İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,9530
  • 4,6372
  • 162,41
  • 104.569

ABD, Erdoğan’ın korumalarına neden dava açtı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 koruması hakkında 15 yıl hapis istemiyle ABD’de açılan dava, Türk-Amerikan ilişkilerinin, dolayısıyla Batı-Türk ilişkilerinin geleceğiyle ilgili önemli ipuçları vermekte.

Batı sistemi, yarım asırdır “stratejik müttefik” olarak yakın ilişkiler geliştirdiği Türkiye ile köprüleri atmaya hazırlanıyor. ABD ve Almanya ile Türkiye arasında son yıllarda artan gerilim ve yaşanan kriz, işte bu “hazırlık”la doğrudan bağlantılı.

Batı, sistemli bir şekilde Türkiye’yi “hedef ülke” kategorisine getiriyor. ABD, Almanya, bütün Batı sistemini Türkiye düşmanlığına göre yeniden kurguluyor.

Batı’da yükselen Türkiye karşıtlığını konjonktürle veya “seçimler” ile açıklamaya kalkmak son derece yanlıştır.

Batı-Türkiye ilişkilerini kişi veya liderlerle açıklamak da yeterli değildir. Batı sistemine yön veren gücün kendi planları, projeleri ve bir yol haritası var. Yüz yıl öncesine uzanan bu planları uygulamak için de “duygusal” davranmazlar; o lider veya bu parti ayrımı yapmadan kendi hazırlıklarını hayata geçirmeye çalışırlar. Bunun önünde duran kim varsa onu yerle bir edip ortadan kaldırmaya bakarlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği veya siyasi varlığı, Batı’nın Türkiye’yi de içine alan Ortadoğu ile ilgili hesaplarına engel teşkil etmektedir. Türk liderler, Batı’nın projelerinin tamamlayıcı unsuru olduğunda ancak “iyi”, “demokrat” ve “başarılı” görülür ve desteklenirler. Bu nedenle, Batı’nın herhangi bir Türk liderine olan teveccühünü her zaman şüpheyle karşılamak gerekir.

Batı, bir Türk lideri “Kızıl Sultan”, “Diktatör” “Cahil”, “Kötü” ilan ediliyorsa bilin ki, o lider Batı’nın hayata geçirmeye çalıştığı projelerin önünde engel teşkil etmeye başlamıştır.

ABD ve Almanya’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ötekileştirme çabalarını da böyle algılamalıyız. Avrupa’da değişik etkinliklerde görülmeye başlanan “Kill Erdoğan” pankartları, posterleri de yukarıda çizmeye çalıştığımız bu büyük resimle bağlantılı.

Batı sistemi Türkiye’nin siyasi ve toplumsal bütünlüğüne kast eden bir noktadadır; “Kill Erdoğan” yazılı pankartlı-tişörtlü tehditler, Batı’nın bu düşmanca niyetinin aslında simgesel bir dışavurumudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumaları hakkında açılan dava, ABD’nin Türkiye’ye dönük yöneliminin, tehdit ve şantajlarının artarak devam edeceğine işaret ediyor.

ABD’nin güney sınırımızda PKK/PYD’ye gönderdiği silah ve mühimmat dolu TIR’ların sayısı 1285’i buldu. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, mevkidaşı James Mattis’e bizzat söylediği gibi, bu kadar silah ve mühimmat, 60 bin kişilik bir ordunun donatılmasını sağlamaya yarar. ABD’nin bölgede kara gücü olmadığına göre, bu silah yığınağı Washington’un, Türkiye’ye karşı 60 bin kişilik bir terör ordusu oluşturduğunu gösterir.

ABD’nin Suriye’deki güçlerinden sorumlu komutanı Korgeneral Stephen Towsend, Türkiye’ye verilen sözün aksine YPG ile Rakka’dan sonra da birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Bu açıklamayla, ABD Savunma Bakanı’nın, daha önce Türkiye’ye verdiği “Rakka operasyonundan sonra YPG ile ortak operasyon olmayacağı ve silahların toplanacağı” sözünün de baştan sona kocaman bir yalan olduğu ortaya çıktı.

Evet, işin özü şu; Batı sistemi, köprüyü geçene kadar Türkiye’ye “dayı” diyecek. İşi bittiğinde, hazırlıkları tamamlandığında Türkiye’yi “hedef ülke” olarak karşısına alacak. Tüm gelişmeler bunu açık biçimde gösteriyor. Burada önemli olan soru, Türkiye’nin bu gerçeğin ne kadar farkında olduğu ve hazırlıklarını buna göre yapıp yapmadığı sorusudur?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'dede' diye seslenen bebek gülümsetti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'dede' diye seslenen bebek gülümsetti

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Putin ile Esed Kremlin'de görüştü

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları