




















Küresel ısınmanın da büyük depremin de kodları Yeniapı'da gizli
İstanbul'un bilinen tarihini değiştiren Yenikapı kazılarını değerlendiren Prof. Mehmet Doğanay, geleceğin en büyük felaketleri deprem ve küresel ısınmanın kodlarının bu alanda gizli olduğunu söyledi.
GÜLAY ALTAN
Geçtiğimiz hafta Marmaray projesinde önemli bir adım atıldı ve delme tünelle tüp tünelin Sarayburnu bağlantısı tamamlanarak açıldı. Bu açılışta konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan şaşırtıcı bir çıkış yaparak 'Aslında Marmaray 2013'e kalmayacak, 2010'da bitirilecekti, bitebilirdi. Sürekli 'yok çömlek çıktı, yok bilmem ne çıktı' bunlarla önümüze engeller konuldu' diyerek arkeolojik kazıların metro projesini sekteye uğrattığını iddia etti. Başbakan'ın 3-5 çanak çömlek dediği bu kalıntıların 3,5 yıldır süren kazıları bilim dünyasına katkı yapacak ve heyecan verici birçok buluşa sahne olmuştu. Başbakan'ın açıklamasından yola çıkarak, arkeoloji nedir; ne işe yarar; bize ne öğretir diye sormak üzere alanında en önemli hocalardan sayılan İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü'nden Prof. Dr. Mehmet Doğanay'ın kapısını çaldık...
- Arkeoloji nedir ve arkeolog kimdir?
İnsanlığın uzun bir geçmişi var. Bu yaşanmış geçmişin izleri, kanıtları, belgeleri bizim arkeolojik dolgu dediğimiz toprağın altında duruyor. O dolgu insanlığın arşivi; bütün insanlığın ortak kültürel geçmişi, mirası. Ancak ölü bir arşiv. Paramparça edilmiş kitap gibi yığılmış. Doğru müdahale edildiği takdirde, o kitabın her sayfası tek tek toplanıp bir düzene girdiğinde bir anlam oluşturur ve kullanılabilir bir bilgiye dönüşür. Bu işlemi yapan da arkeologdur.
ZAMAN MAKİNESİ YOK Kİ!
- Aynı dolgu alanına arkeologlarla değil, doğrudan greyderle girilirse ne olur?
O sayfalarda hiçbir şey bulamazsınız, arşivi yok edersiniz. Bu, içinde ne olduğunu bilmediğin bir kütüphaneyi yakmak gibidir. Unutulmamalı ki buradaki bir bilgi yok edilirse bir daha asla yerine konulamaz. Zaman makinesi yok, geri de gidemezsin!
- Arkeoloji bize ne öğretir?
İnsan dünyanın her yerinde yaşamış, her yerinde belgeler bırakmış. Bunları bir yap-bozun parçaları gibi birleştirdiğinizde günümüze nasıl gelindiğini öğreniyoruz. Uygarlığın günümüze nasıl geldiğine bakarak geleceğe projeksiyon yapabilirsiniz. Bugün arkeolojide en çok tartışılan konulardan biri iklim değişiklikleri. Arkeoloji bir anlamda zaman laboratuarı. İnsanların doğal çevredeki değişimlerini öğreniyoruz. Sadece bir çanak kırığı, bir hayvan kemiği, bir heykel değil, bir dönemi anlıyoruz. İkincisi arkeoloji toplumların kimliğini oluşturuyor.
- Yenikapı kazıları mesela, bize neyi gösterdi bu anlamda?
Marmara Denizi'nin göl halinden bugünkü haline dönüşmesini, tektonik olayları yani depremsellikler, tsunami ve İstanbul'un geçirdiği depremler gibi ya da bitki ve hayvan yapısı gibi birçok şeyi öğreniyoruz. İstanbul çok özel bir yer. Kıtaları birbirine bağlıyor. Yakın Doğu, Anadolu, Balkanlar ve Avrupa'nın tek temas noktası. Karadeniz Havzası ile Ege, Akdeniz Havzası'nın dar boğazında. Bu nedenle ortaya çıkan bilgi, sadece İstanbul'un değil, bütün bu havzanın.
