HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

‘Uzay Kuvvetleri’ni görünce Tim Burton’ın ağzı açık kaldı

‘Matrix’, ‘Tomb Raider’, ‘The Demolition Man-Cezalandırıcı’, ‘Star Trek-Uzay Yolu’ gibi projelerde görsel efekt sanatçısı olarak çalıştı. Şimdiyse Türkiye’nin ilk üç boyutlu animasyonu ‘Uzay Kuvvetleri 2911’i çekti. Film, görsel efekt âleminin en önemli festivallerinden Siggraph’ta deprem etkisi yarattı. Michael Şahin Derun ile yeni projesini konuştuk ve daha önce beraber çalıştığı Angelina Jolie, Catherine Zeta Jones, Keanu Reeves ve Slyvester Stallone ile olan anılarını dinledik…

KAAN KAVUŞAN
kaan.kavusan@aksam.com.tr

Şahin Derun gençlik yıllarında Avustralya’nın yolunu tuttuğunda, hemen sinema sektörüne girememiş. Anlatırken, “Her şeyi yaptım vallahi” diyor, “İşportacılık, taksicilik yaptım; tuvalet de temizledim.” Daha sonraysa, psikoloji eğitimi almış, en sonunda bilgisayara olan ilgisi dolayısıyla Avustralya’nın en izlenen kanallarından biri olan 10. Kanal’a animasyoncu olarak çağrılmış. “Ben de ressamlık var, bilgisayar merakım vardı. Kendi kendime bir şeyler yapıyordum” diyor. Garajında efektlerini yaptığı ‘Babylon 5’ dizisiyle Emmy Ödülü almış. Sonra da ‘Matrix’te çalışması önerilmiş, işler büyümüş, yolu Hollywood’a kadar uzanmış. CV’sinde ‘Matrix’ haricinde, ‘Tomb Raider’, ‘Cezalandırıcı’, ‘Uzay Yolu’, ‘Örümcek Adam 2’ gibi işler de var.
2003 yılından beri ülkemizde olan Derun, Türkiye’nin ilk üç boyutlu animasyonu ‘Uzay Kuvvetleri 2911’i çekti. Filmin şubat ayında vizyona girmesi bekleniyor. Biz de bu vesileyle hem filmi konuştuk hem de anılarını dinledik.

- Biraz projeyi anlatır mısınız?
Uzay Kuvvetleri, Türkiye’nin ilk üç boyutlu animasyon filmi olacak. Bu bir bilimkurgu, amacımız da gençlerin yıldızlara bakmalarını sağlamak. Zaten o yüzden de bu filmin kahramanları bilim adamları. Bir nebulaya gidiyorlar, orada kara deliğe düşüyorlar ve kendilerini başka bir yerde buluyorlar. Bir gezegene çakılıyorlar. O gezegen bizimkilerin teknolojisini çalıyor ve saldırıyor. Geri kalanı, Murat Kaptan ve ekibinin mücadelesi. Mistik efsaneler de var içinde tabii. Uzay savaşı var, silahla adam öldürme yok. Çünkü doğru örnek sunmaya çalıştık. Fragmanı görenler fazla politika var zannetmişler ama çok yok. Bana meselâ, ‘2911 yılında halk-muhalefet ve hükümet ilişkilerini’ soruyorlar. “Uzaylılarla uğraşıyoruz, yeterince muhalefet var” diyorum. Ne bileyim, yetkin değilim ki. Filmde Türkler de biraz daha ileride tabii. Çünkü ben bunu görmek isterim. ABD’li yapıyor, biz niye yapmayalım.

- Ne kadar masraf ettiniz?
Takip bile edemedim ama üç milyon doları geçtik. Ama çok akıllıca, nokta atışlar yapılarak yaptık bunu. Alır mıyız, alamaz mıyımız; meçhul. Yine de Uzay Kuvvetleri’ni seven 20 bin kişilik bir kitle oluşturursa kendine, parasına bakmam, tekrar yaparım.

