Aksam.com.tr - 23.02.2012, 08:10
Akşam | Yazarlar

Kendi ayağımıza kurşun sıkmasak çok iyi olur, gündemde kriz yok

27 Temmuz 2011 Çarşamba 03:00

Türkiye beklentilerle çöken bir ülke. Ne hükümet ne de muhalefet 'kriz edebiyatı' yapmalı. Çünkü dış krizden bahsedildiğinde bile vatandaş iç kriz anlıyor ve dövize koşuyor. Piyasaların durumu 'kan kokusu almış çakal' gibi. Çakallara fırsat vermeyelim! Çünkü gündemde kriz yok!

Aşağıdaki yazım gizlisi, saklısı, iması olmayan bir yazı olacak. Gerçekleri bütün çıplaklığı ile ve bir kere daha yazacağım. Birincisi, bu ülkede ekonominin yavaşlaması gerekiyordu ve 'yavaş yavaş' yavaşlıyor. G-20 üyesi bir ülke her zaman gaz ile gidemez, bazen de fren yapması gerekir. Kaldı ki yüzde dokuz civarında büyüme, yüzde 35 kredi artışı ile Avrupa şampiyonu olmak sorun yaratır. Ekonomiden sorumlu Bakanlıkların,  Merkez Bankası , Hazine ve Maliye'nin attıkları ekonomik adımlar ise doğrudur. Bankaların ve inşaat sektörünün yaklaşımları yanlıştır. Bir otomotiv firması bugün al, hiç para verme, bir sene sonra ödemeye başla dediği zaman yanlış yapmaktadır. Bir banka kredi kartını kime verdiğini incelemeden postaladığı zaman yanlış yapılmaktadırlar. Döviz kredisi ile İsviçre Frangı ve Japon Yeni ile kredi verenler ve alanlar, yanlış yapmıştır.

Bankalar sağlam kamu riski de yok

İKİNCİSİ, biz bu ülkede, hep ya siyasi nedenlerle ve  koalisyonlarda saçmaladığımız için kriz yaşadık. Koalisyonların kavgadan başka bir şey üretmediğini gören yabancılar, bir de anayasa Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında havada uçunca veya 'iktisatçı' Başbakanımız faiz düşürmek için kamu finansmanını imkansız hale getirip, ihale iptal edince ülkemizden kaçtılar ve kur ve faiz delirdi. Bankalar  battı, zaten döviz rezervi de yoktu. 2008 -2009 krizinde ortaya çıktı ki, bu ülke 2001 yılından başlayarak banka sistemini reforme etmiş. Ayrıca Türkiye kamu borcunu ve bütçe açıklarını minimal duruma indirmişti, bu nedenle de krizde kamu maliyesi en az açık ve borçluluk oranıyla krizi geçen ülke oldu. Dolayısıyla ne banka battı, ne kur delirdi ne de faiz dünya rekoru oldu.Yani kamu riski de yok.

2010'dan itibaren biraz şımardık
Üçüncüsü, neden 2009 yılında negatif büyüme yaşadık? Çünkü bizim ihracat yaptığımız ülkeler battı, bu nedenle ihracat yavaşladı. Sanayi üretimi yüzde 40 daraldı ve işsizlik yayıldı ve arttı. Ancak Türkiye büyük bir iç pazara sahip ve 2010 yılından itibaren ülke şımardı, hızla tüketim etmeye ve ithalata başladı, dünya genelinde ve ABD ve AB'de sorunlar olmasına rağmen. Bu artan iç talep nedeniyle ülkemize aşırı doz sıcak yabancı sermaye yağdı. Krizden en hızlı çıkan ve büyüyen ekonomilerden biri olduk: Avrupa Birincisi!

100 milyar $'a dayanan döviz rezervi var
Dördüncüsü,  bu ülkede 100 milyar dolara dayanmış resmi döviz rezervi varken ve kamu döviz  borcu da hepsi uzun vadeli 85 milyar dolarken, neden ülkemiz ekonomisi riskli kategoride? Çünkü insanlar özel sektörün döviz riski var diye endişeliler. Ülkenin özel kesiminin toplam kısa vadeli borcu 25,  Uzun vadeli borcu ise 124 milyar dolardır. 124 milyarın 84 milyarı banka dışı kesimin aldığı kredilerdir. 39 milyarı ise banka ve finans sisteminin. Bunları büyük risk unsuru saymıyoruz.

