İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5254
  • 4,1081
  • 141,00
  • 106.736
Reklamı Kapat

Şangay İşbirliği Örgütü  AB’ye alternatif değil

Satır arası…/ Şenay YILDIZ

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği için yarım asrı aşan serüveni ağır aksak ilerlerken, Başbakan Erdoğan bugün imzalanacak Geri Kabul Anlaşması ile vizesiz Avrupa’nın kapısını aralayacak. Bu tarihi imza töreni öncesinde AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’la görüştüm ve sordum: Şangay İşbirliği Örgütü AB’ye alternatif mi görülüyor hükümet tarafından? Bugün kızdığımız tam üyelik dışı alternatifler bir süre sonra bize de daha cazip gelebilir mi? Taraf’a açılan davalarla ilgili Avrupa’dan gelen tepkilere nasıl yanıt veriyor? İşte Bağış’ın yanıtları… 

Şenay YILDIZ / senay.yildiz@aksam.com.tr

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış çok tartışılan Şangay İşbirliği Örgütü’nü AB’ye alternatif olarak görmediklerini açıkladı. Bağış’tan Brüksel’e bir de uyarı var: “Ama süreç çok uzarsa Türkiye Norveç modelini tercih edebilir!” 

-  Başbakan Erdoğan 16 Aralık’ta bir sürprizi olduğunu söylemişti. Bugün AB ile Geri Kabul Anlaşması’na imzalar atılacak, doğru mu?   
Evet, doğrudur, Avrupa Birliği’nin İçişleri Komisyonu Üyesi, İsveçli Cecilia Malmström ile bugün karşılıklı olarak atacağımız imzalarla beraber Sayın Başbakanımız bu müjdeyi resmen kamuoyumuzla paylaşacak. Mutabık kaldığımız ortak yol haritası çerçevesinde en fazla 3-3,5 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Schengen Bölgesi’ne vizesiz girebilecekler. Artık, “vizesiz Avrupa’ya vize aldık” diyebiliriz. 

NORVEÇ MODELİ MÜMKÜN 

- Şimdi kızıyoruz ama bir süre sonra Türkiye tam üyelik dışı alternatiflere yönelebilir mi? Ekonomisi iyi olan bir Türkiye Yunanistan’ı, İspanya’yı fonlamak için AB’ye girmek ister mi? 

Türkçe’de “Fazla naz âşık usandırır” diye güzel bir deyiş var. Türk halkı nezdinde AB’nin güvenilirliğinin sınırsız olduğuna dair garanti vermek mümkün değil. Süreç uzadıkça Türkiye ile AB arasındaki bağlantıyı sağlayan halat daha fazla aşınacaktır. Avrupa Birliği’ndeki önyargılar ortadan kalkmazsa ileride Türkiye de Norveç gibi birlik dışında kalıp, ortak pazara dâhil olabilir. 

- Başbakan Erdoğan geçen ay Türkiye’nin AB üyelik süreci konuşulurken Rusya Devlet Başkanı Putin’e “Türkiye’yi Şangay İşbirliği Örgütü’ne alın” dedi. Bu Başbakan’ın ilk açıklaması da değil.  Şİ֒nü AB’ye alternatif mi görüyor hükümet? 
NATO’nun etkin bir üyesi olan Türkiye, AB ile üyelik müzakerelerini yürüten; bununla birlikte İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, G-20’nin, D-8’in, AGİT’in, KEİ’nin, OECD’nin, Dünya Ticaret Örgütü ve daha birçok bölgesel ve uluslararası kuruluşun aynı anda üyesi olabilen ender ülkelerden biri. Sayın Başbakanımızın Şangay İşbirliği Örgütü bağlamında yaptığı değerlendirmelerin de bu çerçevede ele alınması beklenirdi. Fakat bazı köşe yazarlarının konuyu çok farklı yerlere çekmesi, sapla samanı karıştıran yaklaşımları, meselenin Türkiye’nin potansiyelinden ve gücünden uzak bir noktada tartışılmasına sebep oldu. Esasen AB de Rusya, ABD, Çin ve Avrasya devletleri ile sıkı ekonomik, siyasi, ticari ve toplumsal ilişkiler içinde ve bunları korumaya önem veriyor. Nitekim AB, 2012 yılında Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini güçlendirme kararı aldı. Türkiye’nin farklı ittifaklarla ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini birbirinin alternatifi veya yedeği olarak görmek yanlış ve mantık dışıdır. Bu çerçevede, Şangay İşbirliği Örgütü’nü AB’ye alternatif görmüyoruz. 

