İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,4890
  • 4,1862
  • 147,07
  • 104.918

Latin Amerika

Latin Amerika’nın tarihi hem Kolomb öncesi, hem de sonrası bakımından oldukça trajik. Bir anlamda güç ve iktidar ilişkilerinin, sömürgeciliğin, isyanın, savaşların, direnişin resmi, o uzak kıta. Marquez’i, Galeano’yu, Neruda’yı, Borges’i doğuran, dünya edebiyatına kazandıran da bu derin acılar değil mi zaten!...

Kolomb’un kıtayı keşfinden önce var olan uygarlıklar, neredeyse tarihin konusu olmaktan çıkarılmış. Sömürgeciliğin etkileri burada başlamış, uygarlıkların hafızası silinmiş, Maya, Aztek, İnka gibi medeniyet tecrübelerine dair kayıtlar yok edilmiş. Şimdi bu uygarlıkların izini ancak arkeolojik kalıntılardan takip edebiliyoruz. ‘Pre-colomb’ müzeleri, Orta ve Güney Amerika’da bu kayıp tarihi bize yeniden hatırlatan yaygın bir müze konsepti. Yaklaşık M.Ö. 1000’lerden itibaren kalıntılara rastlıyoruz bu müzelerde.

Amerika kıtasındaki en eski fosil izine M.Ö. 30.000-40.000 yıllarında rastlansa da, ancak M.Ö 5000’lerde tarımın yapıldığına dair kayıtlar var. 1.200’lerden itibaren ise, uygarlık kalıntılarının izini sürebiliyoruz. İnka, Maya ve Aztek’lerin izleri, euro-centrik tarih bakışını yalanlayıp, tarihin başka türlü de yazılacağını gösteriyor bize.

Amerika kıtası için Kolomb bir dönüm noktası. Kolomb’un keşfi ile kıtanın kaderi değişiyor. 300 bin İspanyol kıtaya yerleşiyor, milyonlarca yerlinin ölümü karşılığında tabii… Sonra yavaş yavaş diğer Avrupa halkları göç etmeye başlıyor.
Kolomb’dan önce yeni keşifler için okyanusa açılan Müslüman, Afrikalı, hatta Çinli ve Japon denizciler olduğu biliniyor. Bu noktada insan merak ediyor; Acaba yerli Amerika halkları da, kendileri dışında bir dünya keşfetmek için denizlere açılma teşebbüsünde bulunmuş muydu? Bu konuda küçük bilgi kırıntıları var elimizde; X. İnka İmparatoru Túpac Inca Yupanqui’nin Pasifik Okyanusu’na açıldığı, bu seyahatte Galapagos’u fethettiği iddia ediliyor.

Ya da tarihin havını tersine tarayarak acaba kıta Kolomb tarafından değil de, Müslümanlar ya da Çinliler tarafından keşfedilse ve sonraki ilişkiler bu keşif üzerinden şekillenseydi, dünya bugün nasıl olurdu? Kuşkusuz bunlar tarihi tersten okuma fantezileri. Gerçek olansa, Kolomb öncesi dönemde, yok edilmiş medeniyetlerin varlığı ve Kolomb sonrası sömürgeciliğin kıtayı istilası...

Kolomb sonrası sömürge etkileri, Avrupa’dan yeni göçlerle kalıcı hale geliyor. 17.yy’dan itibaren, 20 milyon Avrupalı kıtaya göç ediyor. Bu dönem boyunca ‘sömürge’ kelimesinin kapsadığı bir tarihi tecrübe yaşanıyor kıtada. Bundan sonra ise, Kuzey Amerika ile hiç bitmeyen mücadele başlıyor; Latin Amerika, Birleşik Devletler’in ‘arka bahçesi’ haline geliyor. 19.yy itibarıyla Birleşik Devletler, Monroe Doktrini’ne göre, Avrupa’dan Amerika kıtasına gelip sömürgecilik teşebbüsünde bulunan her hareketi düşmanlık olarak kabul ediyor. Ve Latin Amerika üzerinden elini hiç çekmiyor. Latin Amerika’daki bağımsızlık girişimleri, dikta rejimleri, askeri darbeler hep Amerika’nın siyaseten etkin olduğu süreçler.

Birleşik Devletler’de bugün yine en çetin siyasi söylemler Latin Amerika üzerinden kuruluyor; en son başkan adayı Trump, Latin Amerikalı göçmenlere açtığı savaşla gündemde. Hulasa Güney Amerika toprakları, dünyada öteki olmanın kaderini en uzun ve derin biçimde yaşayan coğrafyalardan…

Bakırköy'de bir kargo şirketine düzenlenen operasyonda, Hollanda'ya gönderilmek üzere oyun hamuru se

Oyun hamurunun içinden uyuşturucu çıktı

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Bu kanser türüne dünyada ikinci kez Samsun'da rastlandı

Arpa suyu diyeti nedir İrem Derici'yi hızlı zayıflatan şok diyet

En Çok Okunanlar