İSTANBUL'UN DEĞİL İNSANLIĞIN KAYBI
- Yani Batı'nın da Doğu'nun da kimlik kodları burada saklı olabilir...
Tabii, buradan kimler geçmiş, Anadolu'dan Avrupa'ya ne aktarılmış, Avrupa'dan buraya kimler gitmiş, Karadeniz Havzası'na kimler girmiş bütün bunları öğrenebiliyoruz. Burada kaybedilen bilgi, İstanbul'un kaybı dışında bütün insanlığın kaybı olur. Burası Yakın Doğu'nun taşrası ama Avrupa'nın da çekirdeği. Yani İstanbul'u anlamadan Avrupa kültürlerini anlamak mümkün değil.
- İstanbul'un önemi Yenikapı kazısıyla mı ortaya çıktı?
Daha önce Fikirtepe, Pendik, Yarımburgaz gibi yerlerde çok kazı yapılmış ama İstanbullular bunu benimsememişlerdi. İstanbul'un kimliğine kattıramadık bu kazıları. İlk defa, Yenikapı ile İstanbul kendine yeni bir kimlik kazandı. İstanbul'un 2 bin 500 yılık bir geçmişi var diyenlerin aksine bunun çok daha eski olduğunu Fikirtepe'deki kazılarda ortaya çıkarmıştık zaten. Ama İstanbullular Yenikapı'daki 8 bin 500 yıllık iskeletleri gördükten sona heyecanlandı. Yani bu kazı İstanbul'un kimliğine çok büyük katkı yaptı.
- Aynı zamanda dünyada da bir heyecan yarattı bu kazılar...
Bilim dünyasının en ciddi yayınlarına konu oldu ve çok heyecan yarattı.
- İstanbul'da beklenen büyük deprem herkesin korkusu, Yenikapı'ya bakarak tsunami olur mu, kaç büyüklüğünde deprem olur bunları anlamak mümkün mü?
Deprembilimciler kendi yöntemleriyle geçmişteki depremin kaç şiddetinde olduğunu aşağı yukarı bilseler de kaç yılında olduğu sorusunun yanıtını arkeologlardan alıyorlar. Ya da iklim salınımında, bitki örtüsü ne oldu, denizdeki balıkların başına ne geldi kuramsal olarak biliyorlar ama malzeme arkeolojik kazılarda çıkar. Arkeoloji dünyayla ilgili her bilim dalı için bir laboratuardır.
- Peki, Yenikapı'dan çıkan çanak, çömlek; onlar bize ne öğretti?
Orada, mezardan çıkan çok ilginç bir kap vardır, benzerleri Macaristan'da da var. O kap, Tuna üzerinden Avrupa'ya giden insanların bağlantısını bize gösterdi. Tarım Avrupa'ya buradan gidiyor ve biz bunu Balkanlar üzerinden diye biliyorduk. Bu kap, Hollanda'ya kadar giden Avrupa'daki ilk yerleşik çiftçi toplulukların, buradan gittiğini gösteren somut kanıt. Bu, ilk defa elimize geçti.
Proje başlamadan arkeolojik kazı başlamalı
- Yenikapı'da yapılan bir kurtarma kazısı; anlatır mısınız, nedir kurtarma kazısı?
Bu dünyada da son 50-60 yıl içinde gelişen yeni bir kavram. Üzerine bir yatırım planlanan -baraj, Yenikapı'daki gibi metro ya da bir bina- arkeolojik alanlarda yapılan kazıdır. Türkiye'nin de 1999 yılında altına imza attığı Malta Sözleşmesi ile bunun çerçevesi de bellidir. Temel prensip, çağın gereği gibi yaşanması. Yani Türkiye'yi bir müze gibi tutamayız. Her şey olduğu gibi bozulmadan kalsın derseniz, dünyayı dondurup uzaya gitmeniz lazım. Bu doğru değil ama arkeolojik bilginin de kaybolmaması lazım.
- Bunun için ne yapılmalı?
