Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:20
18 Şubat 2012 Cumartesi - 
Akşam | CUMARTESİ
Hiç ummadığım bir anda kendimi 'Koyu Kırmızı'da buldum

Hiç ummadığım bir anda kendimi 'Koyu Kırmızı'da buldum

Sevda Erginci, henüz 19 yaşında, lise öğrencisi. Tiyatroya gönül vermiş genç bir yetenek. 'Ozan Güven'in keşfettiği oyuncu' deniyor onun için. Güven'in çocuk oyununda izleyip önerdiği Erginci, kendini birden 'Koyu Kırmızı' dizisinde buluvermiş. Erginci ile hikayesini konuştuk.

Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr

Televizyonda olmayı hiç istemezken bir anda kendini ekranlarda buluvermiş Sevda Erginci. Üstelik birbirinden ünlü oyuncularla bir dizide oynama şansı elde etmiş. 'Çok şanslıyım, böyle bir şeyin mümkün olmayacağını düşünürdüm' demekten kendini alamıyor. Bir yandan lise son sınıfta okuyor bir yandan konservatuar sınavlarına hazırlanıyor. Tembel bir öğrenci olduğunu söyleyen Sevda Erginci, 'Konservatuvarda okumayı kafama taktım, kendime başka seçenek tanımıyorum' diyor.   
 - Kendinizi şanslı hissediyor musunuz?
 Çok şanslı hissediyorum. Diziye başlamadan önce böyle bir şeyin mümkün olmayacağını düşünürdüm. Böyle bir dizi böyle bir karakter... Her şeyden önemlisi, birbirinden iyi isimlerle çalışmak mümkün olamaz derken ilk işimde kendimi onların arasında buldum. Sadece dizi değil, 'Semaver Kumpanya'ya da girmek benim için büyük bir şanstı. Hiç beklemezken Yıldız Kenter'le de çalışma fırsatı bulabildim. Bir sürü güzel şey bir anda çıktı karşıma, o yüzden çok şanslıyım.
 - Ekranda kendinizi izlediğinizde ne hissettiniz?
 Açıkçası çok kötü bir performans bekliyordum. Düşünsenize kamera karşısında ilk deneyim. Çok heyecanlıydım ve 'mahvetmişimdir' diye düşünüyordum. Ancak izleyince o kadar da kötü olmadığımı gördüm. Çok beğenmedim çünkü yolun daha çok başındayım ve kendimi geliştirmem gerekiyor.
 - Setin ilk günü, kostüm, makyaj hazırlığı derken sıra sizin sahnenize gelince neler oldu?
 Felaketti. Proje geldiğinde görüşmeler, sözleşmeler yapıldı. Sonra kostüm provası yaptık ancak o ana kadar hiç heyecanlı değildim. Hatta niye heyecanlanmıyorum diye kendime şaşırıyordum. Setin ilk günü kostümlerimi giydim, saçım, makyajım yapıldı yine heyecan yok bende. Ancak 'oyun' dendiği anda kalakaldım. Başta toparlayamadım. Zaten ilk deneme olmadı. Yönetmenlerle konuştum, onlar beni çok rahatlattı. Sonra ikinci denemede oldu.

