Aksam.com.tr - 27.05.2012, 13:12
19 Şubat 2012 Pazar - 
Akşam | PAZAR
Menfaatle motive edilmiş aşk, en güçlü aşk mıdır?

Menfaatle motive edilmiş aşk, en güçlü aşk mıdır?

Bundan 20 yıl önce Bosna'da binlerce insan öldürülürken üzüntüyle izledik ama neler yaşadıklarını kendi ağızlarından hiç dinlemedik. Çok satan romanların yazarı Sinan Akyüz, yeni kitabı 'İncir Kuşları'nda o savaş yıllarında yaşananları anlatıyor.

Pınar Hiçdurmaz
pinar.hicdurmaz@aksam.com.tr

Bosna halkı, yıllardır sessizliğini bozmadı. Yaşananları içine gömdü adeta. Belki korktular belki de güvenecekleri kimse kalmamıştı. Çünkü onlar 20. yüzyılda Avrupa'nın göbeğinde katledildiler, tecavüze uğradılar, hor görüldüler. Tam 20 yıl geçti aradan ve yaraları biraz soğuyan Boşnaklar konuşmaya başladı ve paylaştıkları insanların tüyleri ürperdi. Bu yaşananlar karşısında kayıtsız kalamayan bir isim de Angelina Jolie. İlk kez yönetmen koltuğuna oturduğu ve ülkemizde        24 Şubat'ta vizyona girecek olan 'Kan ve Bal Ülkesinde' bu hikayelerden birini tüm dünyaya duyuracak. Sinan Akyüz de gezmek için gittiği Bosna'da duyduklarının etkisinden kurtulamayanlardan. Türkiye'ye döndükten sonra bu duyduklarını herkesle paylaşması gerektiğine kanaat getiriyor. Tekrar Bosna'ya dönerek 'İncir Kuşları'nın kahramanından olayları, araştırıyor ve şimdi de bizlerle paylaşıyor. Akyüz'le Alfa Yayınları'ndan çıkan kitabını, Bosna'yı, sinemayı ve daha birçok şeyi konuştuk. İşte o röportajın ayrıntıları...
- Gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazdınız romanınızı. Bu hikayenin kahramanıyla nasıl tanıştınız?
Dört yıl önce turist olarak Bosna'ya gitmiştim. Bosna'ya gittiğinizde görüyorsunuz zaten, o şehirde bir hüzün var. Çünkü binaların üzerindeki kurşun delikleri hala duruyor. Bazıları top mermileriyle yıkılmış. Ve her şeyden önemlisi o top mermileri, sokaktaki insanların yüreğine düşmüş. O dönem orada bir kadınla tanışmıştım, savaşı konuşurken Suada'nın hikayesinden bahsetti. Üç kız kardeşin hikayesiydi, çok etkilendim. Dört yıl sonra irtibat kurdum. 'Gelsem, bu kahramanlarla görüşebilir miyim' dedim. O da kabul etti... Gittim, sadece kahramanımla değil, çok fazla insanla görüştüm. Bu görüşmelerin sonunda da elinizdeki kitap çıktı ortaya. Kadınların gözüyle Bosna Savaşı'nı anlattım. Savaşın en büyük mağduru kadınlar. 
- Kitap bir film tadında ilerliyor. Böyle bir düşünceniz var mı?
Evet, aslında biraz film tadında... Şu anda senaryo eğitimi alıyorum. Kitaplarımın üzerinde de senaryo çalışmalarına başladım. 'İncir Kuşları'nı benden önce bir yapımcı çıkıp çekmek isterse, çekin derim. Aslında bizim yapmamız gerekeni Hollywood yaptı. 
- 'Kamuoyunun bilmediği gerçekler var kitapta' diyorsunuz, neler var; örnek verebilir misiniz?
Boşnaklar, hep savaş yarın bitecek diye düşündüler; yarın bitecek dedikleri savaş üç yıl sürdü. 150 bine yakın Müslüman Boşnak öldürüldü. Resmi rakamlara göre 40 binin üzerinde kadın tecavüze uğradı. Ama benim yaptığım araştırmalara göre bu sayı, 70 ya da 80 bin. Ve nefret çocukları dünyaya getirdiler. Savaş başlamadan önce Birleşmiş Milletler, oraya yerleşiyor ve başındaki Barış Gücü Komutanı Kanadalı General Lewis MacKenzie en büyük tecavüzcü çıkıyor. Tecavüz ettiği Boşnak kadınlara şunu söylüyor; 'Menfaatle motive edilmiş aşk, en güçlü aşktır.' Ne yazık ki benim kahramanım Suada ile MacKenzie'nin yolu da savaş döneminde bir esir kampında kesişiyor. Bunu da kendi ismiyle yazdım çünkü bu tür ahlaksız insanların, bilinmesi lazım. 
- Şu anda bu komutan da dahil olmak üzere açılmış davalar var mı?
Bu komutanın şu anda yürürlükte bir davası yok. Ama bazı davalar açılıyor yavaş yavaş. Hatta kahramanım Suada dedi ki; 'Bir gün General Lewis MacKenzie ile yargıda karılaşırsam, onunla göz göze geleceğim ve ona şunu soracağım: 'Bir kez daha bana söyler misin? Menfaatle motive edilmiş aşk en güçlü aşk mıdır?' Merak ediyorum, o anda ne yapacak?' 
- Suada kitabı okudu mu?
İnsanların kendi hayatını okuması çok zor. Gönderdim ama 'Elim gitmedi, kendimi hazırlamaya çalışıyorum. Hazır hissettiğimde okuyacağım' diyor. Suada elindeki ya da yüreğindeki titremeyi durdurduğunda kendi gerçeğini bir başkasının kaleminden okuyacak.

Köşemde yazdıklarım romancı kimliğime zarar veriyordu
- Nerdeyse her yıl bir kitabınız çıkıyor. Şu an yazdığınız bir roman var mı?
Bir kitabı yazarken diğeri kafamda beliriyor. Çanakkale'nin Biga İlçesi'nde başlayan ve oradan Ürdün'e kadar uzanan bir hikaye yazıyorum. 1900'lü yıllarda Çanakkale Savaşı'nda başlıyor. Bir ağanın Allah'a verdiği bir sözle başlıyor ve onun kızının hikayesi. 
- İlişki yazıyordunuz köşenizde ve kitaplarınızda aşk var... İlişki uzmanı yakıştırması yapılıyor sizin için siz ne düşünüyorsunuz?
Evet, o algı üzerime yapıştı. İkisinin dinamikleri ve okuyucuları farklı. Maalesef Türkiye'de bir şey yaptığınızda üzerinize yapışabiliyor. Maalesef diyorum çünkü bu, roman yazarı için rahatsız edici bir durum. Ayrıca, ilişki koçluğu, ilişki uzmanlığı diye bir şey olamaz. Başkasının cebindeki paraya göz koyanlar var. Bu yüzden bu tarz insanların hepsini çöpe atmak istiyorum.
 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER PAZAR HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'