Arkeolojik kazı doğası gereği uzun sürer; uzun sürdüğü için yatırım proje aşamasındayken başlaması gerekir. Yani bir yerde yapılacak yatırımın daha lafı edildiğinde arkeologların çalışması lazım. Yenikapı'da metro kazısı başladı, ardından arkeolojik kazı başladı. Tabii öyle olunca 'ya o, ya bu'ya geliniyor.
- Anlaşılan bilgiyi feda etmeden yatırımı yapmanın yolu var ama biz yapamıyoruz...
Türkiye'de ilk organize kurtarma kazısı Keban'dır. ODTÜ'nün o dönemki rektörü Kemal Kurdaş'ın önderliğinde 56 höyük ortaya çıkarılmıştır. Baraj inşaatı başladıktan sonra başlamıştı ama çok başarılı yürütüldü. Birecik Barajı'nda ise inşaat bitmek üzereyken başlandı.
BAŞBAKAN BUNU SÖYLEMEMELİYDİ
- 1960'ların sonlarından bahsediyorsunuz; böyle bir tecrübemiz varken ilerlemek yerine neden kötüye gidiyor?
Sebebi plansızlık. Çünkü yine uluslararası anlaşmalar gereği kurtarma kazılarının finansmanı o bölgeye yatırımı yapacak firmaya aittir. Bizde yatırım başlamadan finanse edilemiyor. Halbuki proje aşamasında yapılan çevre değerlendirme raporu gibi çalışmalar yapılırken içine kültür faaliyetini koymuyorlar. Böyle yapılsa maliyeti çok daha ucuza gelir. İnşaat firması ihaleyi almış, kamyonlarını, vinçlerini oraya getirmiş, adama 'dur' diyorsun. Bu da çözümsüzlük doğuruyor. Yenikapı'da çözümsüzlük gemilerin, iskeletlerin çıkmasının yarattığı heyecan ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin krizi son derece iyi idare etmesiyle aşılabildi. Arkeoloji Müzesi'nin çalışması övgüye layık ama baskı altında. Başbakan'ın bu sözü gibi sözlerin söylenmemesi lazım. İnşallah Başbakan'ın sözünü yanlış anlamışızdır diyorum. Çünkü bu uzun vadede çok tahribata yol açacak bir söz. Mevcut vahametinden öte Türkiye'de kültür tarihini çok kötüye götürecek bir söz.
- Kurtarma kazılarının maliyeti nedir?
İnsanlığın, size emanet edilmiş ortak mirasını yok edemezsiniz. Kurtarmak mümkün. Bu son ana bırakılırsa pahalıdır, zamanında başlarsanız maliyetli değildir. Keban kazılarında öğrenciyken çalıştım. 19 merkezde 7 yıl devam eden kazılara harcanan toplam bütçe barajın açılış töreninde harcanan paradan daha azdır!
Tarih ve arkeoloji entelektüel bir lüks değildir
Pelin Batu-Oyuncu
İki yıl önce Marmaray'dan çıkarılan eserleri İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne görmeye gittiğimde tüylerim diken diken oldu. Türkiye'de ilk kez öncelik tarihe ve arkeolojiye verilmişti. Evet, bir şeyler değişiyor diye sevinmiştim. 3 bin yıl önce bir insanını kullandığı bardağı görebilmek, hayatı dondurmak gibi. Tüp geçidin köprüden çok daha iyi olduğu kesin. Fakat bizim politikacılarımızın zihniyeti paraya endeksleniyor. Tarih ya da kültürel varlıklar sanki sadece lüks ve belli entelektüel grubun ilgisini çeken önemsiz şeylermiş gibi görülüyor. Böyle bir açıklama çok üzücü çünkü hakikaten başbakanımız bile böyle düşünüyorsa tarihe verilen ehemmiyet ortada, ondan sonra ehil olmayan eller restorasyon yapıyor; Haydarpaşa garı yakılıyor.
Geciken tek şey Marmaray mı?
