İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5150
  • 3,9324
  • 142,05
  • 99.639

'Kaldır Kafanı' festival başlıyor

Mart soğuklarından pek hissedemesek de baharın habercisi sayılan nisan ayına ve en çok beklediğimiz etkinliklerden biri olan ‘İstanbul Film Festivali’nin başlamasına sayılı günler kaldı. Bu sene 5-15 Nisan tarihleri arasında 36.kez sinemaseverlerle buluşacak olan İstanbul Film Festivali “Kaldır Kafanı” diyor ve muhteşem bir film seçkisinden, ilgi çekici etkinliklerden oluşan dolu dolu bir sinema maratonuna bizi davet ediyor. Bu seneki festival programında beni en çok heyecanlandıran şey, sahnede ve sinemada sayısız önemli eserde yer alan, televizyon izleyicilerinin daha çok ‘Yüzüklerin Efendisi’ serisi ve ‘X-Men’ filmlerinden hatırlayacağı Sir Ian McKellen’ın festivalin onur konuğu olarak başrolünde yer aldığı 1995 yapımı Shakespeare klasiği ‘Richard III’ün gösterimlerine katılacak olması. Sadece bu kadar mı? McKellen hayranlarının duayen oyuncuyla bir araya geleceği söyleşi de festivalin kaçırılmayacak etkinliklerden! Bu arada, festivalde gündüz seanslarında öğrenci biletlerinin 1 TL’lik sembolik bir fiyatla satışa sunularak gençlerin festivale erişimine destek verilmesi de kültür ve sanat alanında görmek istediğimiz hareketlerden… İKSV’nin sene başında çekilişle 1000 üniversite öğrencisine yıl içindeki etkinliklerinde geçerli olmak üzere tahsis ettiği Kültür Sanat Kart, bu anlamda önemli bir adımdı. İstanbul Film Festivali’nde satışa sunulacak 1 TL’lik öğrenci biletleri ise sağlam ve tutarlı bir ikinci adım olarak dikkatimizden kaçmadı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nı bu değerli girişimlerinden dolayı kutluyorum.

Neruda kimdi?

İstanbul Film Festivali’nden film önerilerimi haftaya cuma günkü yazımda daha detaylı paylaşacağım ancak öncesinde halen gösterimdeyken sinemaseverlerin kaçırmaması gereken ‘Neruda’ filminden bahsetmek istiyorum. Pablo Larrain’in yönetmenliğini yaptığı film, komünizm söylemlerinden dolayı kendi ülkesinde kaçak hale gelen Şilili şair Pablo Neruda ile onu yakalamak için görevlendirilen müfettiş Oscar Peluchonneau arasındaki müthiş kedi fare kovalamacasının şiirsel bir izdüşümü gibi… ‘Jackie’ filminin içine kattığı kurgusal elementlerle biyografik film tanımını dönüştüren ve yaşanmış bir olayı bambaşka bir açıdan ele alan yönetmen Larrain, bu kez ‘Neruda’da gerçeği daha fazla kurgu ile yoğuruyor.

Bir şairin dünyası

Film, dönemin komünist parti üyesi, halkın sevgilisi, işçinin ve emeğin savunucusu senatör Pablo Neruda’yı teatral gösterilerle şenlenen, içkinin su gibi aktığı elitist partilerde gösterirken karakteri iyi veya kötü diye yaftalamadan tüm insani boyutlarıyla “Peki gerçek Neruda kimdi?” sorusunu akıllara getiriyor. Bu anlamda filmin en önemli başarısı, eserleriyle efsaneleşmiş bir şairi yüceleştirme ve karakteri tek boyuta indirgeme hatasına düşmeden seyirciyi Neruda’nın dünyasına dâhil ederek adeta “nasıl sinemasal atmosfer yaratılır ve seyirciyi içine çekilir” dersi verebilmesinde.

Temposu yüksek film

Larrain’in ‘No’ filminde de birlikte çalıştığı Gael García Bernal, hikâyenin anlatıcı dış sesi olarak, izini sürdüğü efsane şairi bulmak isterken aslında onun hayatının bir parçası hatta onun bir yaratımı olduğunu fark eden müfettiş Oscar Peluchonneau rolünde filmin temposunu yükselterek müthiş bir hayali karakter performansı sergiliyor. Bernal’in yanı sıra Larrain’in gözdelerinden Luis Gnecco (Pablo Neruda) ve Alfredo Castro’nun başrollerde yer aldığı filmi, yönetmenin diğer biyografik filmi ‘Jackie’ ile kıyasladığımızda ‘No’ ve ‘El Club’ filmlerindeki gibi yönetmenin kendi topraklarından, Şili’den çıkan hikâyeleri sinemalaştırmada daha etkileyici bir anlatımı yakaladığını görüyoruz.

Bakırköy'de bir iş yerinde doğalgazdan kaynaklandığı değerlendirilen patlama yaşandı. Olayda bir kiş

Bakırköy'de bir iş yerinde doğalgaz kaynaklı patlama

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Bayram için ülkesine geçen Suriyeli sayısı 250 bini geçti!

Rusya, savaş gemilerinden DEAŞ mevzilerini vurduğunu açıkladı

En Çok Okunanlar