Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:15
Akşam | Yazarlar

Twitter, Facebook yemek sofrası gibi

12 Şubat 2012 Pazar 02:00

'Eğer Başbakan görevini aksatacak kadar sağlıksız ise ve yine de değiştirilemiyorsa, bunun sebebi, hem anayasal sistemdeki boşluklardır, hem de siyasal yapıdaki kural dışılıklardır... Tabii ki, siyasal sistemimizin tek aksak yanı veya Anayasal rejimin tek boşluğu, 'Hasta başbakanı değiştirememek' değil...'
Bu konuya birazdan tekrar değineceğim. Geçen hafta gündem zengindi. MİT müsteşarının ifadeye çağrılması doğal olarak en çok konuşulan konuydu ama gazetecilerin sosyal medyada ne kadar özgür olabileceği de konuşulan konular arasındaydı.
Bu konudaki düşüncelerim çok net.
Gazetelerin muhabirlerine ve yazarlarına sosyal medyada konuşma kısıtlaması getirmesi, o gazetenin tepe yönetiminin sosyal medyanın doğasını kavrayamadığının göstergesidir. Muhabirlerinin ve yazarlarının sosyal medyadaki ifade özgürlüğünü kısıtlamaya kalkan medya kuruluşlarının, yakın geleceğin medya dünyasında kendilerine yer bulmakta zorlanacağını düşünüyorum.
Bakmayın siz adında medya kelimesinin geçmesine. Twitter, Facebook gibi sosyal medya siteleri tam anlamıyla medya değiller. Daha doğrusu kitle medyası değiller. Milyonlarca, yüz milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor olmalarına rağmen değiller.
Sosyal medya siteleri birer kitle medyası olmaktan çok dost meclisi görevi görüyorlar. Bir muhabiri, bir yazarı, hatta herhangi bir şirketin herhangi bir çalışanını Twitter'da yazdığı bir yazıdan dolayı sorumlu tutmanın, o kişiyi katıldığı bir dost yemeğinde konuştuklarından dolayı sorumlu tutmaktan farkı yok.
Bunun bazı istisnaları da var tabii. Örneğin kişi, Twitter'da çalıştığı gazetenin ya da kurumun kimliğini kullanarak yazıyorsa işin rengi değişir doğal olarak. Ya da fikir beyan etmenin ötesine geçip itibarını düşürecek, saygınlığına yakışmayacak şeyler söylüyorsa.
Bunun dışında fikir özgürlüğü temel bir hak. Gazete yönetiminin çalışanının sosyal medyadaki varlığına getireceği en ufak bir kısıtlama dahi kişinin ifade özgürlüğüne müdahaledir.
Yazımın en başındaki paragrafa gelince. Bu cümleler bana ait değil. Mehmet Barlas 2002 Temmuz'unda Yeni Şafak'ta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit için yazmış. O dönemde Ecevit'in sağlık durumuyla ilgili yazılan en hafif eleştirilerden biriydi.
Twitter'da kaynağını belirtmeden yazdım. Başbakan Erdoğan'ın sağlık durumu için yazdığımı sananlarca nasıl bir saldırıya maruz kaldığımı tahmin edersiniz sanırım.
Twitter'da ifade özgürlüğü derken, laf nerelere geldi. Tıpkı Twitter muhabbetleri gibi. Medyanın giderek sosyal medyaya dönüşeceğinin belirtisi diyip, bitireyim bari.

Yeni Sosyal Medya
twitter.com/yurtsan -
friendfeed.com /
yurtsan - neonebu.com

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'