GEÇMİŞ DELİKLER ARTIK YOK
Tabİİ bir de sıcak para var. Borsa ve kamu kağıdındaki 100 milyar dolarlık yabancı yatırımın üçte bir kamu kağıdı ve üçte iki borsa olmak üzere yabancıların sıcak para kökenli yatırımlarıdır. Ülkemizde panik yaratanlar bu borsa ve kamu kağıdı alanların ani satıp çıkmasını esas  endişe konusu olarak görmektedirler. Ülkemizdeki paranoidler geçmişteki krizlerdeki durumumuz ile bugünkü durumumuz arasında paralellik olduğu kanısındadırlar, bu kökten yanlıştır. Kamuda ve banka sisteminde geçmişteki delikler yoktur.

KÖTÜ BEKLENTİLERLE ÇÖKEN BİR ÜLKEYİZ
AMA seçimde kaybeden politikacılar IMF tarafından yapıldığı düşünülen ve 2012 yılında ülkemizin sadece yüzde 2.5 büyüyebileceği şeklindeki traşa itibar etmektedirler. Halbuki ihracatımız 2008 rakamını ve bu yıl için konan hedef rakamını aşmaktadır. Ekonomi geneli ve cari denge açığı da hız kesmektedir. Muhalefetin ekonomi gurusu Faik Öztrak'ın IMF'in saçmasını gündeme getirmesi ise alenen kötüdür. Ülkemiz  beklentilerle ayağa kalkan ve kötü beklentilerle çöken, üçte bir beklentilere endeksli bir ülkedir. Ne hükümet mensupları ne de muhalefet mensupları 'kriz edebiyatı' yapmasalar daha iyi olur. Çünkü dış krizden bahsedildiğinde bile vatandaş iç kriz anlıyor ve dövize koşuyor. Merkez Bankası bu nedenle döviz mevduat karşılık oranını küçülttü ve döviz alma ihalelerini kesti.

KAN KOKUSU VAR!
AB krizi biraz küllendi. 2 Ağustos tarihinde ABD'de borç limitine karşı önlem getirildiğinde, global risk azalacak. Çapraz kur yeniden dolar lehine dönecek, ABD sakinleşecek, çapraz kur dengelenecek. Kendi ayağımıza kurşun sıkmakta mahiriz ama sıkmasak iyi olur. Piyasaların bugünkü durumu 'kan kokusu almış çakal' gibi. Çakallara fırsat vermeyelim! Çünkü gündemde kriz yok!

Akşam
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
BAY METROPOL
Metrobüs uyuma‘kamu’ya sahip çık
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
MİT'e yapılan saldırının asıl nedeni 2014 süreci
MİT'e yapılan saldırının asıl nedeni 2014 süreci
Satır arası...İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin KCK soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu üst düzey istihbaratçıları şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırması ülkede adeta bir depremi tetikledi. Önce soruşturmayı başlatan savcı Sadrettin Sarıkaya'ya soruşturmadan el çektirildi ve İstanbul emniyetinde adeta tasfiye operasyonları yapıldı, ardından da MİT kanununda değişikliğe gidilerek teşkilat mensuplarına soruşturma açılması için Başbakan Erdoğan'dan izin alınması şartı getirildi. Buzdağının görünmeyen kısmında Fethullah Gülen Hareketi kastedilerek yapılan 'cemaat-AKP çekişmesi' yorumları tüm haftanın en çok tartışılan meselesi oldu. Bu baş döndüren süreci siyasal araştırmalarıyla tanınan Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi (ANAR) Genel Müdürü Dr. İbrahim Uslu ile konuştuk. ANAR AKP'ye her ay düzenli olarak kamuoyu araştırmaları sunan ve toplumsal dinamikleri oldukça iyi analiz eden bir araştırma şirketi. Bu nedenle yarın da Türkiye'de seçmen tercihlerinin nasıl şekillendiği ve AK Parti üzerine konuştuğumuz bölümü yayımlayacağız.