ORTAOKULDA KİTABIN KAPAĞINI AÇMAZDIM
- Sizin için 'Ozan Güven'in keşfi' deniyor, nasıl olduğunu anlatır mısınız?
Semaver Kumpanya'nın çocuk tiyatrosundayım. Bir okula oyunumuzu oynamaya gitmiştik. Seyircilerin arasında Ozan Güven'in olduğunu öğrenince çok heyecanlanmıştık. Oyundan bir gün sonra beni arayıp Ozan Güven'in oyunculuğumu çok beğendiğini ve önerdiğini söylediler. Hiç beklemezdim. Bir anda kendimi 'Koyu Kırmızı' dizisinde buldum.
- Okulda nasıl davranıyorlar size?
Arkadaşlarımdan hoş tepkiler geliyor. Benden çok hoşlanmayanlar ise 'İzledik, hiç güzel değil. Biz daha güzel oynardık' diyorlarmış. İnsanlar değişeceğimi bekliyorlardı. Tam tersi olunca şaşırdılar. Beni tanımayanlar, dizide oynadığımı bilmeyenler zaten fark etmiyor. Sokakta da çok tanınmıyorum. Genelde de 30 yaş üzeri izleyici kadınlar tanıyor. Özelikle de yaşlı teyzeler yolda durdurup 'Ne zaman iyileşeceksin kızım' diyorlar.
- Derslerde başarılı bir öğrenci misiniz?
Okulla aram hiçbir zaman iyi olmadı. Çok tembel bir öğrenciyimdir. Aslında yapamayacağımdan değil, uğraşsam yaparım. Tercih etmedim. Hiç dert etmiyorum.
- Tembel öğrenciler pek sevilmez, öğretmenlerinizle aranız nasıldı?
Ortaokulda herkes harıl harıl çalışırken kitabın kapağını açmazdım. Öğretmenlerim 'Hiçbir şey olmayacaksın. Geleceğin yok, ev hanımı mı olacaksın' derlerdi. Ama bu baskıları umursamadım çünkü böyle olmayacağını biliyordum.
- Diziden önceki planlarınız, hayalleriniz neydi?
Aslında televizyonda olmayı hiç düşünmemiştim. Daha çok tiyatroda yer alırım diye düşünüyordum. Konservatuar okuduktan sonra sinemada da yer almayı istiyordum. Hiç düşünmezken böyle bir teklifin gelmesi de reddedilecek gibi değildi. Dizide yer alan isimlerle bir arada olmak acayip bir şey.
- Konservatuar sınavlarını kazamazsanız ne yaparsınız, B planınız var mı?
Kazanamazsam bir daha bir daha denerim. Hiç olmadı yurtdışına çıkarım. Ama ben konservatuarda okuyacağım. Kafaya taktım. Başka bir seçenek tanımıyorum kendime.
- Tiyatro sevdanız ne zaman başladı?
İlkokulda okul tiyatrosundaydım. Babam da tiyatro üzerine eğitim almamı çok istiyordu. Çok araştırmıştık ama hiçbir yer içimize sinmiyordu. Semaver Kumpanya kafamızdaydı. 14 yaşımda kumpanyaya girdim. O zamandan beri de devam ediyorum.

BENİ SADECE İHANET VE YALAN ÜZER
- Bundan sonrası için ne hayal ediyorsunuz? Çok ünlü olmak gibi hayalleriniz var mı?
Çok ünlü olmak değil ama hakikaten işimi çok iyi yapabilmeyi isterim. Konservatuar eğitiminden sonra da oyunculuğa devam edip çocuklara yönelik drama eğitimi vermeyi istiyorum. Çocuklarla da aram çok iyi zaten. Özellikle sinemada yoğunlaşmak istiyorum. İleride neler değişir bilmiyorum ama şimdilik planlarım bunlar. 
- En çok ne üzer sizi?
İhanet, yalan çok üzer beni. Çok sevdiğim biri dünyanın en kötü şeyini de yapsa ama dürüstçe söylerse affedebilirim.

Senaryodan korktum
- Dizide oynadığınız karakterden bahseder misiniz, nasıl biri?
Ayşe karakterini oynuyorum. Senaryoyu okuduğumda çok korkmuştum. Çünkü zor bir karakterdi. Benzer yanlarımız olsa da Ayşe, böbrek hastası bir kız. Diziye başlamadan önce de böbrek hastalığı hakkında pek bir şey bilmiyordum. Bu hastalık hakkında araştırmalar yaptım. Böbrek hastalarıyla konuştum. Nasıl yaparım diye çok endişelenmiştim. Sonra Ayşe'yi anlamaya başlayınca karakteri çıkarmak kolay oldu. Bazen zorlandığım ve kendimi Ayşe'nin yerine koyamadığım anlar oluyor.

Dört yaşımdan beri babamla yaşıyorum
- Oynadığınız karakter için 'Ne kadar kısıtlı bir hayatı olsa da güçlü biri' demişsiniz siz de böyle zorluklar karşısında güçlü olmayı becerebilir misiniz?
Ben de ufak tefek zorluklar yaşadım ama geçti. Sevdiğim insanları üzmemek adına güçlü durmaya, pozitif olmaya çalışıyorum. Özellikle de babama karşı.
- Sürekli babanızdan söz ediyorsunuz, babacı kızlardansınız galiba...
Zaten babamla beraber yaşıyorum. Dört yaşımda annemle babam ayrıldı. Onunla birlikte yaşamaktan da çok mutluyum. Onlar huzurlu olduğu sürece benim için dert değil. Babamla da arkadaş gibiyiz.
- Ailenin ünlü üyesi oldunuz diye size daha özel davranıyorlar mı?
Anneannem Trakya'da yaşıyor ve çok ciddiye alıyor durumu. Annemi arayıp 'Nereye götürüyorlar kızımı' diyormuş. Babam çok mutlu ve çok gurur duyuyor. Zaten en başından beri beni çok destekledi. Daha çok tiyatroda yer almamı istiyordu ama projeyi, oyuncuları ve neler öğrendiğimi görünce kendini mutlu hissetti. Annem de dizi başladığı saatlerde televizyonun önünden ayrılmıyor. Herkes çok mutlu.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'