İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,8449
  • 4,5157
  • 153,77
  • 153,7776

‘Evet’in misyonu, ‘Hayır’ın işlevi

Hükümet sisteminde yapılmak istenen değişikliğin amacı vesayet üreten odakları azami düzeyde işlevsiz kılmak ve mümkün mertebe oyunun dışına itmek. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle millet iradesine daha fazla alan açılmak isteniyor.

Mevcut siyasal sistem görünürde demokratik bir işleyişe sahip olsa da özde vesayet üreten bir özellikte. Hükümetler işbaşına ne kadar güçlü gelirlerse gelsinler devlet içindeki oligarşik egemenliği bir türlü kıramıyorlar.

AK Parti, 15 yıllık iktidarının sonunda hem polis teşkilatı içinden, hem Yargı’dan hem de TSK içinden gelen kumpas ve darbe girişimleriyle karşı karşıya kaldı. Bu tablo hükümetlerin devlete nüfuz edemediğinin en açık göstergesi.

Günün sonunda polis teşkilatında, Yargı’da, TSK’da örgütlenen demokrasi dışı yapılar, millet iradesi üzerinde egemenlik iddiasında bulunabildiler. Batı destekli darbe girişimleriyle halk iktidarını devirmeye kalktılar. Bunlar olurken, parlamentoda bulunan partiler ne yaptı, dersiniz? Meclis’te grubu bulunan iki parti (CHP ve HDP) bu darbe girişimlerine ya zemin hazırlamakla meşguldü ya da meşruiyet üretmek için çaba sarf ediyordu.

Bu siyasal sistemde yüzde 50’ye yaklaşamayan bir parti ülkede asla tek başına hükümet kuramıyor. AK Parti 15 yıldır aslında bir mucizeyi gerçekleştiriyordu. 7 Haziran’da oyu yüzde 41’e düşünce ülke hükümetsiz kaldı. Fırsat kollayan CHP ise neredeyse PKK’nın siyasi uzantısı HDP’yle koalisyon kurarak hükümet olacaktı. 1 Kasım’da rüzgar tersine dönmeseydi Türkiye’nin bugün ne halde olduğunu tahmin bile edemezdik.

Türkiye’nin kaderi pamuk ipliğine mi bağlı olmalı? AK Parti nereye kadar yüzde 50 oy alabilir? 7 Haziran’da gördük; AK Parti’nin ayağının taşa takılmasıyla akbabalar Türkiye’nin üzerine nasıl da üşüştüler. PKK hendek terörünü, DEAŞ canlı bombalı saldırılarını başlattı; FETÖ, darbe yapmaya kalktı. Türkiye’yi Irak, Libya, Suriye gibi paramparça etmeye çalıştılar.

Şüphesiz bunlar hayal değil, daha senesi dolmamış acı tecrübeler. Bu durumda yapılması gereken mevcut sistemde değişikliğe giderek terörle bağlantılı yapıların, paralel örgütlerin, oligarşik güçlerin etkisini minimize etmeyi sağlamaktır.

Cumhurbaşkanlığı sistemiyle yapılmak istenen, millet iradesini siyasal sistemin doğrudan belirleyicisi haline getirmek. Ancak böyle bir dönüşümle siyasal sisteme sızan demokrasi dışı güçlerin etkisi sınırlanabilir, en aza çekilebilir.

Dışarıdan büyük bir saldırı dalgası geliyor. Türkiye, bu dalgayı karşılamaya hazır olmalı. Mevcut siyasal sistem ise Türkiye’nin dışarıdaki etki ve gücünü zayıflatıyor. Son birkaç yılda olup bitene bakmak bile içerideki kargaşanın nelere mal olduğunu görmeye yetecektir. Suriye’de iç savaşın patlamasıyla beraber PKK ve FETÖ’yü üzerimize salarak devleti zayıflatmaya ve başını kaldıramaz hale getirmeye çalıştılar. Her şeye rağmen Türkiye, Suriye ve Irak’ta aktör olmayı başardı; fakat PKK ve FETÖ olmasaydı güney sınırlarımızda örülen terör koridoru hiç gündeme bile gelmeyecekti. Şimdi bunun ülkemize etkileriyle boğuşuyoruz.

Cumhurbaşkanlığı sistemi FETÖ ve PKK’nın sonunu getirecek yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Açık söylemek gerekirse “Hayır” cephesinin burada gördüğü/göreceği tek işlev FETÖ ve PKK’ya canlı kalkan olmaktan öteye gitmez. Bu yüzden yeni sisteme karşı en yüksek itiraz Kandil ve Pensilvanya’dan yükselmekte.

İsteyen “Evet”, isteyen “Hayır” demekte elbette özgürdür; ancak herkes verdiği kararın aslında ne anlama geldiğini ve ne işe yaradığını da az çok bilmek zorunda. Ne yazık ki “Hayır”ın, FETÖ ve PKK’yı kurtarmaya çalışmaktan başka göreceği bir işlev yok.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclisinde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, şehir me

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar memleketi Kayseri'ye cami yaptırıyor

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Robocop jandarmalar görev başında

Rusya: Erdoğan bu silahı alırsa 'bölgenin reisi' olur