ERASMUS+ 2014’TE BAŞLIYOR

- Son yıllarda Türk vatandaşlarının yurtdışında eğitim almaları için imkânlar bir hayli gelişti. Bunlara 2014 için Erasmus+’ın eklenmekte olduğunu biliyorum bakanlık bürokratlarınızdan. Biraz bilgi verir misiniz? 
Son 10 yıllık süre zarfında 370 binden fazla vatandaşımızın yurtdışında eğitim almasını, staj yapmasını, kurs görmesini ve gönüllü faaliyetlerde bulunmasını sağladık. Türkiye Ulusal Ajansı’nın 2007–2013 yılları arasında farklı hedef kitlelere yönelik olarak yürütmüş olduğu AB eğitim ve gençlik programlarından Comenius, Erasmus, Leonardo da Vinci, Grundtvig ve Gençlik programları 2014–2020 döneminde tüm Avrupa’da “Erasmus+ (ERASMUSPLUS)” adıyla yürütülecek. Temel amaçlar ve faaliyetler açısından bakıldığında eski programla büyük benzerlikler gösteren Erasmus+ ile bazı yenikler getiriliyor… 

FONLAR ARTIRILCAK 

- Ne gibi yeniliklerden bahsediyoruz? 

Bu yenilikler arasında gelecekte iş dünyasında ihtiyaç duyulacak yeni becerilerin edinilmesine katkıda bulunmak, daha çok genci, daha çok öğrenciyi desteklemek var. Erasmus+ ile iş dünyası ve eğitim daha da yakınlaşacak. Yeni dönem için en sevindirici gelişme ise özellikle yüksek öğrenim ve mesleki eğitim öğrencileri, öğretmenler, eğiticiler ve gençlik çalışanları için tahsis edilecek fon miktarının önceki döneme göre daha da arttırılacak olması. Böylece daha çok gencimiz, daha çok öğretmenimiz, daha çok meslek erbabımız Avrupa yolcusu olacak. Ayrıca, spor alanındaki programlar da artık Erasmus+ çatısı altına alındı. Böylece şike ve dopingle mücadeleden tutun da kar amacı gütmeyen spor etkinlikleri gibi büyük bütçeli faaliyetler için de destek bulunabilecek. Erasmus+ her yaştan ve eğitim seviyesinden vatandaşımızın istifadesine açık. Türkiye Ulusal Ajansı’nın web sitesinde (www.ua.gov.tr) programlara ilişkin tüm bilgiler ayrıntılarıyla yer alıyor. 

GİZLİ MGK BELGESİNİN TURŞUSUNU KURMUŞLAR

Bağış: “2004’teki gizli damgalı belgenin turşusu kurulmuş, bugün için saklanmış ve hükümetin demokrasi aleyhtarı olduğu intibaını yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bu iyi niyet göstergesi değil.” 

- Taraf’a yönelik davalar Avrupa gündemine de girmeye başladı. Stefan Fule, Fleutre ve Swaboda’nın açıklamalarından anlıyoruz ki konu basın özgürlüğü kapsamında Türkiye’nin karşısına çıkacak... 

