Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:16
14 Ekim 2011 Cuma - 
Akşam | KİTAP
Üstün asker tasarısıyla terör sorunu çözülür mü?

Üstün asker tasarısıyla terör sorunu çözülür mü?

Politik-gerilim türü romanlara imza atan Hakan Yel'in Altın Kitaplar etiketiyle yayımlanan '8ekiz Numaralı Vurucu' isimli romanı, bu sorunun cevabını arıyor.

Ebru Baydeniz / ebrubaydeniz@gmail.com
Hakan Yel, 'Sultana Dokunmak' (2005), 'Lokanta' (2006), 'Her Şeyimi Satarım Ruhumu Asla' (2007) ve 'Rüzgar Ekenler' (2008)'in ardından yeni romanı '8ekiz Numaralı Vurucu' ile politik-gerilim türü romanlarına bir yenisini daha ekliyor. Romana da adını veren Sekiz Numaralı Vurucu, Sistem Güvenlik Teknolojileri Şirketi tarafından çocuk yaştan itibaren özel olarak eğitilmiş üstün bir askerdir. Teknolojik silahlarla donatılan bu asker, gözünü kırpmadan her hedefi yok eden bir ölüm makinesidir. Zira aldığı fiziki ve psikolojik eğitimin ötesinde onu benzerlerinden ayıran bir özelliği daha vardır: Genetik olarak taşıdığı üstün yetenekler.
Bu tasarlanmış üstün askerleri yaratan şirketin amacı, onları devlete kiralayarak terör örgütüne karşı savaştırmak ve para kazanmaktır. Ancak ülkede terörün bitmesini istemeyenlerin sayısı o kadar fazladır ki! Yurtdışındaki silah tüccarlarının temsilciliğini yapan emekli bir generalden haber alma servislerine, askeri güçlerden devlet adamlarına kadar pek çok roman karakteri, bu projenin hayata geçirilememesi için devreye girer. Sekiz Numaralı Vurucu'yu görevinden alıkoyan şey ise, görev esnasında karşılaştığı teröristin hamile bir kadın olmasıdır. 
YENİ KİTAPLAR YOLDA
Önceki kitaplarında da mistik öğelere yer veren Hakan Yel, bu kez roman kahramanının 'genetiğiyle oynamış'.  Düğüm, romanın sonunda çözüleceği için bu hikayenin detayına girmiyorum... Soluksuz olarak sayfalarını çevireceğiniz kitapta her entrikanın ardından 'Acaba mı?' diye soracak ve her kapalı kapının ardında bir sır arayacaksınız; peşinen uyarayım!
Hakan Yel'in bundan sonrası için iki roman ve kişisel gelişim kategorisinde yeni bir kitap projesi daha var; 'Her Şeyi Satarım Ruhum Hariç 2 (Satışı Çok Bilenlere)'. 'Ancak hangisi öne çıkacak ve kendi çalışma platosunu kurduracak gerçekten bilmiyorum' diyor ve ekliyor: 'Şu an okuma yapıyorum. Sanırım kasımda yazmaya başlayacağım. Masaya oturduğumda aklıma geleni önce yazacağım. 2012 yılı sonunda herhalde okurun önüne tekrar çıkabilirim. Romanlardan biri günümüzde geçiyor, diğeri elli-altmış yıl önce.'
KENDİ MANYAĞIMI KENDİM YARATTIM
'8ekiz Numaralı Vurucu' romanında hem savaşçıların, hem teröristlerin hem de ikili oynayan karakterlerin tepkilerini ve psikolojilerini çok iyi yansıtan yazara, bu kitap için nasıl bir araştırma yaptığını sormadan edemedim. Yel'in yanıtı hayli ilginç: 'Yazarlığın dışında günlük hayatta gerçek bir işim var. Bu iş, neredeyse Türkiye'nin hemen her bölgesine gitmemi gerektiriyor. Sokakta, kahvecilerde, vapurda, uçakta, metrobüste birçok karakter izliyorum. İçlerinde suçlular da var, emniyetçiler de, potansiyel manyaklar da, mülayimler de... Kendimce gözlemliyorum. İnsanı inceliyorum. Bir anımı anlatayım araştırma yapmakla ilgili: 'Lokanta' romanımı yazarken bir gece yarısı tıkandım. Birden karar verip kendimi sokağa attım ve Beşiktaş Karakolu'na gittim.
Kapıdaki nöbetçi polise yekten 'Buraya bir katil geldiğinde hangi aşamalardan geçiyor, hangi işlemler yapılıyor?' diye sordum. Sanki ortaya bir gerilim bombası attım. Hafifçe geri çekildiler. Bu soruya çok şaşırdılar, tedirgin oldular. O an ben de pişman oldum. Aklımdan bin türlü endişe geldi geçti, evhamlandım. Bir soru daha sorsaydım başım belaya girecekti. Anladım. O geceden sonra insanlara sormayı bıraktım. O yüzden dört romanda da kendi istihbaratçımı, kendi teröristimi, kendi polisimi, kendi manyağımı yarattım.'
Hakan Yel'in romanlarının bir özelliği de kişiler kadar atmosferleri de tüm detaylarıyla anlatması. Her şey gözünüzün önünde canlanırken, romanı bitirip kapağını kapattığınızda kendinizi bir film izlemiş gibi hissediyorsunuz. 'Acaba' dedim; bu roman bir filme hazırlık mı? Yazar, Türkiye'de bunun zor olduğunu şu cümlelerle açıklıyor: 'Ucundan kıyısından Türkiye'deki film sektöründe birkaç kişiyle bir araya geldim. Şu ana kadar tanıştıklarım arasında iş anlayışı ve sözüne bağlılığıyla samimi ve saygı duyulabilecek birini maalesef göremedim. O yüzden romanlarımdan bir film olacaksa da Türkiye'de olmayacaktır.'

