İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3.8101
  • 4.6578
  • 163.26
  • 115.147
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Çocuklarımızın yarınlarını kimse çalamaz

Canan Mat iş kadını, iç mimar, yazar, şair ve Otizm Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ama en önemli kimliği 10 yaşında otizmli bir çocuk annesi olmak.

Otizmli çocuklar için var gücüyle çalışan Mat, “Evlatlarımızın yarınlarını kimse ellerinden alamaz... Allah Özgecan’ın ailesinin yardımcısı olsun ve başka Özgecan’lar olmasın. Otizmli bir çocuğun annesi olarak bu canilerin bir daha başka hiçbir çocuğa zarar veremeyecek şekilde cezalandırılmalarını istiyorum” diyor.  

ARZU AKYOL
arzu.akyol@aksam.com.tr

Canan Mat; işkadını, iç mimar, yazar, şair ama her şeyden önce hayatını otizmli oğlu Batuhan’a adamış fedakâr bir anne. Onun için “sosyal sorumluluk projelerinin cömert eli” demeleri de boşuna değil. Otizmli çocuklar için var gücüyle çalışıyor Canan Hanım. Amacı otizmli her çocuğa dokunabilmek. Bu çalışmalarını hem bireysel olarak hem de Otizm Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak sürdürüyor. Son olarak hikâye ve şiirlerini topladığı “Korkmakta Olduğum Sen Değilsin Masken” adlı kitabının gelirini otizmli çocuklara bağışladı. Ayrıca hem otizmli çocukların ihtiyaçları hem de ailelerin otizmli bir çocuğa nasıl davranmaları gerektiği konusunda önemli mesajlar verecek bir senaryo hazırlığı içinde olan Mat, bu senaryoyu otizmli bir çocuğu olan dünyaca ünlü aktör Collin Farrel’a gönderecek ve rol teklif edecek. Canan Mat’la bütün bunları konuşmak için buluştuk ama gündemimizde Özgecan vardı. Söze “Evlatlarımızın yarınlarını kimse çalamaz” diye başladı ve bakın neler anlattı...

EN BÜYÜK ACI, EVLAT ACISI

Özgecan’ın yaşadıklarını çok derinden hissediyorum bir anne olarak ve iki kat korkuyorum. Düşünün kendisini ifade edebilen çocukların başına bile bu gelebiliyorsa bir engelli çocuk nelerle karşılaşabilir? Uykularım kaçıyor inanın. Biliyorum ki Özgecan’ın ailesi bu acıyı hiç unutmayacak. Uyumak için göz kapakları ağırlaştığında hep o sesi, o “Anne”, “Baba” diyen haykırışları duyacaklar. Allah yardımcıları olsun ve başka Özgecan’lar olmasın. Evlatlarımızın yarınlarını kimse çalamaz. Dokunduğunda canı yanar diye evladının saçını koklayarak seven babanın, ayağı takılıp düşer gibi olduğunda yüreği hoplayan bir anne için en büyük acıdır “evlat acısı.” Kelimelerin sonsuz kere saygı duruşu yaptığı, harflerin birleşip bu acıyı ifade edemeyeceği için utandığı bir haldir. Hiçbir anne-baba evlatlarının ölümünü görmek istemez. Hele bir de bu hunharlık kâbus bile olamaz... Geçmiş geri gelmeyecek ama gün geçmiyor ki engelliye, kadına, çocuklara (erkek-kız), yaşlılara ve hayvanlara yapılan tecavüzleri duymayalım. Bu insan olmaktan utandıran canilerin çok büyük cezalara çarptırılmasını istiyorum. Öyle ki bir daha kimse buna cüret bile edemesin.

UÇURUMA KÖPRÜ KURMAYI SEÇTİM 

Benim de 10 yaşında otizmli bir oğlum var. Otizm hamilelikte teşhis edilebilen bir durum değil. Dolayısıyla biz de anlamadık. Hamileyken bilseydim günahına katlanır dünyaya getirmeyi tercih etmezdim. Bunu çocuğum için istemezdim. Düşünün ömür boyu birlerine muhtaç olacak. İlk defa size anlatıyorum; Batuhan doğmadan önce bir rüya gördüm. Bir dağın tepesinde beyazlar içinde bir kadın ve iki takım elbiseli adam bana çocuğumu getirdi. “Bundan sonra bu çocuğa sen bakacaksın” dediler. Batuhan 2 yaşındayken durumunu öğrendiğimde bir anlam verebildim bu rüyaya. Oğlum bir melek ve bana emanet. O kadar masum ve o kadar savunmasız ki... Batuhan doğmadan önce onunla ilgili hangi okulda okuyacağından hangi sporları yapacağına kadar birçok plan yapıyordum. Önce isyan ettim. “Niye benim başıma geldi?” diye kendinizi suçluyorsunuz. Zaten böyle durumlarda özellikle babalar hemen anneyi suçluyor. Ama sonra mücadele etmeyi seçtim. Düşünün ki bir uçurumun kenarındasınız. Ya o uçurumdan atacaksınız kendinizi ya da karşı tarafa köprü kuracaksınız. 
Ben köprü kurmayı seçtim. 

