Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:30
Akşam | Yazarlar

Nihat Matkap'tan inanılmaz tespitler

21 Şubat 2012 Salı 02:00

CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, Kılıçdaroğlu yönetiminin en önemli isimlerinden biri. Şu sıralar parti içinde neler oluyor ve CHP gelişmelere nasıl bakıyor, sorularının cevabını öğrenmek için birinci kaynak. O nedenle dün Neşe Düzel'in kendisiyle yaptığı röportajı büyük bir dikkatle okudum. Röportajdan baş sayfaya şu başlıklar çıkmıştı:
'Türkiye'nin laiklikten koptuğu yönündeki endişe giderek azalıyor. Türkiye bugün daha muhafazakar yapıda ama bundan öteye gitmez!'
'Bugün Türkiye'nin doğusunun ve batısının ana muhalefet partisi farklı. Kürt sorununun silahla çözülmeyeceği aşikar. Oslo'daki müzakereleri eleştirmedik.'
Bu başlıkları görünce heyecanlandım. Acaba CHP ciddi bir özeleştiri içine mi girdi, korku siyasetinden vaz mı geçiyor, diye düşündüm. Ancak... Röportajı okuyunca öyle bölümlerle karşılaştım ki... Pes dememek mümkün değildi. Pes! Böyle bir yanlış okuma nasıl olabilir?  Pes! Hakikaten CHP'nin ikinci ismi sayılan biri acaba dünyayı takip etmiyor mu? Bilmiyor mu? Yoksa?
***
Beni bunca şaşkınlığa uğratan bölümü aynen alıntılıyorum.
Neşe Düzel: Türkiye'nin şeriata doğru kaydığı, laiklikten koptuğu yönündeki endişeniz bitti mi?
Nihat Matkap: O endişe giderek azalıyor. Arap Baharı'yla birlikte önemli bir kırılma oldu bu konuda... Bugün eğer laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti arayışına Ortadoğu ülkeleri de girdiyse ve oradaki halklar da özgürlük peşindeyse, geçmişte adil düzen vaat eden, Türkiye'nin şeri hükümlerle başarılı olacağını öngören grupların anlayışları artık çöktü demektir. Devlet yönetimine İslamcı siyaseti esas alma anlayışı artık kırıldı.
Düzel: Devleti artık kimse İslamileştiremez mi diyorsunuz?
Matkap: Evet... O bir tehditti ve Arap Baharı bunun kırılma noktası oldu...
Düzel: Daha muhafazakarlaşamaz mı Türkiye?
Matkap: Muhafazakarlaşamaz. Çünkü Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da o muhafazakar yapılar ve muhafazakar toplumlar bu yapıya karşı isyan ettiler... Mısır, Suriye, Tunus hepsi özgürlük, insan hakları arayışında... Yükselen değer laiklik karşıtı yönetimler ve diktatörler değil.
***
Ben bu tespitler karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum. Nihat Bey ya Arap Baharı'nın ne olduğunu hiç bilmiyor ki buna inanmak istemiyorum. Ya da hiç bilmeyenlere yönelik dezenformasyon yapıyor! Yaptığı maddi hataların başka bir izahı gelmiyor aklıma... Arap Baharı laiklik karşıtı yönetimlere karşı ortaya çıkmadı. Aksine! Başladığı Tunus'ta son derece laikçi ama halktan uzak, baskıcı ve katılımcı olmayan bir yönetim vardı. O yönetime karşı halk ayaklandı ve sonrasında yapılan seçimlerin galibi İslami Yöneliş Hareketi olarak başlayıp daha sonra politik bir harekete dönüşen En Nahda oldu. (Bazıları şu sıralar Tunus'a taşınıyor ama aslında oradaki gelişmeler pek de onların hoşuna gidecek türden değil. Çünkü Arap Baharı, AK Parti'ye yakın bir partiye zafer kazandırdı. Bilmem farkındalar mı?)
Daha sonra yayıldığı Mısır'da da durum farklı değil. Batı'nın özellikle de ABD'nin önemli bir müttefiki olan, laik diktatör Hüsnü Mübarek devrildi. Yıllardır baskı altında tutulan Müslüman Kardeşler güçlendi. Orada da muhafazakarlaşmaya ya da şeriata karşı değil, halkın üzerinde baskı kuran, Batı'nın sağcı rejimlerinin piyonu olan bir diktatör rejimine karşı yaşandı bahar. Gelelim Suriye'ye... Esad yönetimine karşı direnişi şeriata karşı direniş olarak tanımlamak nasıl mümkün olabilir, aklım almıyor! Esad ülkenin yüzde 10'unu oluşturan Nusayrilerin tüm yönetimde söz sahibi olduğu, demokrasiden uzak bir azınlık diktatörü. Daha fazla söze de gerek yok.
***
Kısacası Arap Baharı halkını hiçe sayan, elit ve laik diktatörlere karşı bir bahar. Bunu CHP'nin en tepesi bilmiyorsa bu partiden başka konularda nasıl doğru bir okuma bekleyebiliriz?  Nihat Matkap'ın yanlış bilgilerin üzerine kurulu tespitleri büyük bir hayal kırıklığı! Ana muhalefet partisinden bundan daha iyisini, en azından doğrusunu talep etme hakkımız yok mu?

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'