




















Kaz Kaz Tarihinle Yüzleş...
Devlet-mafya-aşiret üçlüsünün üzerinden kamyonun geçmesinden bugüne bir türlü ortak dili bulamayan kitleler, hep bir ağızdan haykırışlarını artık yalnızca bir tek tanımlamayla iletme gereği duyuyorlar: Yeni faili meçhullerin yaşanmaması için hemen faillerin bulunması ve yargılanması talebi artık başat mesele haline gelmiştir. 'Faili Meçhul Cinayetler Tarihi', bu faturanın şeceresine ışık tutuyor.
Özcan İspayi / teona_red@hotmail.com
Diyarbakır'ın Sur İlçesi'nde yapılan kazı sonucunda bulunan (2 Şubat 2012 - Kazı çalışmaları devam ediyor.) 23 kafatası, neredeyse iki aydır gündemi oluştursa da kimseyi pek şaşırtmış değil. Faili meçhul siyasi cinayetler ve gözaltında kayıplar, '80 sonrasının yani yakın tarihin en önde gelen sözcükleridir. Faili meçhul siyasi cinayet ve kayıp vakalarında herkesin bir rakamı vardır. Her yıl yayınlanan İHD raporlarında bu rakamlara hatta isim isim, tarih ve yer bilgilerine rastlamak mümkündür. Gazeteci, yazar Orhan Gökdemir'in de konuyla ilgili rakamları var. Gökdemir, tozlu raflardaki cinayet ve kayıp dosyalarını sorgulayarak 'Faili Meçhul Cinayetler Tarihi'ni kitaplaştırdı. Rakamlar tüyler ürpertici boyutlarda. Tarih ise Osmanlı'ya kadar uzanıyor.
Kitaptan ilk cümleler şöyle: 'Bizde, hükümdarın 'öldürme yetkisi'ne siyaseten katl deniyor. Kuşkusuz burada 'siyaset' ile 'devlet çıkarı' arasında bir bağ var. Hükümdar kararını, kendi kişisel arzusuya değil, devletin bekası için vermiş oluyor. Katl'deki 'siyaset' budur.'
Bir duvar afişinde çizilmiş insan figürünün çığlığını duymak olanaklı olsaydı, kaçımızın gözyaşları boşalmazdı tahmin etmek zor. Yan yana dizilmiş afişlerden değil, hemen yanıbaşınızdan yükselen çığlıkların oluşturduğu yürekler artık failleri arıyor. Ölülerini arıyor. Hasap sormak için... Adalet için...
Devlet-mafya-aşiret üçlüsünün üzerinden kamyonun geçmesinden bugüne bir türlü ortak dili bulamayan kitleler, hep bir ağızdan haykırışlarını artık yalnızca bir tek tanımlamayla iletme gereği duyuyorlar: Yeni faili meçhullerin yaşanmaması için hemen faillerin bulunması ve yargılanması talebi artık başat mesele haline gelmiştir. 'Faili Meçhul Cinayetler Tarihi', bu faturanın şeceresine de ışık tutuyor.
Faillerin bulunması için, birçok demokratik istemin dile getirildiği eylemler yapıldı... Gözaltında kaybedilenler, yargısız infaza kurban edilenler için, toplantılar, yürüyüşler, konferanslar ve oturma eylemleri yapıldı; halen de yapılmaya devam ediliyor. Süreç bir film şeridi gibi geçti gözümüzün önünden, tanıklığımız hiçe sayıldı, tarih bir çıkmaza doğru sürüklendi. Muhalif her ses, her söz, şiddetle, ölümle bastırıldı, yok edildi. Anlattığım tarih bir yüzyıl öncesinin tarihi değildir. Yakın tarihimizden söz ediyorsak; '80 sonrası bu coğrafyanın bir fotoğrafıdır. Ama kuşkusuz ki faili meçhul cinayetlerin tarihi ise bu coğrafyanın bir anlamda da kaderi oldu. Osmanlı'dan günümüze dek devletin, kitleleri silikleştirme, sessizleştirme ve korkunun egemenliğini kalıcı kılmak için başvurduğu bir tür tarz-ı siyaset olarak cinayetler hep vardı.
