Aksam.com.tr - 27.05.2012, 13:17
Akşam | Yazarlar

Münafık nesil

07 Şubat 2012 Salı 02:00

Erdoğan dindar nesil yetiştirmeye heveslendiğini ilan etti ama... Eğer gelecek nesillerin daha dindar olmasından memnuniyet duyacak olanlardan iseniz, bence boşuna ümitlenmeyin. Rahatsız olacak olanlardan iseniz de, boşuna kendinizi üzmeyin.
Bir defa, devlet dindar veya sosyalist veya demokrat veya başka türlü nesiller yetiştirmek için uygun bir aygıt değil. Hani televizyon alıcısıyla ekmek kızartmak ne kadar mümkünse, devlet marifetiyle nesilleri biçimlendirmek de o derece mümkün. Devlet sadece dindar bir nesil yetiştirememekle de kalmaz. Mesela okullandırılmış, diploma sahibi olmuş bir nesil yetiştirebilir ama eğitimli bir nesil yetiştirmek devletin becerebileceği iş değil. Başı ağrıdığında hastanelere koşan bir nesil yetiştirebilir ama sağlıklı bir nesil yetiştirmeye gücü yetmez.
Eğitimli, sağlıklı nesiller elbette yetiştirilebilir. Ama devletin (veya devleti seferber etme kabiliyetine haiz hükümetin) niyet etmesiyle olmaz. Nasıl olur? Uzun hikaye...
Devlet dindar bir nesil yetiştirmeye uygun bir enstrüman olsaydı da Erdoğan ve tayfası, bu anlayış ve kabiliyetle, bu işi beceremezlerdi. O da işin bir başka yanı.
***
Devletin hiçbir işi beceremeyeceğini iddia etmiyorum elbette. Mesela hırsız bir neslin yetişmesini sağlayabilir. Veya diplomalı cahillerden mürekkep, aptallaştırılmış nesiller yetiştirebildiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Ayrıca, aktüel mevzu açısından bakacak olursak, münafık nesiller de pekala devlet marifetiyle yetiştirilebilir. Erdoğan döneminde bu konuda zaten eşsiz bir performans sergilendi.
Bu tür işler devlet için çocuk oyuncağı. Adam içki içiyor olduğunun bilinmesinin terfi etmesine mani olabileceğini hissettiği anda, kafayı kuytularda çekmeye başladı. Veya karısının başının örtülü olması yükselmesine fayda sağlayacaksa, karısı da başını örtüverdi. Vaktinde şapka giyenler ne kadar cumhuriyetçi idilerse, bunlar da ancak o kadar dindar.
***
Erdoğan devletin nesilleri belirli vasıflarda yetiştirmek gibi bir kabiliyeti olmadığını bilmiyor olabilir mi? Ya Erdoğan böyle bir laf etti diye yerlerinde hop oturup hop kalkanlar?
Hani memleketin 150 yıllık yakın tarihini azıcık bilenlerin, Fransa'yı, Rusya'yı, Çin'i, İsveç'i filan bilmesi bile lazım değil, bu tür niyetlerin fiyaskoyla neticeleneceğinin farkında olmaları gerekir. Ama tecrübeyle sabit ki, olmayacak bir yerde butik açanın batmış olması, bir sonraki müteşebbisin aynı dükkanda butik açmasına mani olmuyor. Başkalarının tecrübelerinden ders almak, anlaşıldığı kadarıyla, müşkül bir iş. Dolayısıyla Erdoğan sahiden de böyle hayaller kuruyor olabilir. Karşısındakiler de sahiden korkuyor olabilir.
Ama Erdoğan'ın asıl derdinin dindar nesiller yetişmesi filan olduğunu zannetmiyorum. Bence derdi çok başka. Çünkü bence ta içinden biliyor ki, Türkiye'de yenilmişliği -bir vakitler zaferlere vesile olmuş olduğu varsayılan- geleneksel değerlerden uzaklaşmakla açıklayan bir kesim var. Bir de geleneği her yenilginin sebebi sayanlar.
AKP birincilerden bir iktidar çıkarıyor. CHP de ikincilerden bir ana muhalefet. Ahalinin dişe dokunur hiçbir halt yenmeden, sosyolojinin rantının paylaşılıp durmasından usanması mümkün. 'Yettiniz gari' der mi, der. Başka arayışlara girer mi, girer. Rantı üleşip duranların, bu ihtimale mani olmaları lazım. Ahalinin aklına başka şeyler düşmesini engellemeleri lazım. Tam da onu yapıyorlar. Erdoğan 'dindar nesiller' diye bir laf atıyor ortaya, bir koro bağırmaya başlıyor. Böylelikle herkes kimin yanında, kimin karşısında olduğunu yeniden hatırlıyor. Koordinatlarını şaşırmış olanlar adreslerine dönüyor.
Ve galiba, AKP de, CHP de ne yaptıklarını, neden yaptıklarını pek iyi biliyorlar. Galiba yapmayı bildikleri yegane şey de bu. Bu zırvalığın adı da politika oluyor.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'