Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:20
20 Şubat 2012 Pazartesi - 
Akşam | GÜNCEL
'İkinci sınıf vatandaş olmak istemiyoruz'

'İkinci sınıf vatandaş olmak istemiyoruz'

Fener Rum Patriği Bartholomeos: 'Türk vatandaşı olarak haklarımızdan daha fazla bir şey istemiyoruz. Ayrımcılık istemiyoruz, eşitlik istiyoruz. Cumhuriyet döneminde ilk defa azınlıklara böyle resmi bir davet oluyor'

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ikinci sınıf vatandaş olmak istemediklerini belirterek, ''Maalesef bugüne kadar azınlıklara karşı haksızlıklar oldu. Bunlar yavaş yavaş düzeltiliyor, değiştiriliyor, yeni bir Türkiye doğuyor'' dedi.

TBMM Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonuna yeni anayasa konusunda önerilerini sunan Bartholomeos, toplantı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, kendilerine yapılan daveti çok önemli bir olay olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, ''Cumhuriyet döneminde ilk defa azınlıklara böyle resmi bir davet oluyor'' açıklamasında bulundu.

Azınlıkların görüşünün yeni anayasa yapım sürecinde istendiğini, dinlendiğini ve takdir edildiğini anlatan Bartholomeos, problemlerini, beklentilerini Komisyona arz ettiklerini söyledi. ''Yeni anayasanın hepimizin anayasası olmasını istiyoruz'' diyen Bartholomeos, şöyle konuştu:

''Biz ikinci sınıf vatandaş olmak istemiyoruz. Maalesef bugüne kadar azınlıklara karşı haksızlıklar oldu, haksızlıklara maruz kaldık. Bütün bunlar yavaş yavaş düzeltiliyor, değiştiriliyor, yeni bir Türkiye doğuyor. Umutlarımızı hiçbir zaman yitirmedik. Şu an çok memnunuz. Görüşlerimiz eminiz ki gözönüne alınacak çünkü, biz Türk vatandaşı olarak haklarımızdan daha fazla bir şey istemiyoruz. Ayrımcılık istemiyoruz, eşitlik istiyoruz. Çünkü, biz vatandaşız, doğma büyüme buralıyız, askerliğimizi yapıyoruz, vergilerimizi ödüyoruz, oy hakkımızı kullanıyoruz. Onun için bugüne kadar olan haksızlıkların tekrar olmaması için ricada bulunduk. Bütün bunların yeni anayasa ile garanti altına alınmasını rica ettik. Eminiz ki böyle olacak.''

-''Umutlu ayrılıyoruz''-

Bartholomeos, ''Yeni anayasa konusunda somut olarak ne istediniz?'' sorusuna, ''Eşitlik istedik. Eğitimde Ruhban Okulunun tekrar açılmasını istedik. Din ve vicdan hürriyeti, ibadet özgürlüğü istedik. İbadet ve eğitim alanına devletin yardımlarını istedik. Çünkü, şu ana kadar herhangi bir kiliseye ve azınlık okuluna maddi yardımda bulunulmadı devlet tarafından. Halbuki eşitlikten bahsediyorsak, nitekim anayasamızda bahsediyor, bu eşitliğin her alanda uygulanması gereklidir'' yanıtını verdi.

Bir gazetecinin ''Din adamların için maaş talebiniz oldu mu?'' sorusu üzerine Bartholomeos, Komisyona 18 sayfalık bir metin sunduklarını belirterek, bu metnin tüm azınlıkların hukukçularının yardımıyla hazırlandığını, içinde tüm konuların yer aldığını söyledi.

Bartholomeos, daha önce TBMM'ye gelip gelmediği sorusuna, ''Ankara'ya çok geldim. Meclise rahmetli Turgut Özal'ın cenaze törenine gelmiştim. Fakat muhtelif bakanlıkları, bakanlarımızı geçmişte ziyaret etmiştik. Gerek bugünkü Başbakan gerekse seleflerini ziyaret etmiştim cemaat ve patrikhanenin sorunları hakkında. Her zaman hüsnü niyetle kabul edildik. Fakat verilen sözler her zaman tutulmadı. Onun için tekrar tekrar geliyoruz. Bu sefer yazılı olarak da görüşlerimizi, beklentilerimizi devletimize arz ettik. Umutlu ayrılıyoruz ve son derece müteşekkiriz'' diye konuştu.

AA



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'