2012 yılı, sıradan bir yıl veya 2012 Ocak ayı sıradan ay olmaktan öte faili meçhuller adına, belki de küllerinden yeniden doğan anka kuşunun ilk tohuma düştüğü bir tarih olarak da karşımıza çıkar. Ne kadar doğru bilemem, ne kazısı yapılıyor, sonuç neye ve kime hizmet edecek bilemem, bir tür siyaset tarzı mı onu da şimdilik bilemiyorum. Ama gördüğümüz ve bildiğimiz bir şey var ki: Kazı yapılıyor ve kazı şimdilik, en azından tarihi eser kazısı değil. Artık bu işe JİTEM kazısı mı. Devletin yargısız infaz iskeletleri mi veya devlet olma tarihinin kalıntıları mı henüz bilinmiyor! Ama emin olun ki kazı sonunda devletin kirli tarihi ortaya çıkacaktır.
Orhan Gökdemir, 'Faili Meçhul Cinayetler Tarihi' adlı çalışmasına evvel zaman içinde başlamıyor ama evvel zamana kadar bir yolculuk yaparak başlıyor: İmparatorluğun kurucusu Osman'ın amcası Dündar'ın öldürülmesiyle başlayan, iktidarının doruğundayken zehirlenerek öldürülen Fatih ile süren bu tarihi taa o yıllardan yol alarak devam ediyor. Aslına bakılırsa bu tarihi tek cümleyle de özetlemek mümkündür; Osmanlı'nın tarihi, bu toprakların bir ucundan diğerine, kardeş kanıyla abdest alan padişahların tarihidir.
Ve devredilen bu tarih, başka bir anlamda gücü elinde bulunduranların, iktidarını sürdürebilmek adına biricik yol olarak gördükleri, gözaltında kaybetmek, faili meçhul cinayetler işleyerek korkunun egemenliğini yaydıkları bir tarihtir.
Gökdemir'in, çalışmasında; muhasebesi çıkarılan 2 bin'e yakın faili meçhul olayı, o siyasetin ne anlama geldiğinin altını çiziyor bir kez daha. Bu çalışmasında 2 bin dolayında faili meçhul cinayet ve kayıp listeliyor. Bu 2 bin'e yakın faili meçhul cinayetin yaklaşık 300'ü 12 Eylül 1980 tarihinden önce işlenmiş. Geri kalan bin 600 olay, 12 Eylül 1980 ila 2000 yılı arasında gerçekleşmiştir. Faili meçhul cinayetlerin çoğu, elbette Kürt sorunuyla ilgili ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde işlenmiştir. Bu süre boyunca faili meçhul cinayetlerin sayısal olarak patlama yaptığı bazı yıllar var: 1979-1980 yılları bu açıdan doruğa ulaşılmış yıllardır. 12 Eylül'den sonraysa 1992-1995 yılları arasında inanılmaz sayılar görülüyor.
Kazıya devam... Ya bildiklerimiz için öleceğiz ya bildiklerimizi anlatmadığımız için silineceğiz. Tarihe tanıklık yapmak, değerlere sahip çıkmak ve geleceğe sağlam sayfalar devretmek için; kazıların yaygınlaşması ve sorumluların yargılanması için bir fırsat var: Peki, sorunun yanıtı nedir? Sorunun yanıtı, hemen önümüzde uzayıp giden sokakta başlayıp sokakta bitiyor. Çok sevdiğim bir Arap atasözüyle bitirmek en hayırlısı olsa gerek: Sokağın bir kanunu vardır; kovalandığın yere kadar kaçarsın veya kaçtığın yere kadar kovalanırsın...
Faili Maçhul Cinayetler Tarihi
Orhan Gökdemir
Chiviyazıları Yayınevi
360 sayfa
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































