Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:57
Akşam | Yazarlar

Suud Türk İmparatorluğu-2

20 Şubat 2012 Pazartesi 02:00

Cumartesi günü Nihat Genç'le başlamıştık, onunla bitirelim...
Bugün itibarıyla güçlü Batılı istihbarat servisleri, bir yabancı ülkeye kimler silah taşıyor kimler gönüllü katılıyor, kimler hevesli kimler kışkırtıyor bir bir notlarını kayıtlar altına almış durumdalar. Mesela Türkiye'de İslamcı grupların internet sitelerine girip bir bir tespit etmek mümkün, yarın bir gün, olur ya, bir iktidar kaosu ve değişikliğinde bu zavallı farelerin hepsini isim isim, grup grup yabancı bir ülkede silahlı isyandan casusluktan vs. enselemek mümkün.
Bam teli de işte burası, neden bu kadar korkusuz bu kadar aleni bu kadar rahatlar, bu ülkede 'yasa' yok mu 'hukuk' yok mu?
Yok, olsaydı Libya'dan silah ve savaşçıları İstanbul otellerine kadar getirip örgütleyen sahiplenen insanlardan ve Kızılay çadırlarından ordu kuranlardan hesap sorulurdu?
Yok, çünkü Türkiye coğrafyası gün itibariyle 'Afganistan'a' çoktan dönmüş, siyasetimiz kontrolümüz yasalarımız kim kime kim duma, kim kimin yanında, silah nerden geliyor kime geliyor nasıl gidiyor, cep telefonlarını uydu telefonlarını kim temin ediyor kimler geçiriyor, milyar dolarların Türkiye'ye ve isyancı orduya seferber edenler kimler, her yönüyle çoktan AFGANİSTANLAŞTIK bile.
Demek ki bu İslamcı kardeşler Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarına hukukuna değil, dünya konjonktürünün şemsiyesine çok güveniyorlar, deyimin tam anlamıyla: Dingo'nun ahırında at oynatıyorlar.
Amerika ve İsrail tarafından kullanılmadıklarından eminler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden yasadışı eylemlerine göz yumacaklarından yüzde yüz eminler.
Bir kanun, bir yargıcın, bir savcının, hakimlerin hukukun meclisin siyasi hükümetin KENDİLERİNDEN HESAP SORMAYACAĞINI Allah'a iman gibi biliyorlar.
İşte bugün itibarıyla Türkiye'nin hali, onlarca ayrı silahlı grup, örgüt, servis, ajan, güya direniş orduları İstanbul'un göbeğinde cirit atıyor, savcılar seyrediyor, polis seyrediyor, gazeteler tek satır yazmıyor...
Tekrar edelim, bunun adı AFGANİSTANLAŞMAK.
Ve Libya'dan Afganistan'dan Irak'tan hiç ders çıkartılmamış gibi, mesela İsrail, Esad yıkıldıktan sonra duruma hakim olacağından emin.
Esad yıkıldıktan sonra Suudlar duruma hakim olacağından emin.
Esad yıkıldıktan sonra Müslüman kardeşler duruma hakim olacaklarından emin.
Esad yıkıldıktan sonra Davutoğlu duruma hakim olacağından emin.
Esad yıkıldıktan sonra Avrupalı devletler duruma hakim olacaklarından emin.
Esad yıkıldıktan sonra Amerika duruma hakim olacağından emin.
Tıpkı Ergenekon davalarıyla tasfiye edip iktidarına oturup kardeş kardeş ganimetlerini bölüşüp yiyecekleri kadar, duruma hakim olacaklarından eminler.
Buradan bütün bu hevesli, mücahit, İslamcı, hayalci, manyak, Amerikan köpeği aslancıklara sesleniyorum, bu işin tek karlısı olacak, o da Suudlar.
 

Akşam
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'