Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:47
07 Şubat 2012 Salı - 
Akşam | ANA SAYFA MANŞET
'Savcı beni savundu, gözlerim yaşardı'

'Savcı beni savundu, gözlerim yaşardı'

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki küçük salonda görülen ikinci Ergenekon davasının 156. duruşması sürüyor.

 

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Hasan Ataman Yıldırım, cezaevinde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu'nun ''Mahkemede konuşayım mı?'' diye sorduğunu belirterek, ''(Konuşsam devlet sırrı açıklamaktan suç olur, konuşmasam suçlu olurum) diyordu. Sonunda MİT'e avukatı aracılığıyla 'Konuşayım mı, konuşmayayım mı?' diye yazı gönderdi. Avukat, Kozinoğlu'nun mektubunu MİT'e göndermiş ama cevap gelmedi. Bir mektup daha gönderildi ama cevabı gelmeden kaybettik'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki küçük salonda görülen duruşmada söz alan tutuklu sanık Neriman Aydın, güvenlik kuvvetlerinin hakkındaki iddiaları ispatlayacak kanıt bulamadıklarını öne sürdü.

Mahkemenin mesnetsiz iddialarla meşgul edildiğini savunan Aydın, ''Dosya kapsamındaki iddialar, tarih ve güncel kitap çalışmalarımdan ibarettir'' dedi.

Tutuklu sanık Hasan Ataman Yıldırım da ''Odatv davası'' kapsamında yargılanırken 12 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi'nde rahatsızlanarak hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu ile aynı koğuşta kaldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Kozinoğlu, tutuklanması ile ilgili süreci anlattı. Kozinoğlu, Afganistan'da iken bir CIA ajanın kendisine 'Türkiye'ye gitme seni tutuklayacaklar' dediğini söyledi. Ancak buna rağmen Kozinoğlu, Türkiye'ye gelerek Savcı Zekeriya Öz'e ifade verdi. Mahkemeye sevk edilmek üzere evrak beklediği sırada bir yargıç gelerek Kozinoğlu'na 'Seni tutuklayacaklar' demiş. Kozinoğlu, 'Mahkemede konuşayım mı?' diye soruyordu. 'Konuşsam devlet sırrı açıklamaktan suç olur, konuşmasam ben suçlu olurum' diyordu. Sonunda MİT'e avukatı aracılığıyla 'Konuşayım mı, konuşmayayım mı?' diye yazı gönderdi. Avukat, Kozinoğlu'nun mektubunu MİT'e göndermiş ama cevap gelmedi. Bir mektup daha gönderildi ama cevabı gelmeden kaybettik.''

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü tutuklu sanık Fatih Hilmioğlu da iddianameye konu olan ''Yüzde 35 değil, yüzde 95 de alsalar iktidar olamazlar'', ''Onurluca inmeleri gerekir yoksa onursuzca indirilirler'' sözlerine değindi.

Sözlerinin çarpıtıldığını öne süren Hilmioğlu, ''O dönem zaten iktidarda olan bir parti için neden böyle bir şey söyleyeyim? Anlamsız cümlelerden askeri darbe sonucu çıkarılmak isteniyor'' dedi.

Seçimlerle rejimin değil, hükümetlerin değiştiğini ifade eden Hilmioğlu, ''Eğer değiştirirseniz çeşitli kurumlar müdahale eder. Bunların arasında üniversiteler de var. Ben kurum derken Cumhuriyet savcılarını kast ettim. Bunu ima ettiğim Anayasa Mahkemesinin kapatma davası açmasından da anlaşılıyor. Kapatma davası açılması o parti için onurlu bir durum mudur?'' diye konuştu.

Söz konusu konuşma ile ilgili 27 avukatın kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren Hilmioğlu, konuyla ilgili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının ''görevsizlik kararı'' verdiğini anlattı.

Savcılığın dosyayı YÖK'e gönderdiğini belirten Hilmioğlu, ''Ne o zaman, ne de sonrası YÖK'teki başkanlardan hiçbirinin döneminde hakkımda soruşturma açılmadı. Benim isteğim o kararın emsal alınması'' dedi.

-Mustafa Balbay'ın beyanı-

CHP İzmir Milletvekili olan tutuklu gazeteci sanık Mustafa Balbay da dava dosyasının 228'inci klasörünün 13'üncü sayfasında kendisiyle ilgili olarak emniyet bilirkişi değerlendirmesi olduğunu kaydederek, ''Benim hakkımda 'Cumhuriyet Gazetesi Ankara temsilcisidir. İlhan Selçuk'un talimat ve yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmektedir. Amerikan Büyükelçiliğinde gizli toplantılara katılmaktadır' şeklinde ifadelere yer verilmiş'' dedi.

Söz konusu iddiaların İbrahim Yıldız ile yaptığı telefon görüşmelerine dayandırıldığını söyleyen Balbay, ''Gizli olduğu söylenen görüşme Amerikan Büyükelçiliğindeki bir yemekti. Dört gazetenin Ankara temsilcileri olarak katıldık. Büyükelçi sohbetin yazılmasını istemedi'' diye konuştu.

Hakkında çıkan haberler konusunda ''gizliliği ihlal'' suçlamasıyla bile gazetecilere dava açmadığını ifade eden Balbay, şunları anlattı:

''Ocak ayında bana Silivri Cumhuriyet Savcılığından bir tebligat geldi. Anadolu'da orta büyüklükte bir ilçe gazetesinde 'Mustafa Balbay teröristtir' diye bir yazı yazılmış. Savcı soruşturma açmış, bana 'Şikayetçi misin?' diye soruyor. Yani bir cumhuriyet savcısı beni savunuyor, gözlerim yaşardı. Bir gazeteden davacı olmak istemedim ama 'Şikayetçi değilim' desem 'Teröristim' demiş olacağım. Şikayetçi oldum.''

Üçüncü kez ''yargıda reform paketi''nin hazırlandığını söyleyen Balbay, söz konusu pakete göre artık kendisine ''Terörist'' denilebileceğini iddia etti.

Duruşma, sanık avukatlarının taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

AA
 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER ANA SAYFA MANŞET HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'