İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,4904
  • 4,1854
  • 147,02
  • 104.918
Reklamı Kapat

Büyük aşklara iki farklı yönden bakın

'Doğu'nun aşkı bizi ilahi bir dünyaya davet ederken Batı'nın aşkı insana dair yeni yönler keşfetmemizi sağlıyor' diyor Senem Kale. Kendisi Özge Dinç'le birlikte 'Batı'dan Doğu'ya Aşk' adlı kitabın hazırlayıcısı...

Eyüp Tatlıpınar
etatlipinar@gmail.com


Batı'dan Doğu'ya Aşk', Doğu'nun ölümsüz aşk hikayelerini, Batı'nın klasikleşmiş yazarlarının aşkın pençesine düşmüş kahramanlarıyla buluşturan bir kitap. Sert karton kapaklı, altın yaldızlı kitabın sayfalarında 'Leyla ile Mecnun', 'Kerem ile Aslı', 'Şahmaran' gibi halk hikayelerinden ve Balzac, Jane Austen, D. H. Lawrence, Puşkin, Turgenyev, Anne Bronte gibi yazarların romanlarından alınmış pasajlar birbirini takip ediyor.
Kitabın iki editörü Senem Kale ve Özge Dinç, pasajlar arka arkaya okunduğunda, Doğu'nun ve Batı'nın aşka bakışındaki farklılıkların ve ortak noktaların görülebileceğini söylüyor. Kitapta, Batı edebiyatının çok bilinen klasiklerine, pek çok kez basılmış, farklı biçimlerde karşımıza çıkmış oldukları için özellikle yer vermemişler. Daha çok sözel kültüre dayanan Doğu hikayelerinde ise özü aynı kalsa da, her anlatıcıda başka bir esere dönüştüğü için böyle bir ayrıma gitmemişler. Kitaptaki Doğu hikayelerinden alınma pasajlar Turgay Fişekçi'nin (Leyla ile Mecnun), Adnan Binyazar'ın (Kerem ile Aslı, Elif ile Mahmut), Adnan Özyalçıner'in (Aşık Garip ile Şahsenem), Sennur Sezer'in (Şahmaran) ve Osman Şahin'in  (Saçlı Yılan ile Selvihan) kaleminden çıkmış. Editörler Kale ve Dinç, 'Umarız okuyucular zaman tünelinde doyurucu bir aşk yolculuğu yaşar' diyorlar.
BİZİM AŞKA BAKIŞIMIZ ARADA KALMIŞ BİRAZ 
- Bizim edebiyatımızda Batı'nın mı yoksa Doğu'nun mu etkisi daha fazladır?
S.Kale: Batı ve Doğu edebiyat kültürleri arasındaki uçurumlar hepimiz için aşikar. Bizim edebiyatımız da biraz arada kalmış bir edebiyat. Günümüz edebiyatı Batılı bir tür olan roman üzerine yükselmiş, üzerine düşündüğümüz, incelediğimiz esinlendiğimiz eserler daha çok Batılı kaynaklar olmuş. Elbette Doğu'nun sözlü kültür örüntülerinin, destanların, efsanelerin de etkisi var ama çok daha az. Ben de Batı klasikleriyle büyüyüp sonra Tanzimat mirasımızı ve ardından da Doğu'yu keşfedenlerdenim. Ve bu yolculuk yaşamlar, tarihler, gelenekler ve coğrafyalar arasındaki keskin farkları ve insanlığın hiçbir zaman değişmeyen  ortaklıklarını görmeme neden oldu.
- Bu iki ayrı uç arasında sizin kendi bakış açınızı konumlandırdığınız bir yer neresidir?
Ö.Dinç: Edebiyatla, özellikle bizim edebiyatımızla ilgilenen birinin önce merak ederek, sonra ilgilenerek, sonunda dert etmeye başlayarak eninde sonunda varacağı konu 'Doğu Batı meselesi'dir. Doğrudan ilgilenmeyenler de üslup ve anlayış bakımından birini seçmek, birine eklenmek zorunda kalırlar. Dolayısıyla Doğu Batı meselesiyle ilgilenmememiz mümkün değil. Bunu daha çok Doğulu yazarlara has bir dert olarak görüyorum. Kendi adıma Salman Rüşdi'nin 'Doğu, Batı' adlı kitabı için söylediği, 'Doğu da, Batı da değilim; aradaki virgülüm,' minvalindeki sözü bana daha yakın geliyor.