Şu anda bana ne telefon açan, ne yazı gönderen oldu. Ben bunları Taraf’tan okuyorum… Ama söylemeleri de normaldir, şu anda Avrupa’da da pek çok medya mensubu yargılanıyor. Bugün nasıl ABD Wikileaks belgelerini sızdıranların peşine düşmüşse, Avrupalı liderler müttefikleri tarafından dinlenmelerinden bile rahatsız olmuşsa, herkesin mahremi kendine kıymetlidir. Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Yasalar çerçevesinde yapılması gerekenler yapılacak… 

- Mehmet Baransu daha önce askeri vesayetle ilgili davalara zemin teşkil eden pek çok benzeri belgeyi yine Taraf’ta açıkladı. 28 Şubat MGK kararlarını da neredeyse tüm gazeteler defalarca yazdı, yazdık. O zaman bunlar devlet sırrı denilip, işleme tabii tutulmazken, bugün casusluk ithamıyla dava konusu olması eleştirilere neden oluyor. Bu eleştirilere siz nasıl yanıt veriyorsunuz? 
Basının daha önce yayınladığı aynı dönemde kendilerine verilen belgelerdi. Buradaki ise 2004’teki gizli damgalı belgenin bir şekilde turşusu kurulmuş, bugün için saklanmış ve hükümetin demokrasi aleyhtarı olduğu intibasını yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bir kere şunun altını çizmek lazım: 2004’ün Türkiyesi bugünün Türkiyesi değildi. Biz neden 2004’te YAŞ’ta oturma düzenini değiştirmemiştik, neden milli güvenlik derslerini kaldırmamıştık? O belge doğru ve gerçekse, öyle bir şey olduysa bile o günün şartlarında böyle bir tavsiye kararına hükümet yutkunmak durumunda kalmış olabilir. Ama uygulamış mı? Hayır, uygulamamış. O MGK’daki dengeyi, o günün Türkiye’sindeki güç odaklarının yetkisini, iktidar gücünü hesaba kattığınız zaman bugün böyle bir eleştiriyi ortaya koymak ve bunu tam 9 yıl sonra çarpıtarak yapmak pek de iyi niyet göstergesi değil. 

İNANÇ MERKEZİNE SAYGISIZLIK ETTİLER

-  Polisten ve gazdan kaçan göstericilerin  camiye sığınmasının Gezi iddianamesinde “ibadethaneyi kirletmek” gerekçesiyle suç kapsamına alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Ben hiçbir inanç merkezine kimsenin saygısızlık etme hakkı olmadığını düşünüyorum. Nasıl benim sizin evinizi gelip kirletme hakkım yoksa ortak alanımızı da kimsenin kirletme hakkı olmaması gerekir. Camilerimizi edep ve adap dışı kullanmamızın hiçbir açıklaması olamaz. Bunda da bir hayır varsa, o da şudur: İlk kez CHP’li arkadaşlarımızın bu kadar yoğun şekilde camilerimizi zikrettiklerini görüyoruz. Ben de dua ediyorum: İnşallah camilerimize amaca uygun şekilde gitmeyi de rabbim nasip eylesin.

TÜRKİYE KÜRDİSTANI AJİTASYON AMAÇLI

Başbakanımızın Diyarbakır’da yaptığı vurgu, Kuzey Irak Kürdistan Özerk Bölgesi Irak Anayasası’nda geçen resmi adı. Irak’ta hâlihazırda anayasayla tanımlanmış, başbakanı, başkanı, antetli kâğıdı olan bir Kürdistan Bölgesel Yönetimi var. Şu anda Türkiye içinde Kürdistan kelimesini kullanmanın bir yıldır şehit cenazesi gelmemesinin ülkede yarattığı huzuru bozmaktan başka bir amacı olamaz. Bugün BDP’lilerin mecliste Kürdistan demesinin ajitasyondan başka işlevi yok, hiç bir şey kazandırmıyor Kürtlere. 

Oyuncu Eşref Kolçak'ın oğlu Harun Kolçak hayatını kaybetti. Ünlü sanatçı sevenlerine ve takipçilerin

Harun Kolçak'ın hasta yatağındaki son görüntüleri

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

43'üncü yıldönümünde Kıbrıs Barış Harekatı'ndan kareler

Dünyanın ilk elektrikli jet uçağı testi başarıyla geçti

En Çok Okunanlar