İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,9335
  • 4,6394
  • 163,44
  • 105.964

ABD’yi karşımıza alabilir miyiz?

Türkiye’nin bekasını tehdit eden terör örgütlerine ABD desteğinin sürmesi, Ankara’yı zor bir ikilemle karşı karşıya getirdi. PKK/PYD’ye giden mühimmat TIR’ları, FETÖ liderinin Pensilvanya’da ağırlanması, İncirlik üssündeki ABD’li komutanların 15 Temmuz darbe girişimine dahil olması ve yeni Başkan Trump’ın mevcut gidişatı değiştirememesi Ankara’yı, ABD’yle ilgili son derece zor kararlar almaya itiyor. Akıllara takılan soru şu: Ankara, gerektiğinde ABD’yi de karşısına alabilir mi?

ABD’lilerin bu soru hakkında ne düşündüğü çok önemli. Beyaz Saray, Pentagon ve Dışişleri’nin değerlendirmesi “Ankara’nın her şartta ABD’ye bağlı davranacağı ve Washington’u gözden çıkaramayacağı” yönünde. “Her şartta” kısmına, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden terör örgütü PKK/PYD’ye askeri ve siyasi destek de giriyor. Washington, Türkiye’nin ABD’ye duyduğu ihtiyacın kendilerinin Türkiye’ye duyduğu ihtiyaçtan fazla olduğunu düşünüyor.

Değerlendirme böyle olunca, kendini değiştirmesi gereken taraf da Washington değil, haliyle Ankara oluyor. Beklentileri, Ankara’nın ABD’nin bölgedeki projelerine ayak uydurması. ABD, PKK/PYD’yi destekliyor ve Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti kurmaya çalışıyorsa, Ankara’ya düşen de buna uygun davranmaktan ibaret. ABD’ye ayak uyduramayanları bekleyen ise ya Yargı darbesi, ya Gezi’de olduğu gibi Turuncu devrim veya son örneğini 15 Temmuz’da yaşadığımız gibi bir darbe girişimi.

Günümüz dünyasında siyasilerin kaderi Amerika’dan çizilebilir fakat sahici bir liderin kaderini ancak kendi milleti belirler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda kendisine de biçilen bu kaderi kabule yanaşmadığı için bütün okların hedefi.

ABD ve Batı’ya ayak uydurmanın bedelinin ülkenin bekası olduğu ortaya çıkınca Ankara ile Washington arasında soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Ve Erdoğan, üst üste siyasi komplolara, darbe girişimlerine maruz kaldı.

“Akıllı” bazı siyasiler, Erdoğan’ı, ABD ve Batı’ya ayak uydurmamasından dolayı suçluyor. Bu güçler, Batı sistemine uygun davranmanın bedelini ya idrak edemediklerinden ya da ülkeyi ABD’nin dümen suyuna sokmaya fazla hevesli olduklarından hâlâ yedek kulübesinde Erdoğan’ın tökezlemesini, devre dışı kalmasını bekliyorlar.

Tabii mesele ülkenin beka meselesi olduğu için devlet aklı, tüm yönleriyle harekete geçmiş durumda. ABD, Avrupa, Rusya ve İran ile ilişkiler geleneksel dış politika kodlarına göre değil, bu yeni duruma göre belirleniyor.

Bu yeni süreçte dış politikada “köklü kopuşlar” veya “köklü bağlaşıklıklar” beklemeyelim; ama ABD ve Avrupa’ya karşı “radikal tavırlar” alınabilir. Bunun işaretini Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki günkü konuşmasında son derece açık bir şekilde verdi: “Bekamız söz konusu olunca gözümüz hiç kimseyi görmez, görmeyecektir. İttifakmış, diplomasiymiş, ticaretmiş. İstikbalimiz söz konusu olduğu yerde bunların hepsi hükmünü yitirir.”

Başlıktaki soruya dönersek; Ankara, bekası söz konusu olunca ABD’yi bile karşısına alabilir. Bu net olarak görülüyor.

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen bombalı terör saldırısıyla ilgili açılan davanın

Ankara Garı'nı kana bulayan DEAŞ'lı teröristlerin alana giriş görüntüleri kamerada

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Açıklanamayan ilginç olaylar

Ablasını ve yeğenlerini silahla rehin aldı