Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:47
Akşam | Yazarlar

Sansüre 22 gün kaldı

30 Ekim 2011 Pazar 02:00

İnternet sansürünün kurumsallaşmasına sadece 22 gün kaldı ve kimseden çıt yok. Oysa başlatılacak olan sansür uygulamasına demokratından cumhuriyetçisine, liberalinden sosyalistine kadar totaliteristlerden başka herkesin şiddetle karşı çıkması gerekiyor.
Ne yazık ki medya tam tersine sansürcülerin ninnilerine borazancıbaşılık yapıyor. Sansür uygulamasını şirin göstermeye, aklamaya çalışan demagojilerin sözcülüğünü üstleniyor. Ortaya attıkları her propaganda enformasyonunu sorgulamadan aynen yayınlıyor.
22 Kasım'da başlatılacak uygulamanın 'Temiz İnternet'ten, basit bir filtrelemeden, halka ücretsiz hizmetten, çocukları ve aileleri korumaktan ibaret olmadığı apaçık ama daha da açık olmaya çalışalım:
Sansür zaten var
22 Kasım'da başlatılacak uygulamayla bir şeyin değişmeyeceği, sadece arzu edilen abonelere temiz İnternet seçeneği getirileceği açıklamaları tam bir masaldan ibaret. Türkiye'de on binlerce site hiçbir yargı kararı olmaksızın, bir devlet kurumunun keyfi kararlarlarıyla şu anda zaten sansürlenmekte. 22 Mayıs'ta başlatılacak uygulama doğrudur, bu açıdan bir şey değiştirmeyecek çünkü sansür zaten var ama mevcut sansürü daha da kurumsallaştıracak.
Tek tuşla sansür altyapısı
22 Kasım'da başlatılacak uygulamanın mevcut sansür uygulamasına getireceği yenilik, sansürü merkezi bir teknolojik altyapıya kavuşturması. 22 Mayıs'ta devreye sokulacak sansür altyapısı sayesinde devlet, gerek duyduğu zamanlarda istediği siteyi istediği gibi kolayca sansürleme olanağına sahip olacak.
Bugün çocuklara zararlı ya da devletin uygun gördüğü aile örf ve adetlerine aykırı sitelere sansür uygulamayı sağlayan altyapı, ilerleyen günlerde devlet tarafından istendiği takdirde Facebook'un, Twitter'ın, Google'ın kısacası her türlü sitenin sansürlenmesinde kullanılabilecek.
Vatandaş seçecek masalı
Başlatılacak uygulama kimseye bir zorlama getirmiyor, isteyen vatandaş istediği filtre paketini seçecek, istemeyen seçmeyecek söylemiyle uygulamanın demokratik bir yapıya sahip olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Uygulamanın bir sansür uygulaması değil, vatandaş seçimine bağlı bir filtre paketi seçiminden ibaret olduğu telkini yapılıyor. Medyadaki sessizliğe bakılırsa bu propaganda başarılı da oluyor.
Oysa 22 Kasım'da başlatılacak uygulama katıksız bir devlet sansürü. Siyaset Bilimi derslerinde devlet sansürüne örnek olarak bile okutulabilir. Devlet sansürü çünkü erişimin hangi siteye engelleneceğine bir devlet kurumu karar veriyor. Üstelik yargısız, infazsız...
Ücretsiz hizmet masalı
22 Kasım sansürünün ardına saklandığı bir başka masal ise uygulamanın ücretsiz bir hizmet olduğu... Oysa uygulama ile İnternet erişim sağlayıcısı şirketler sansür altyapısını kendi öz kaynaklarıyla kurma yükümlülüğündeler. Sansür altyapısını kurmak için gereken yatırım maliyeti şirketlere gökten yağmayacağına göre, İnternet erişim sağlayıcıları yatırım ve sonrasındaki işletme maliyetini eninde sonunda abonelerine yansıtacaklar. İşin liberalizme en aykırı yanı ise sansür altyapısı maliyetinin sansür paketini istemeyen abonelere de, sansüre gönüllü abonelerle aynı oranda yansıtılacak olması.

Yeni Sosyal Medya neonevar.naberler.com - www.twitter.com/yurtsan

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'