- Dijital grafik ve teknikler konferansı Siggraph 2013’te de büyük övgüyle karşılaştınız…
Evet, Türkiye’den davet alan ilk ve tek filmiz. Taksiyle geldim, limuzinle döndüm. Dreamworks’ten, başka şirketlerden yedirip içirdiler. Siggraph’ın yıldızı olarak tanıtıldık. Orası şöyle bir yer; konuşma yapıyorsunuz, içeride birçok adam var. Herkes sektörün piri. ‘Avatar’ın görsel efekt yönetmeni Rob Powers da çok beğendi bizi. Tim Burton gördü, “Harika iş, benzersiz” dedi mesela. Ben de ona “Biz Hollywood’a benzememeye çalışıyoruz” dedim, anlattım. Dreamworks’un yapımcıları, “Kafayı yemişsin” dediler, 10-15 kişiyle bunu yapabildiğimizi görünce. Bir de o ekibi kendim eğittim.

MATRİX'DEN SONRA GERİSİ HAVA

- Nasıl becerdiniz bunu?
Klasik ressam, heykeltıraş topladım sanat okullarından. Onlara 3D öğrettim. Sanat gözü, ışığı bilen, renkleri tanıyan, estetik anlayışları olan adamlar lazımdı. ABD’li yapımcıların çok ilgisini çekti bu. Hatta “Biz de yapalım” dediler. Tarama sitemi getirdik ülkemize. En ufak gözeneklerine kadar, seni aynen dijital olarak çıkarabiliriz... 

- Peki, bu riski neden aldınız?
ABD’deki arkadaşlar da soruyor bunu. “Neyine güveniyorsun, batacaksın” diyorlar. Ben Avustralya’da veya ABD’de de rahatça yaşarım ama bıktım! ‘Spider Man 2’ ile Oscar aldık ekip olarak. Bir sertifika verirler, duvarına asarsın. ‘Star Trek-Uzay Yolu’nda 7 sezon çalıştım. ‘Voyager’ı biz tasarladık, Star Trek âleminin ilk dijital gemisidir. Öncekiler maketti. ‘Matrix’ sonrasında gerisi hava cıva geliyor. Kendim bir şeyler yapmak istiyorum, kendime göre bir vizyonum var. 45’ime geldim artık.

KEMAL SUNAL PROJESİ…

- Peki, Türkiye’ye ilk geliş nedeniniz neydi?
2003’te Kanal D getirdi beni. Kemal Sunal’ın animasyon dizisi yapılacaktı. Yarattık da karakteri. Aynısı oldu. Ailesi çok beğendi. Hassasmışlar da, bir belgeselde keli görünüyor diye yayınlatmamışlar. Sonra maddi bir ihtilaf oluşmuş, yapımcılar “Değmez” demişler.
‘Gıdıgıdılar’ diye proje yaptık. 220 bölüm imzalayalım dediler, “Bünyem kaldırmaz” dedim. Zamanla alakalı. 1 günlük efekt, bir günlük kalitede çıkar; sonra eleştirilirsiniz. Yine de denensin. Mesela ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ı yerden yere vuruyorlar hâlâ efektler sebebiyle ama bir denemeydi o. Öyle bir yerden yere vurdular ki, bilimkurguya 35 sene sonra ilk ben cesaret edebildim.

- Hollywood’da işler nasıl?
Herkes birbirini tanır, ‘Spider-Man 3’e çağırdılar. E-posta şöyleydi; “Oscar kazanmış bir filmin devamında çalışmak ister misiniz?” Cevap yazdım; “Oscar’ı size kim kazandırdı lan?” diye (gülüyor) “Ya Michael gel işte standart mektup” dediler sonra. Tabii samimiyet var aramızda ondan, saygısızlıktan değil.
ABD ve Avustralya iki iş yaparım, bütün sene gezerim. Patlamalarda uzmanım bilhassa. Bütçeler çok daha büyük tabii orada. Zaman daha fazla. Burada yapımcı 7 günde dizi çekiyor. Efekt yapamazsın ona. 7 günlük iş, 70 günlük işe benzemez. 