- Söz konusu farklılıkların kökeninde ne var?
Ö.Dinç: Doğu maddeden uzak bir yerde tutuyor aşkı, kimi zaman Tanrı aşkına uzanıyor hikaye, kimi zaman bedenden geçip aşkın kendisinde sonlanıyor, kara sevda erkeğin ya da kadının yaşam şekli oluyor ve bunun onu zenginleştirdiğinin ayırdına varıyor. Batı aşkı ise daha çok bedenin güzellemesi, önemli olan kavuşmak; aşk iki kişi arasında yaşanan ve karşılıklı bir durum burada. Bunların nedeni dini, coğrafi, tarihi ve kültürel farklar elbette. 
- İki kültürün ortak noktalarından söz ettiniz az önce...
S.Kale: İki edebiyatın ortak noktaları var. Sınıf farkı çok işlenen bir konu örneğin. Bu bir çatışma ve engel yaratıyor hikayelerde. Kavuşmak için karşılıklı verilen büyük fedakarlıklar var bir de. İki taraf da öyle şeylerden vazgeçiyor ki; acı, bekleyiş de hiç değişmeyen temalar. åşıkların kimi bencil yanları da olsa hep iyi kalpli karakterler olması da ortak bir nokta. İnsanın kökü ne kadar farklı yerlerde de olsa bütün dünyayı hala bir arada tutan bir öz var ve bu hiç değişmiyor.
DOĞU'DA ERKEK BATI'DA KADIN YÖNLENDİRİYOR
- Son yıllarda edebiyatta fantastik öğelerin sıkça kullanıldığını görüyoruz. Bunun ucu iki kültürden hangisine çıkıyor?
S.Kale: Batı edebiyatı fantastiği son yirmi yılda keşfetti ve bunun üzerine pek çok eser yazıldı. Doğu edebiyatına baktığınızda öyle bir imgelem zenginliği ve alegorik yapı var ki; fantastik romanlar için hiç bitmeyecek dev bir kaynak... Batı'da 20 yıl öncesine kadar kurgu ve karakterler çok gerçek, sıra dışı olay yaşanmıyor, oysa Doğu hikayelerinde gerçekle gerçek dışı hiç ayrılmıyor.  
- Bu farklı geleneklerde kadının, erkeğin ve cinselliğin yeri nasıldır?
S.Kale: Batı hikayelerinde kadın Doğu'ya nazaran daha etkili. Batı'da hikayeyi kadının davranışları yönlendiriyor, Doğu'da ise erkek asıl macerayı üstlenen karakter. Batı edebiyatında cinsellik önemli elbette, saf aşk olduğu kadar, evlilik dışı ilişki de ağırlıklı işlenen bir konu. Doğu edebiyatında böyle bir durum asla söz konusu değil. Kadın tamamıyla açmamış bir gonca; cinselliği yaşamış bir kadının başkahraman olduğu bir örnek hemen hemen yok gibi. Batı'da cinsellik ve kadınlardan daha özgürce bahsedilir. Kadınların iç dünyasını anlatan başyapıtlar vardır ve bunlarda kadın sadece güzelliğiyle değil, korkuları, kötü yanları ile de vardır. Doğu'da 'Lolita' gibi bir başyapıt yoktur. Aslında Doğu'da bahsedilen kızlar da 'ter ü taze'dir; ama toplumda kızlar o yaşta evlendirildiği için bu bir travma yaratmaz, bu yüzden de romanlaşmaz. Kısacası Doğu'nun aşkı bizi ilahi bir dünyaya davet ederken Batı'nın aşkı insana dair yeni yönler keşfetmemizi sağlıyor. 
- Peki ya erkeklerin durumu...
Ö.Dinç: Kitaba aldığımız örnekler üzerinden konuşursam, Doğu halk hikayelerinde erkekler genelde zengin ve mevki sahibiyken aşık olduktan sonra dünyanın nimetlerinden vazgeçen 'tip'ler biçiminde anlatılıyor. Batı'da ise bir tip değil 'karakter' olarak, papaz ya da zengin bir ailenin varisi, kadın için evlenilecek bir erkek olduğu görülüyor. Çatışmalar, sınıf ayrımı, ihanet, gelecek kaygısı da söz konusu.

