaşı sonrası çokkültürlülüğe kapalı/monolitik bir dönem olmuştur. Bundan memnuniyet de duyulur ama söylenmez. Kıta infilak etmiştir. ABD desteği olmasa Batı Avrupa’nın kalkınması mümkün değildir. Doğu Avrupa zaten Stalin’e terk edilmiştir, onlarla kimse ilgilenmez. Ama hem ABD parası ve askerini talep etmişler hem de ona tepeden bakmışlardır. Savaşların utancı ve zayıflığı Avrupa’yı ikiyüzlü olmaya mahkum etmiştir.

ABD’yi de zorla süper güç olmaya…

ABD parası olmasa bugün Avrupa Ortadoğu’ya benzer bir savaş bölgesi olabilirdi. (Trump’ın ‘artık size para vermeyeceğiz’ sözünü bu hikayeye uyarlayınız.)

Ancak savaştan 40 yıl sonra Avrupa yeniden farklı uluslarla, milletlerle, kültürlerle tanışmak durumunda kalmıştır. Bunun nedenlerinden birisini Almanya’ya davet edilen Türk işçiler üzerinden biz yakından biliriz… Sığınmacıları, eski sömürgelerden kıtaya akın eden yüz binleri ve diğer yabancı işçileri bu kümeye ekleyelim.

1980’lerden beri Avrupa bu çokkültürlü akın karşısında nasıl tepki vereceğine karar verememiştir.

Halbuki bu büyük bir fırsattı.

Avrupa tarihçisi Tony Judt bu fırsatı şöyle açıklıyordu:

“Avrupa’da yaşayan ‘ötekilerin’ yeni varlığı (örneğin, halihazırda AB’de 15 milyona yakın Müslüman vardır. Bulgaristan ve Türkiye’nin katılımıyla seksen milyon daha olması beklenmektedir) yalnızca Avrupa’nın kültürel çeşitliliğinin artması olasılığına karşı şimdi duyduğu rahatsızlığı hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda Avrupa’nın geçmişindeki ölü ‘ötekilerin’ zihinlerden uzak tutulmasını kolaylaştırır.” (Savaş Sonrası, YKY, 2005.)

Judt ölmeden evvel AB hakkında umutluydu.

Ama Avrupa hem küresel bir güç olma hem de geçmişteki utancından kurtulma noktasında kritik olan ötekilere kendisini açamadı.

Türkiye ve Erdoğan’a dönük nefret seçimlerle ilgili konjonktürel bir mesele değil. İnfilaka doğru sürüklenmenin, siyasi/askeri zayıflığın ve dünyaya artık önerecek değerli bir fikrinin kalmamasının yarattığı hırçınlıktan kaynaklanıyor. Çok derin.

Avrupa 1945’te artık küresel bir güç değildi. Lakin kendisinden beklenmeyen bir hamleyle prestijli “Avrupa Düzeni” fikrini gerçekleştirdi. Ama bunu şimdilerde içine kapanarak, ırkçılığa teslim olarak harcamakta.

O yüzden, iki savaş arasındaki faşizm, işsizlik, Alman hegemonyası ve çatışma şartlarına savruluyor.

Bir de buna 100 yıl önceki gibi uluslararası güçlerin dengeye gelememesi belirsizliği ekleniyor.

Avrupa’nın durumunun kısa özeti böyle…

Viyana Havalimanı'nda uçağa binmeyi bekleyenler şoka uğradı, polis köpekleri yolcuların üstüne çıktı

Avusturya polisi Türk yolcuları köpeklerle aradı

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Büyük iddia 'Fi dizisi' çalıntı mı 'Benim kitabımdan çaldılar'

Melania Trump vücut dublörü mü kullanıyor?