İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,8402
  • 4,5225
  • 153,63
  • 109.156

“Balkon konuşması” mı dediniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üslubundan şikayet edenler arasında AK Parti’ye yakın olan çevreler de var. Bunlar, her fırsatta Erdoğan’ın “kapsayıcı” olmadığını vurgulayarak “Balkon konuşmasına” duyulan ihtiyacı gündeme getiriyorlar.

Oysa samimi şekilde kulak verseler Erdoğan’ın her konuşmasının birer “Balkon konuşması” niteliğinde olduğunu anlayacaklar. Mesela Erdoğan’ın önceki gün Malatya’daki toplu açılış toplantısında yaptığı açıklama: “CHP’ye gönül veren kardeşlerim, MHP’ye gönül veren kardeşlerim, hatta HDP’ye gönül veren kardeşlerim; size sesleniyorum, gelin birlik ve beraberlikte birleşelim.”

Erdoğan, ülkedeki tüm seçmenleri cumhurbaşkanlığı sistemine “Evet” demeye davet ederken; bu çağrının vatan ve millet için önemini ve gereğini de tüm ayrıntılarıyla açıklama gayreti gösteriyor.

Bu hitap, bu sözler kapsayıcı, bütünleştirici değil mi? Erdoğan’ın bu konuşması “Balkon konuşması” niteliği taşımıyor mu?

Galiba duymak istediklerimize göre karar veriyoruz; işimize gelmeyen sözler ne kadar yumuşak, iyi niyetli olursa olsun yine de sert, kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bulunabiliyor.

İşin özü bunların hepsinin birer bahane olması.

İtirazlar, şikayetler Erdoğan’ın üslubuna değil, temsil ettiği sistemedir. Cumhurbaşkanlığı sistemi devleti daha fazla milletin kılacak bir projedir; yeni sistemde “Cumhur” devletin asıl sahibi olacak.

Millete dayalı bir sisteme itirazı olanlar ya Erdoğan’ın üslubundan şikayet ediyor ya da başka bir bahane bularak karşı kampanyaya destek sunuyorlar.

“Balkon konuşması” dedikleri şeye de bakmak lazım; nedir asıl muratları? Aslında bekledikleri Erdoğan’ın güç çevrelerine boyun eğen mesajlar vermesi. Yeni bir Türkiye kurmaya kalkışmaması. Sistem değişikliğine gitmemesi. Bürokratik vesayet sisteminin taşlarını yerinden oynatmaması. Ülkenin zayıf, kırılgan ve parçalanmaya hazır olan yapısını güçlendirmeye, tamir etmeye kalkmaması…

Türk siyasal sistemi ciddi bir değişim geçiriyor. Hükümet sistemindeki değişiklikle beraber yeni bir Türkiye inşasına geçilecek. Küresel sistem büyük bir savaşa sürüklenirken, bölgede haritalar yeniden çizilirken ülkeyi ayakta tutacak, dağılıp parçalanmasını önleyecek tedbirler, hazırlıklar kaçınılmaz bir görev. Bu nedenle mesele basit bir iktidar meselesi olarak görmemek gerekiyor; zaten mesele Erdoğan’ın şahsi olarak güçlenme meselesi değil, devletin ayakta kalma meselesidir.

Türkiye, bir asır önce düştüğü hataya bu kez düşmeyecek; devleti ve milleti içeriden zayıflatma, bölme, güçten düşürme çabalarına fırsat vermeyecek. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle millet iradesi güçlü bir devlet idaresine dönüşecek. Bunların hepsi Cumhuriyet’i ilelebet yaşatabilmek için bir hazırlık. Cumhuriyet’i yüzüncü yılında bitirmeye, ortadan kaldırmaya çalışan dünya sistemine karşı başka türlü karşı koymak mümkün değil. İçeride bazılarının bunu anlamaması elbette mümkün, çok konuşmak, çok anlatmak gerekiyor; ama yeni sisteme en çok itiraz edenlerin, canla başla karşı çıkanların, illa da bir bahane bulanların aslında bu gerçeği çoktan anladığı gayet açık.

Dünya İnsan Hakları Günü etkinliklerinde konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Filistin ve Kudüs konusundaki beyanları takip edeceğiz

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Beşiktaş'ın muhtemel rakipleri

NASA 'yeni dünya' buldu