Bizim yazarların aşka bakış açıları
Büyük aşkların Batı'da ve Doğu'da aldığı biçimleri, kendilerinin bakış açılarını, konuyla ilgili yazarlarımızdan İskender Pala ve Buket Uzuner'e sorduk...
İskender Pala: 'Eski aşklar' kalmadı
Her iki kültür de aşk kavramı ve anlayışı üzerine dikkate değer eserler üretmiş iken modern çağ hem Batı'da hem de Doğu'da aşkı sığlaştırdı. Batı'nın asil aşkları pespayeleşti, Doğu'nun aşka dair katmanları kaybolup gitti. Doğuda aşk, Batıda'kinden farklı olarak hayatın her alanında ve kademesinde var olan bir yaşam biçimidir. İşte, eşte, düşüncede, inanışta, yaşayışta, duruşta ve yürüyüşte hep başka başka aşklardan bahsedilebilir. Doğu, hayatın aşk ile başladığına ve aşk ekseninde döndüğüne inanır. Eşyaya bakışı da, insana yaklaşımı da, imanı hissedişi de aşkla olur. Batı romanındaki aşk kelimesi iki insan arasındaki duygulara indirgenmiştir. Elbette bu da aşktır ama Eflatun'un ifadesiyle binlerce görüntüden yalnızca bir görüntüdür. Sonuçta, her iki kültürün eski algıları, aşkı, bugünün cinsellikle ölçülen magazin kelimesi olmadığını bize gösterir.
Buket Uzuner: Aşk aynı dekorlar farklı 
Dünyanın her yerinde aşk, aşktır; aşkı farklı geleneklerde yaşamak, farklı sözcüklerle ifade etmek, aşkın ruhumuzda ve bedenimizde yarattığı müthiş etkiyi hiç ama hiç değiştirmiyor. Bütün insanların gözyaşının tuzlu, sevinç kahkahasının keyifli olması gibi aşk ve aşk acısı da evrenseldir. Fransız Madame Bovary, aşk acısını İzmirli Fatmagül Hanım'dan, Rus Anna Karanina aşkını Malatyalı Ayşegül Hanım'dan farklı mı hissediyor sanıyorsunuz? Evet, şeklen dışarıdan görünen farklılıklar vardır. Doğu'da namus sadece kadına mahsus ve cinsel bir erdem sayıldığı için, kadının aşk hakkı kısıtlı, çoğu zaman yoktur. Romancı diliyle söylersek, Batı ve Doğu'da aşk, konusu ve kurgusu aynı, ama karakterlerinin kostüm, mutfak ve dekorları ile olaylardaki gizem, esrar dozunun farklı olduğu iki romandır. Aşkın farklı kültürlerde farklı yaşandığını söylemek, bana biraz medeniyetler farklılığı, dolayısıyla 'medeniyetler ittifakı' kavramlarının siyaseten icat edilmiş olması gibi zorlama görünüyor. Dünyada tek bir medeniyet vardır: İnsan medeniyeti! Benim için Romeo ve Juliet ile Leyla ve Mecnun'un aşk duygusu ve şiirselliği açısından büyük bir fark yoktur.

Erbil'in referandum ısrarıyla ilgili konuşan Milli Savunma Bakanı Canikli: Bu referandum yeni bir sa

Bakan Canikli: Bu referandum yeni bir savaş fitili demek

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Acun Ilıcalı Şeyma Subaşı düğün fotoğrafları en son detaylar

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

En Çok Okunanlar