Muazzez İlmiye Çığ-Sümerolog
Yenikapı'da İstanbul'un en eski tarihi ortaya çıktı. Buluntular çok önemli ve çok değerli... Eski eserler tarihi yeniden canlandırır. Bugün Anadolu tarihi son derece önemli. Bakın son olarak Orta Asya ile paralel yeni kaya resimleri bulundu. Türklerin Anadolu'ya 1071'de gelmediklerini de bu sayede öğrendik. Türkiye'de çok geciken şey var, hatta yok olan şeyler var; sadece tüp geçit değil ki geciken. 3-5 yıl geciktik ama ortaya çok önemli kalıntılar çıktı. Bulunan eserler nihayetinde para da kazandıracak ülkemize. Binlerce turist gelecek. Bunun önemini bilmeyenler sanattan, tarihten haberi olmayanlardır.
Bin yıl sonra da anılmak için bin yıl önceki toplumları bilmelisiniz
Mesut Yar - Gazeteci
Tarih yazıyla ama ondan önce de ele gelir kalıntılarla şekillenmiş bir büyük fotoğraftır. Dikkatle baktığınızda hiç bir rengin bir ötekine üstünlüğünü göremezsiniz. Çanak, çömlek; benim ihtisas alanım olan protohistoryada tarihi belirleyen, medeniyetin ipuçlarını veren en önemli buluntuların başında gelir...
Hayatının sekiz yılını çanak çömlek peşinde geçirmiş ve halen bunun belgeselini aylık periyotta çeken bir adam olarak meselenin küçümseniyor oluşu hakikaten çok üzüyor beni. Bin yıl sonra da ölümsüzler arasında telaffuz edilmek istiyorsanız, sizden bin yıl önceki toplumun genetik yapısını iyi bilmeniz gerekir.
Metro istasyonlarından birine 'Müstehak' adını versinler
Nihat Sırdar- Köşe Yazarı
Geçenlerde Almanya'dan dönerken Twitter'a 'Bizans'a dönüş' yazdım diye beni 'Bizans özlemi içinde olmakla' suçlayan arkadaşlarla, Marmaray kazılarında çıkan tarihi eserler için 'çanak çömlek' diyen Başbakan'ın olaylara bakışı aynı aslında. Biz 8 bin yıldan bahsediyoruz. Başbakan çanak çömlek diyor. Sonra gidip Allinoi'ye 'Hamam orası' diyen Çevre Bakanı'na kızıyoruz. Müstahak bize. Hatta Marmaray'ın istasyonlarından birine mümkünse Müstahak İstasyonu ismi verile çok yerinde olur.
Olmayan modanın haftasını yapacağına kültür mirasını koru!
Barbaros Şansal - Modacı
İnsanlık tarihini göz ardı ederek adlarını tarihe geçirmeye çalışanlar elbette bir gün iyi anılmayacaklar. Yenikapı'da henüz neler olup bittiğini bilmiyoruz. Dönemim sosyoekonomik yapısının yanında, tekstil ve moda tarihi açısından da önemli olabilecek neleri kaybetmekte olduğumuzu düşünmek gerekir. Bir İstanbullu olarak ömrü sadece 100 yıl olacak bir raylı sistem için (üstelik deprem hattında) bu şekilde talihsiz açıklamalarla böylesi bir bilim hazinesinin heba edilmesini evrensel düşünceye yakışır bulmuyorum. İstanbul, olmayan modasıyla pardösü ve eşarp ardına saklanıp moda haftaları yapacağına bence dünyaya kültür mirasını sunabilmeli.
Tarihe sahip çıkarak yücelin
Funda Özkalyoncuoğlu-Radyo Programcısı
Genel olarak Başbakan'ın konuşmalarını takip eden ve dediklerine hak veren biriyim. Buna rağmen o konuşmasının biraz gereksiz olduğunu söylemeliyim. Bu mutlu günde hiç gereği yoktu ve günün büyüsünü bozdu sanki. Arkeolojik kazılar, insanlar kadar önemlidir. 'Her şey insanlar için' diyen medeniyetler, tarihine sahip çıkan medeniyetlerdir. Tarihine sahip çıkmak o milleti yüceltir, Başbakan'ı da.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