Kitaptan ilk cümle:
Şemdinli ilçe merkezinden İran sınırına doğru kuş uçuşu 27 kilometre uzaklıkta bulunan sırt sırta vermiş tepelerin üzerindeki Belinden Kayalıkları mevkii, gecenin karanlığında hırsla yağan yağmurla adeta hoyratça yıkanıyordu. Bu yağmur; hayatın zor geçtiği bölgede yaz mevsiminin sona erdiğini haber veren ilk kutsal işaret sayılırdı.

Üstün asker tasarısı
'... İlk kez bir fikri hem kalbiyle hem de aklıyla savunuyor, ülkenin Güneydoğusu'ndaki habis olmuş düşük yoğunluklu çatışmaları 'üstün asker' silahıyla çözebileceğine inanıyordu. Bölgedeki terörü hızla eritmenin tek yolu buydu ona göre, böylece tarihe geçecekti...' Sistem Güvenlik Teknolojileri Şirketi'nin tarihe geçmeyi planlayan başkanı Erdem Ulusu'nun liderliğinde yürütülen çalışmalar sonucu yetiştirilen vurucular, çok üstün nitelikli askerler. Teknolojinin her türlü nimetinden yararlanılarak 'tasarlanan' savaşçılar, vücutlarına yerleştirilen kovanlarla takip ediliyor, gerektiğinde başka güçlerin eline geçmemeleri için uzaktan kontrol edilerek imha ediliyorlar. Kullandıkları teçhizatlar da kendileri gibi özel. Mesela, 'Doktor' adı verilen bıçak, sadece sahibinin parmak iziyle çalışıyor, başkasının eline geçtiği takdirde kendisiyle birlikte kullanıcıyı da yok edebiliyor. Son derece keskin olan bu bıçak, aynı zamanda zehirli bir sıvı püskürterek düşmanı saniyeler içinde yok edebiliyor. Sıradan bir devlet dairesi görünümündeki yerleşkelerde yürütülen arka plan çalışmalarında ise kimsenin aklına gelmeyecek teknolojik takip yöntemleri kullanılıyor. Hatta sıradan taksilere bile istihbarat birimleri tarafından vericiler yerleştiriliyor.

8ekiz Numaralı Vurucu
Hakan Yel
495 sayfa
Altın Kitaplar



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER KİTAP HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'