Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:37
17 Şubat 2012 Cuma - 
Akşam | KİTAP
Ötekileştirdiğinizde 'öteki' sizsiniz

Ötekileştirdiğinizde 'öteki' sizsiniz

Yasemin İnceoğlu'nun hazırladığı 'Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları' adlı kitap Ayrıntı Yayınları'ndan çıktı. Kitapta, ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalan insanların yaşadıkları sarsıcı olaylar ya muhatapları ya da uzmanları tarafından yüksek sesle dile getiriliyor.

Tevfik KALKAN
Julian Barnes, alternatif tarih yazımını denediği romanlarından biri olan 'İngiltere İngiltere'ye Karşı'da, Minyatür İngiltere'de görevlendirilmek üzere bir grup eleman arayışına başlatır romanın tuhaf karakterlerinden Sir Jack Pitman ve ekibini. Aranan elemanların ilk elde vatansever olmasını şart koşmuşlardır. Sözlü sınavı yapan ekipten Dr. Max, sınava giren adayların yurtsever olduklarını iddia etmelerine rağmen 'İngiltere tarihi' konusunda ne kadar az bilgiye sahip olduklarını görünce önce şaşırır, sonra hükmünü verir: 'Ancak paradoks da burada yatıyordu, yurtseverliğin en istekli yatak arkadaşı bilgi değil, cehaletti.'
Bilgisizlik ve cehalet, sizi yaşadığınız dünyanın bağlamından koparır, yalıtır, yabancılaştırır. Bu yabancılık, dışınızdaki her şeyi ve herkesi size ötekileştirir: Bir aynanın karşısındaymışçasına, korkudan tir tir titreyerek bakarsınız gördüğünüz şeye. Korktuğunuz şey sizsiniz, 'öteki' sizsiniz.
Orwel, '1984'te: 'İnsanlar ve olaylar oradalar çünkü onları oraya siz sürüklediniz demişti.' Şimdi bakıyorum da sosyal medyada bazı vatanseverler çekinmeden itiraf ediyorlar büyük korkularını: 'Böyle üremeye devam ederlerse Kürt nüfusu Türk nüfusunu geçecek.' İyi ya bunu siz istediniz her fırsatta onları yok etmeye çalışarak, bilmez misiniz daha hızlı boy atar budanan ağaçlar? Bir tek Ermeni'yi öldürdüğünüz yerde on binlerce insanın 'Hepimiz Ermeni'yiz' deyişini duymadınız mı?
KENDİNDEN OLMAYANDAN  NEFRET ETMEZSİN
'Bir insandan nefret ediyorsan onda kendinden bir şeyler görüyorsun demektir, kendimizde olmayan bir şey bizi rahatsız etmez' diyor Herman Hesse. Gelin de konuşalım sizinle eşcinsellerden neden bu kadar çok nefret ettiğinizi. Yüreğiniz ve dimağınız yeterse eğer buna. Çünkü nefret, yüreksizlerin öç alma isteğidir değil mi? Aynı zamanda zehir içip başkalarının ölmesini beklemek gibidir.  
Nefret, yöneldiği hedefe karşı takınılan tutumdan kaynaklanan ezikliğe karşı bir isyanı da barındırıyor bünyesinde. Çözüm, sevgili Hrant'ın ölmeden evvel defalarca dile getirdiği gibi diyalog ve kendinin öteki olmadığını anlamaktan, aynadaki pusu silmekten geçiyor. Bu uzun girizgahı Ayrıntı Yayınları'ndan bugünlerde çıkan, 'Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları' adlı derlemeden söz etmek için yaptım. Yasemin İnceoğlu'nun derlediği yapıt, Türk yazını için özellikle şu günlerde tarihsel bir önem taşıyor. Zira günümüzde nefret söylemi ve nefret suçları epidemik bir durum arz etmiş gibi görünüyor. Kitapta, sistematik ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalan toplumun çeşitli kesimlerinden insanların yaşadıkları sarsıcı olaylar ya konunun bizzat muhatapları ya da uzmanları tarafından yüksek sesle dile getiriliyor. Bu insanların arasında Kürtler, Ermeniler, Yahudiler, Çingeneler, eşcinseller, AIDS hastaları, cezaevleri sakinleri bulunmakta tahmin edebileceğiniz gibi.
Kitapta Hrant'ı ölüme götüren sürecin ayrıntılarını, bu cinayette merkez medyanın aktif rolünü, cinayetin ardından çözüm makamında bulunanların pasif desteğini, nefret suçlarına karşı 'Irkçılığa Dur De' girişiminin çalışmalarını, nefret söyleminde futbol medyasının gözlerden kaçan etkisini, eşcinsellerin maruz kaldıkları insanlık dışı muameleleri, başörtülü kadınlara toplumun bazı kesimlerinin sakat bakış açılarını, sosyal medyadaki neo-faşist oluşumları, cezaevlerinde yaşanan insan hakkı ihlallerini, kısacası ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kalan toplumun tüm kesiminden insanlarımızın durumunu bilimsel analizler ışığında toplu olarak gözlemleme olanağı buluyoruz.
Kitabın en dokunaklı satırlarını kendi de bir Roman olan Bahattin Ulusoy'un, Romanların yaşadıkları acıları içtenlikle anlattığı bölüm. Yüreğimizden gelen sese kulak verin diyen Ulusoy, kendilerinin dışındaki insanları öteki olarak görmediklerini ve insanlardan da artık aynı yüce gönüllülüğü beklediklerini belirtiyor. Cezaevlerinin bir cezalandırma aracından çok, bir sağaltım ve topluma kazandırma kurumları olması gerektiğini belirten Zafer Kıraç'ın çalışması da son derece yararlı ve insancıl bir bakış açısı sunuyor.
Nefretin, Habil ve Kabil'le başlayan kökeninden günümüze kadar ulaşan tüm aşamalarının irdelendiği yapıt doğru bir okumayla toplumu saran nefret histerisine karşı bir ilaç vazifesi görecek kadar önem arz ediyor kanaatimce. Mümkün olsaydı bu eseri sadece duyarlı vatandaşların okumasını değil, okullarda insan hakları dersinde zorunlu olarak okutulmasını önerirdim. Çünkü nefret söyleminin yarattığı nefret suçlarına, bu durumun yarattığı vahşeti kamuoyuna taşıyan bir avuç aydın değil tüm insanlar maruz kalacak.

Nefret Söylemi ve/ veya Nefret Suçları
Derleyen: Yasemin İnceoğlu
Ayrıntı Yayınları
381 sayfa



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER KİTAP HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'