Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:10
Akşam | Yazarlar

Transformasyon...

11 Şubat 2012 Cumartesi 02:00

Uzun zamandır CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir cümlesine ilk kez tamamen katıldığımı belirtmek durumundayım. Dedi ki dün:
'Başbakan'ın bir an önce oturup bir basın toplantısı yapması lazım. Olayları halka anlatması lazım.'
Herkes konuşuyor çünkü. Çok konuşuluyor. Gereğinden fazla konuşuluyor ve kafalar karışıyor. Belki içlerinden en sağlıklı yorum olarak gazeteci Murat Yetkin'in söylediklerinin üzerinde durulabilir. 6 Ocak'ta MİT'in kuruluşunun 85. yılı nedeniyle kapılarını medyaya açtığı toplantıyla ilgili olarak yazdığı 'MİT'te Dönüşüm' başlıklı yazısında söylediklerinin özünü, dün CNNTürk'te de dile getirip dönüşüme vurgu yaptı.
Bu 'değişim' ve 'dönüşüm' tespitini Ocak 2003'te, AK Parti iktidarının henüz başında yapmış biri olarak, NPQ Türkiye'nin o çok özel sayısını, 'Gelişim mi, Değişim mi, Dönüşüm mü?' kapak konulu) bir kez daha anmak isterim. 2011 kış sayısında da '2003'ten Bugüne Bakmak' başlıklı bir kapakla bu sayıdan geniş özetler de yapmıştık.
Henüz iktidara gelmiş olan AK Parti hükümeti ile ülkemizin nasıl bir dönemle karşı karşıya geldiğini bir 'yuvarlak masa toplantısı'nda konuşmuştuk. Tarih: 14 Aralık 2002 idi. 10 yıl olmuş. 10 yıl öncesinde o gün, 2010'lar Türkiyesi'ni yani bugünleri görmeye çalışmıştık. Moderatörlüğünü yaptığım o toplantıda kimler konuğumuz olmuştu? Rahmetli Halit Refiğ, M. Kenan Tekdağ, Mehmet Ali Kılıçbay, Nesrin Nas, Cengiz Özdemir, Caner Tunaman, Namık Kemal Zeybek, Ahmet Hakan, Yavuz Gökalp Yıldız, İlter Turan... 
Konuklarımıza şu soruyu sormuştum:
'2010 yılına dair bir projeksiyon yapalım. AK Parti karşıtları, 'Bunlar 2010'a kadar tepemizde' derken, yandaşları da 'Allah'ın izniyle 2010'a kadar pek çok şeyi düzeltip değiştireceğiz' diyorlar. Siz ne diyorsunuz?'
NPQ Türkiye dergisine uzun yıllar sponsorluk yapan Ciner Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan ve NPQ Türkiye'nin Yayın Danışmanlığını da Halit Refiğ ile birlikte yıllarca sürdüren M. Kenan Tekdağ, sorumu yanıtlarken şöyle demişti:
'Kişisel görüşüm AKP'nin tartışılmaz olarak bir geleneğin sürdürücüsü olduğu yönündedir. Başlı başına siyasi bir fenomendir. Türkiye'deki bağımsız İslami siyaset, AKP ile birlikte Doğu'dan Batı'ya bir geçiş yapmaktadır. Gerçek kırılma noktası budur.'
Rahmetli Halit Refiğ'in saptaması da hayli ilginçti:
'Batı Türkiye'ye diyor ki: 'Seninle anlaşabilirim ama benim özelliklerime uyacaksın. Bendeki hakim sınıf sermaye sınıfı, sendeki hakim sınıf ordu; silahın gücü. Anlaşabilmemiz için bizim konuşabileceğimiz bir hakim sınıf yaratmak zorundasın.' Kendimden de bir alıntı yapayım: 'Toplum dinamikleri merkezi bir otorite denetiminden çıkmıştır. Ben önümüzdeki dönemde siyasi iletişim açısından provokasyona gelmedikleri takdirde bu dönüşümün içinde ve önünde yer alma olasılıklarının olduğu kanaatindeyim.'
O dönemde Reklamverenler Derneği Başkanı olan Caner Tunaman da kayda değer bir tespitte bulunmuştu: 'AKP bürokratı, beyaz yakalıyı temsil etmiyor. Müteşebbisleri temsil ediyor. Bu nedenle liberal olmaya mahkum. Uluslararası sermaye ciddi partner, güvenlik istiyor. Turgut Özal'ın başlattıklarının arkasının gelmesini istiyor.'
İlter Turan hocam da şöyle demişti:
'Türkiye uluslararası konumu itibarıyla kendi başına fazla bırakılmayan bir toplumdur. Türkiye'nin yakın ilişkisi olan devletler ve devlet toplulukları Türkiye'de demokrasinin gelişmesine, düzenli işleyen bir piyasa ekonomisinin kurulmasına, bazen bizim siyasilerimizin arzulamadığı ölçüde destek veriyorlar.'
***
Transformasyonun tekerine takıldığı için büyük gürültülerle ortaya çıkan çarpıcı ve farklı gündemler, büyük sürecin içindeki günün en önemli adımının atılması gerekliliğine işaret etmiyor mu?
Yeni anayasayı yapamaz gibi görünen siyasetçilerimizin üzerine çullanan 'beceriksizlik' şalını bir an önce üzerlerinden atmaları gerekmektedir.
Lütfen konuşunuz Sayın Başbakan...

Akşam
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'