Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:57
Akşam | Yazarlar

Karanlık yıllar

24 Ocak 2012 Salı 02:00

2005'in sonu, 2006, 2007 koyu bir sis bulutunun ardına gizlenmiş yıllar sanki. Karanlık ve ürpertici. Orhan Pamuk'un 301'den yargılandığı süreç gözümün önüne geliyor mesela. Şişli'de mahkemenin önü hınca hınç doluydu. O kalabalığın içinde Kemal Kerinçsiz'i görmüştüm. Yanılmıyorsam yanında Muzaffer Tekin vardı. (İkisi de Ergenekon kapsamında tutuklu yargılanıyorlar şimdi) Ağızlarından köpükler saçarak bağırıyorlardı. 'Vatan haini', 'Türk düşmanı'... Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. O yağmurda ıslanıyorlar, ıslandıkça daha çok bağırıyorlardı. Orhan Pamuk'un nasıl tedirgin bir şekilde mahkemeden çıkıp küçük bir minibüse bindirildiğini, oradan apar topar uzaklaştığını, bu 'derin' grubun minibüsün arkasından nasıl organize bir şekilde art arda yumurta fırlattığını hatırlıyorum.
***
Elif Şafak'ın 301'den yargılandığı o daraltıcı günler de dün gibi gözümün önünde. Ne tuhaf,  duruşma günü yine gökyüzü ağlarcasına yağıyordu yağmur. Mahkemenin önü yine çok kalabalıktı. Yine aynı provokatörler, aynı sloganlar... Utanmıştım. 'Baba ve Piç' gibi güzel bir roman nedeniyle benim ülkemin yargısının bir yazara reva gördüğü muamele karşısında çok utanmıştım.
***
Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra, yine bulutlu ama doğru hatırlıyorsam bu kez yağmur olmayan bir günde de kara haber gelmişti. Hrant Dink'i vurmuşlardı. Aklıma vurulmadan iki ay önce Agos'taki odasında yaptığımız röportaj gelmişti. 301'den yargılanıyordu ve tutuklanmaktan korkuyordu Hrant. Şu sözleri hiç çıkmadı aklımdan: Küçük bir torunum var. Ondan ayrılmayı hiç istemiyorum.
***
Bugün 23 Ocak 2012. Yarın da 24 Ocak, yani Uğur Mumcu'nun ölüm yıldönümü. Derinliklere kurban giden bir diğer değerli kaybımız... Dışarıda pırıl pırıl bir güneş var. Geçmişin tüm pisi ve karanlığını yok etmek isteyen bir güneş. Güneşin kazanmasına izin verelim. Bir daha yukarıda anlattığım o karanlıklar galip gelmesin. O karanlıkları hesap sorarak aydınlatalım!

2 kitap 1 albüm
Bahardan kalma bir hava hakim bugün İstanbul'da. Güneş pırıl pırıl. Boğaz kenarında bir bahçede oturup martıları ve ocak ortasındaki sürprizi izliyorum saatlerdir. Onca kavga, karanlık ve Bizans oyunları ortasında bazen böyle apansızın geliveriyor ışık. 'Bir nefes al' dercesine...
***
Nefes almak ve günlük koşturmanın aldatmacasından sıyrılmak için iki kitap, bir de CD önerim var size. Kitaplardan ilki Murat Belge'nin son kitabı 'Militarist Modernleşme'. Çıkalı bir ayı geçiyor. Militarizm ve tarihsel gelişimi Almanya, Japonya ve Türkiye örneği üzerinden anlatıyor Belge. O bildiğimiz, akıcı, konuşur gibi üslubuyla. Akademik çevreler açısından bu tarz nasıl değerlendirilir bilmem ama günümüzdeki tartışmalara geniş perspektiften bakmak, hatırlamak ve bize öğretilemeyen tarihi öğrenmek isteyenler için bence çok iyi bir kaynak. İkinci kitap önerim ise Ayşe Hür'ün Profil Yayınları'ndan çıkan kitabı 'Öteki Tarih'. Bu kitabın devamı da gelecek, yayınlanan birinci cilt. Bu cilt Cumhuriyet dönemine kadar geliyor. Zaten Ayşe Hür her hafta Taraf'ta bize anlatılmayan tarihi anlatıyor. Bu kitap o yazıların bir bütünü. Bize öğretilen resmi tezlerden farklı şeyler anlatıyor Hür. Gözlerimizi açıyor. İsterseniz kaçırdıysanız önce dünkü Taraf'ta yayınlanan 'Cumhuriyetin Azınlık Raporu' adlı yazıyı okuyun, sonra da kitaba geçin. Engin Ardıç'ın tabiriyle 'Ayşe Hür ile öğrenmeye bir ucundan başlayın'.
***
Zihninizi rahatlatmak için ise üç CD'lik bir albüm önerim var: 50 Golden Songs, The best of 60's, 70's, 80's. Ben bu kadar iyi bir toplama hatırlamıyorum. 'My Way', 'Killing Me Softly', 'Si tu savais combien je T'aime', ' I know what it is to be young', 'besa me mucho'... Daha neler var neler! Hele 'Üskudar'a gider iken'in daha önce İstanbul albümünde yayınlanan bir yorumu var ki... Bir de bugünkü gibi güneş parıldadı mı...

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'