İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,4890
  • 4,1862
  • 147,07
  • 104.918

‘Doğum Lekesi’ (1)

1

Akademisyenler Bildirisi, Akademisyenler Bildirisine Destek Bildirisi, akademisyenler ve destekçilerini destekleyen ferdi mülahazalar, fikir özgürlüğü, vatan-millet telakkisi, otoriterlik, serbestiyet, meşrutiyet, cumhuriyet, demokrasi, aidiyet, yerli-yabancı, özgürlük-şiddet, muhaliflik-tarafgirlik v.s. bağlamında son günlerin popüler meselesine bir kez daha baktığımızda…
Olup-bitenleri anlamlı bir çerçeveye oturtabilmek için Osmanlı’nın son yüzyılına ve cumhuriyetin kuruluş sürecine bakmamız gerekir.
Osmanlı’nın son yüzyılı, hatta yüz elli yıllık son dönemi; gören her göz için aşikâr olan ‘yıkılma’ gerçekliğiyle yüzleşmek, buradan hareketle ilk elde yıkımı önlemek, olmazsa yeni ‘kuruluş’un şartlarını ve imkânlarını aramakla geçmiştir.
2
“Ondokuzuncunun sonu ile yirminci yüzyılın başlarında doruğa eriştiğini gördüğümüz Osmanlı millet tecanüsü…”
Yukarıdaki cümlesini alıntıladığımız, ‘Omurgasızlaştırılmış Türklük’ kitabının yazarı Teoman Duralı’ya göre; son 150 yılın Osmanlı münevverleri, bilim adamları, şair ve edipleri, devlet adamları ve askerleri öylesine yüksek bir düşünce terkibine ve aktüel donanıma sahiptiler ki, neredeyse uzun süredir fetret devri yaşayan Osmanlı’yı yeniden ihya ve inşayı başarabilecek yetkinliğe ulaşmışlardı. Belki tek eksiklikleri sınai üretimi sağlayacak alet ve edevatı geliştirmek ve/veya kullanmak kalmıştı geriye. Tam onu da başarmak üzereyken işin içine birtakım esrarengiz eller girdi ve sonuç hüsranla bitti.
‘Esrarengiz eller’in izini sürersek, kısaca söylemek gerekirse görülen manzara şudur: Son üç-dört yüzyıldır, Doğu-Batı/Avrupa-Osmanlı/Hristiyan-Müslüman dünyalar arasındaki ilişkiler (ötekinin) Batı’nın lehine gelişmektedir.
Sürecin sonuna doğru gelindiğinde Batı’nın Osmanlı’ya/Türklüğe/İslam’a bakışı ve davranışı, 1000’li yıllardan itibaren 2-3 yüzyıl sürmüş olan Haçlı Seferleri’nin yeni şartlara ve zamana uyarlanmış halinden başka bir şey değildir.
Başlangıçta Osmanlı, Cihan Devleti olmanın verdiği özgüvenle Batı’da ne olup bittiğinin farkına varmadı. Ama sürecin sonlarına doğru, yani Osmanlı’nın son 150 yılında Osmanlı münevverleri, kendi geçmişleri, değerleri ve aidiyetleriyle bağlarını koparmaksızın Batı’da olup bitenleri de anlamaya başladılar.
Bunu söylerken; belki başlangıçta Osmanlı’nın bütün ricali mütecanis idiler. Ama zamanla bu bütünlük bozuldu. Osmanlı’nın içinden Batı’nın üstünlüğünü peşinen kabul eden, dahası Osmanlı’nın içinde Batı’nın ajanları gibi davranmaya başlayan tipler türedi.
Bu durumu, ‘Hersekli Arif Hikmet Bey’ adlı çalışmasında M. Kayahan Özgül şöyle açıklıyor; Osmanlı’nın son yüz elli yıllık son nesline baktığımızda, sürecin “ilkleri (Batı’yı) bilir(di), izler(di), gerektiğinde dönüştürür(dü); ikinciler bilir(lerdi), dâhil oldular, gerektiğinde (Batıya) dönüştüler…” Birincilerin yerli unsurları korumaktaki sebat ve ısrarları ikincilerin gözünde ‘köhne’miş bir dünyayı savunmak olarak görüldü.
(Devam edecek)

Hüseyin Besli Diğer Yazıları

Karne hediyesi

28.01.2016

Mümkün mü?

24.01.2016

Hain olmak

14.01.2016

Bakırköy'de bir kargo şirketine düzenlenen operasyonda, Hollanda'ya gönderilmek üzere oyun hamuru se

Oyun hamurunun içinden uyuşturucu çıktı

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Bu kanser türüne dünyada ikinci kez Samsun'da rastlandı

Arpa suyu diyeti nedir İrem Derici'yi hızlı zayıflatan şok diyet

En Çok Okunanlar