Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:57
Akşam | Yazarlar

Şirketler de takipçi satın alıyor

21 Ekim 2011 Cuma 02:00

Yaptığı çıkışlarla Twitter'da ünlülerin korkulu rüyası haline gelen Erol Köse bu kez de bazı ünlülerin Twitter'da takipçi satın aldıklarını iddia etti. Eklemek gerek, sadece ünlüler değil asıl anlı şanlı şirketler Twitter'da takipçi satın alıyorlar, etik olmayan yollardan Facebook'ta beğeni topluyorlar.
Erol Köse, ünlülerin haklayıcılara (hacker) para yedirerek takipçi sayılarını bir gecede 200 bin artırdıkları iddia etmiş. Olmayacak, yapılamayacak şey değil. Piyasada gerçekten parayla takipçi getiren, beğeni kazandıranlar bolca var. Ancak bunlar keşke öyle basit haklayıcılar olsa.
Sosyal Medya iletişimi iş dünyasında moda oldu olalı, her köşeden bir sosyal medya ajansı bitmeye başladı. Twitter'da takipçi, Facebook'ta beğeni toplamak kendi çapında bir sektör oldu. İşini layıkıyla yapan ajanslar da var ama büyük çoğunluğu etik dışı, şirkete pazarlama açısından hiçbir katkısı olmayan, bilakis zararı dokunan yöntemlerle yapıyorlar bu işi. Sistem şöyle işliyor:
Büyük bir holdingin patronu yurtdışında bir konferansa, örneğin Davos'a katılıyor. Orada bir bakıyor herkes sosyal medyayla ilgili başarı hikayeleri anlatıyor.
Yurda döndüğünde hemen genel müdürünü, pazarlama müdürünü çağırıyor, günlerdir dinlediği sosyal medya hikayelerini anlatıp, 'Biz sosyal medyada var mıyız. Pazarlamada sosyal medyadan yararlanıyor muyuz?' diye sorguluyor.
Pazarlama müdürü de duymuş tabii sosyal medya iletişimini. Hatta sosyal medya gurusu diye lanse edilen, aslında Twitter, Facebook gibi sosyal medya devlerinin sözcüleri olan bir takım ithal konuşmacıları da dinlemiş.
Dinlediği vaazlarda kendisine hep 'Sosyal medya Facebook'tan, Twitter'dan ibarettir. Kendi sosyal medya platformlarınızı kurmanıza gerek yok. Açın bir Twitter, bir Facebook hesabı binlerce takipçi, binlerce hayran size orada hazır bekliyor', diye telkin edilmiş.
Hiçbir iletişim stratejisi yapmadan, sosyal medyayı genel pazarlama stratejisiyle bütünleştirmeden kim bize takipçi, hayran kazandırır diye aramaya başlıyor.
Batılı ülkelerde daha çok küçük ölçekli şirketleri avlayan iş modeli, Türkiye'de dev holdingleri bile ağına düşürüyor. İyi birer Twitter ve Facebook kullanıcısı olan gençlerin kurduğu ajanslar, sosyal medyadaki geniş çevrelerini ve birkaç haftalık bir çalışmayla yarattıkları binlerce sahte kullanıcıdan oluşan listelerini devreye sokuyorlar,
Twitter ve Facebook'ta sahte hesap açmak birkaç dakikalık bir iş. Her bir sahte kullanıcı için Gmail ya da Hotmail gibi e.posta servislerinden hesap açmak yeterli. Bu yöntemle oluşturulan balon kullanıcılara, birbirleri de takip ettirilerek olaya gerçekçilik katılıyor.
Tabii binlerce kullanıcı için kullanıcı profili yazmak, kullanıcı resmi yüklemek, her birine yüzlerce takipçi eklemek katlanılacak zahmet değil. Bu nedenle bu şekilde açılan hesaplarda genellikle kullanıcı profili boş oluyor, kullanıcı resmi yerine Twittter yumurtası çıkıyor, takipçi sayıları da birkaç kişiden ibaret oluyor.
Sonuçta şirket birkaç bin lira verip birkaç günde binlerce takipçi, binlerce hayran toplamış oluyor. Alan memnun, satan memnun. Şirketin pazarlama müdürü, patronuna şu kadar kısa zamanda şu kadar takipçi, şu kadar hayran topladık diyerek böbürlenebiliyor. Yalan da değil hani, rakamlar işte orada. Hepsinin birer yumurta kafadan ibaret olması kimin umurunda?

Yeni Sosyal Medya neonevar.naberler.com www.twitter.com/yurtsan

 

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'