Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:57
Akşam | Yazarlar

Sosyal medya varken haber saklanabilir mi?

04 Şubat 2012 Cumartesi 02:01

Özel habere dayalı gazetecilik merak ve ısrarımızı artık herkes biliyor. AKŞAM'ın manşetinde, başka gazetelerde bulamayacağınız haberleri okuyorsunuz. Bizim gazetemizde hem 'Türkiye'nin gündemi' vardır, hem de 'paralel kendi gündemimiz'...
Le Monde tarzıdır bu, üzerinde çok çalıştık.
Bu anlayış, yayın yönetmenliğindeki dördüncü yılımızda artık tamamen oturdu ve kabul edildi.
Doğal olarak AKŞAM'da 'muhabir odaklılık' ön plana çıktı ve bugün piyasada adı en çok bilinen muhabirler AKŞAM'da çalışıyorlar. Her sabah başta NTV ve CNN Türk olmak üzere önemli haber sitelerinde mutlaka AKŞAM'ın bir haberi referans verilerek kullanılıyor. Arkadaşlarım adına gurur duyulacak bir başarı. Hem de onca zorluğa ve imkansızlığa rağmen. Ve bütün rakamlar 'en az yalanlanan gazete olduğumuzu' tekrar tekrar ispat ediyor. Haftanın iki-üç günü manşetleri yalanlanan rakiplerimiz ise haliyle şaşırıp kalıyorlar.
Neyse bugünkü konumuz bu değil.
Günlük gazete yapmak elbette zor iş.
Bitmek bilmeyen bir koşuşturmaca. Üstelik Türkiye'nin yaşadığı en çalkantılı dönemdeyiz.
Yazı işleri toplantılarında her gün bütün gazetelerin birinci sayfa analizini yaparız. Çoğu zaman derim ki 'Bakın, bu birinci sayfaların hiçbirinde dünkü Türkiye yok, bugünkü Türkiye de yok...'.
'Hiç yapılmayacak tek hata nedir?' diye sorsanız, yanıtım 'haber saklamak' olur.
Tabii ki meslek ilkeleri ve etik tutum haber gizlemeye izin vermez. Ama onu bir an için yan tarafa bıraktığımızı düşünelim, bugünün dünyasında artık haber gizlenemez. Sosyal medya denen olgu olanca gücü, hızı ve açıklığıyla uçsuz bucaksız bir haber denizi oluşturmuş durumda.
Başta twitter olmak üzere sosyal medya aynı zamanda hayli tehlikeli.
Geçenlerde bir anda mail bombardımanına tutuldum. Muhabir arkadaşlarımdan birisinin spor yorumu sonunda adeta kampanya başlatılmıştı. Benzeri olayı bir bakanla da yaşadık. Başka bir muhabirimiz bakanla ilgili yorumlarda bulunmuş. Bunlar da işin riskli tarafları...
Her konuda olduğu gibi sosyal medya faaliyetleri de kontrol ve ölçü istiyor. İyi yönetim bekliyor.
Birkaç gün önce Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel'le görüşüyorduk. Kendisine ekibinden bir haber geldi, anında iPad'ini açtı, önce haberi twitter üzerinden takipçilerine duyurdu, arkasından yine aynı yöntemle o başarıyı sağlayan birimi kutladı. Sonra takip ettim, bayağı etkili biçimde sosyal medyayı iletişim mecrası olarak kullanıyor. 'Başka bir hayat da burada akıyor' dedi.

ssylmdya.jpgBaşlangıçta dijital dünyada kendimi bir çeşit pasif kullanıcı olarak pozisyonlamıştım. Fazla açık olmanın dil, üslup ve zihinsel özgünlüğü bozduğuna inanırım. Ama öte yandan teknik birimdeki arkadaşlardan bilgi alıyor ve 'uzaktan' gelişmeleri takip ediyordum. Uzun süre bu politikayı izledim. Tam 'artık zamanı geldi' diyordum, Amerika'da yaşayan kız kardeşim Serpil ve eşi Ozan'ın 'Abi bir gazetecinin, hele köşe yazıyorsa twitter kullanmaması düşünülemez bile' sözleri son tereddütlerimi de giderdi. Evet ben de artık twitter'dayım. Daha çok yeni. Spor dünyasındaki gelişmelerle ilgili gündemi belirleyen haberlerimiz de vesile oldu, bu yeni maceraya başladık. Bundan böyle köşe yazılarımda e-mail gibi twitter adresim de yer alacak. Buradan ilk haber istihbaratımı da takipçisi olduğum eski Bakan Nimet Baş'ın kız çocuk satışıyla ilgili tepkisini aktararak yapmış oldum. Üç günde beni çok şaşırtan gözlemlerim oldu. Yeri geldikçe bunları paylaşacağım.

Akşam Gazetesi
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'