- Filminizin vizyon tarihini öğrenebilir miyiz?
Burada şubatta gireceğiz. Aslında ekimde girecektik de hatır gönül işleri olmuş galiba. ABD’de vizyon teklifi aldık, burada sürünüyoruz. ABD’de gireceğiz de. Dahası Oscar’a çağırdılar, aday ol diye.

- Gidecek misiniz?
Şu an rötuşlar yapılıyor. Bir izleyip görelim son halini; gitmeyi düşünüyoruz.

ANGELINA JOLIE KAN İÇER

Angelina Jolie ile Tomb Raider’da çalıştık. Boynunda bir tüpte eski kocasının kanı var. İçiyor! Kan içer o, öyle bir huyu var.  Ama kafa hatundur. Biz dalga geçerdik beraber. “Karavan’a gelirim tatlım” falan diye espri yapardım, o da “İstediğimi alırım” derdi. Yani boynumdan kan alacak (gülüyor).

KEANU REEVES ÇOK MÜTEVAZIDIR

Keanu Reeves’le muhabbetimiz vardır. Çok iyi çocuk. Acayip mütevazıdır. Metroyu kullanır, gelir sohbet eder, sosisli sandviç ısmarlar. Samimidir. Parada pulda hiç gözü yoktur bir de. Şeytanın avukatında Al Pacino’nun alacağı 11 milyon gibi bir parayı o ödedi, “Ben hakkımdan feragat ediyorum, Al Pacino oynasın” dedi. Çok severim.

ZETA-JONES SIRT SIVAZLAR

Catherine Zeta Jones’la da bir projede çalıştık. Onun özel bir efekti vardır. Böyle suratına bakın, hep parlar. O olmazsa arıza çıkarır. Sanki hare vardır başının etrafında. Gelir yanımıza sırtımızı okşar şöyle bir… “Canım, benim efektimi güzel yapacaksınız değil mi?” “Aman dikkat edin” diye motive eder, muhabbet eder.

MATRIX’TEKİ MEŞHUR HAREKET KAZAYLA BULUNDU

Trinity’nin havada sabit durup, kameranın 360 derece döndüğü hareket kazayla ortaya çıktı. Perspektif alınır hep. Kameraları dizmişiz sıra sıra. Modeli koymuşuz bakıyoruz. Sonra biri geldi, üst kademelerden biri, “Bunu döndüre döndüre yapalım” dedi. Her kamera tek kare aldı, sonra montajla döndürdük.

STALLONE KOMPLEKS YAPMIŞTI

SYlvester Stallone ile çalışmıştık. Stallone ve Snipes’ın donduruldukları bir sahne var. Özel efektçiler fiberimsi bir madde yapıyorlar. Üstüne sürüp kalıp alıyorlar. Bire bir aynı şey çıkıyor. Tanesi 60 bin dolar falan. Geldiler Stallone ile Snipes’ın kalıbını aldılar. Stallone tutturdu, “Bu ben değilim” diyor. Bir daha kalıp alındı. “Yok, olmamış” dedi gene. Stallone’la sohbetim vardı; özel efektçiler rica etti, “Ne istiyor, lütfen öğren?” diye… “Abi ne iş?” dedim. Meğer Wesley Snipes uzun diye kompleks yapmış, söyleyemiyor. Bacaktan uzattılar o zaman... Dağıtımcı geldi, film gelmiyor diye isyanlarda. Kalıbı bir gördü, gülme krizine girdi. “Sly bu sen misin, aç bacaklarını göreceğim” diye tutturdu. Sonra kavga ettiler ciddi, “Adam bütçeyi sen mi ayarlıyorsun hıyar?” diye bağırdı çağırdı. Bana da “Hallet bunu” diyorlar, ancak flu atabildim. Hâlâ güleriz arkadaşlarla bir araya gelince.