Dünyadaki tek varlığım

Batuhan benim dünyadaki tek varlığım.  Onunla gurur duyuyorum. Henüz o bana karşı duygularını gösteremiyor. Sadece sarılıyor, o kadar. Onu da daha bir-iki senedir yapabiliyor. Şimdi “Anne seni seviyorum” demesini bekliyorum. Böyle bir çocuğa sahip olmak insanın ruhunu temizliyor. Dünyadaki hiçbir kötülükten haberleri yok düşünün. Melek gibiler. Kimseyi aldatmaz, dolandırmaz, yalan söylemezler. Onları nasıl kodlarsanız öyle davranırlar. Yani siz ne öğretirseniz o. Bu yüzden anne-baba eğitimi çok önemli. Biz engelli çocuk annelerinin tek korkusu “Ben öldükten sonra çocuğuma ne olacak'tır.” Ben de korkuyorum. Benden sonraya kalmasını istemiyorum. Kim benim gibi bakabilir ki benim yavruma. Ben öldükten sonra çocuğumu emanet edebileceğim bir “otizm yurdu” yok. Ne olacak? Akıl hastanesine mi gönderecekler benim çocuğumu?

TEK TEDAVİ EĞİTİM

Ben seçilmiş bir insan olduğuma inanıyorum. Otizmli bir oğlum olması bana göre Allah’ın bu konuda bir şeyler yapmam için bana gönderdiği bir mesaj. Ben de bu mesajı doğru değerlendirdiğime inanıyorum. Otizm konusunda farkındalık yaratmak için hem bireysel olarak hem de Otizm Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak var gücümle çabalıyorum. Şu anda onun için ve diğer otizmli çocuklar için her türlü mücadeleyi veriyorum. Bu benim görevim. Ben Batuhan aracılığıyla bu iş için görevlendirildiğime inanıyorum. Çünkü ülkemizde bu konuda ciddi bir farkındalığa ihtiyaç var maalesef. Bu çocukların tek tedavisi eğitim. Eğitimle çocuk kendi yaşamını idame edecek seviyeye gelebilir. Hatta meslek sahibi bile olabilir. Bununla birlikte ailenin de bu konuda eğitim alması ve bilgili olması şart. Bunun için devletimizin açtığı Özel Eğitim Uygulama Merkezleri (OÇEM) var ama buralarda eğitim henüz istenilen seviyede değil. Özel okullar da çok pahalı. Düşünün ayda 4-8 bin TL arasıdeğişiyor fiyatları. Kaç aile karşılayabilir bunu. Türkiye’de yaklaşık 650 bin otizmli çocuk var. Geçen gün Diyarbakır’dan biri aradı; “Canan Hanım ben bin 100 TL maaş alıyorum. Otizmli çocuğuma nasıl bakayım, nasıl eğiteyim?” diyor. Benim çocuğum şu an bir vakfın okuluna gidiyor. Çok iyi bir eğitim alıyor ama maalesef bütün otizmli çocuklar bu imkâna sahip değil. Oysa Avrupa ve Amerika’da sabah saat 
09.00’da evlerinden alınır çocuklar ve akşam 18.00’de evlerine bırakılır. 

OTİZME MAHKÛM ETMEYELİM

Biz federasyon olarak otizmli çocuklarımız için bir okul açmayı ve kâr amacı gütmeden ihtiyaç sahibi çocuklarımızı eğitelim istiyoruz. Bunun için işadamlarımızdan varlıklı insanlarımızdan destek bekliyoruz. Biz otizmli aileler mal mülk istemiyoruz. Tek derdimiz çocuklarımızın eğitilmesi. Öyle anneler var ki ne yapacağını bilmiyor. “Çocuğum kriz geçirdiğinde tek yapabildiğim onun üzerine kapanmak” diyor. Kimisi zincire vurmak zorunda kalıyor. Hâlbuki eğitimle bütün bunlar önlenebilir. Benim çocuğum bu ülkede doktor olabilirdi, avukat olabilirdi, mühendis olabilirdi ama otizmli oldu. Ne olacak, onu dışlayacak mıyız? Hayır... Onu otizme mahkûm etmemeliyiz. Bunun tek yolu eğitim. 
Erken tanı ve eğitimle çocuklar neredeyse normal çocuklarla aynı düzeye gelebiliyor.

COLLIN FARREL’A TEKLİF

Yakında senaryosunu benim yazdığım bir filmle gündeme geleceğiz. Bu filmde hem otizmli çocukların ihtiyaçları, hem de ailelerin otizmli bir çocuğa nasıl davranmaları gerektiği konusunda önemli mesajlar vereceğiz. Bu filmi izleyen herkesin otizme bakış açısı değişecek.  Amacım toplumun otizmle yüzleşmesini sağlamak. Bu film projesi hayata geçtiğinde çocuğu otistik olan Colin Farrell’a bir teklif götüreceğim. Otistik çocuğun dünyasını en iyi o anlar ve en iyi o yansıtır diye düşünüyorum. Bu film dünyaca ünlü bir sanatçının yer aldığı bir film olursa, belki de Türkiye otizme öncülük edebilir. 

Kia yeni Forte modelini, dünyanın en hızlı araçlarından olan Lamborghini Aventador modeli ile karşıl

Kia Forte´yi Lamborghini Aventador ile yarıştırdılar

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Ertuğrul Bey ve Alpleri sonunda amacına ulaşıyor

Türkiye, Afrin operasyonu öncesi Rusya'yı uyardı: Hepsini kapatın!