Otisabi bu kez ekranda kadınların peşinden koşacak

'Kadın avcısı' Otisabi'nin 1992'den beri mizah dergilerinde süren maceralarında, okurlarının merakla beklediği yeni bir dönem başlıyor. Diziye uyarlanacak hikayelerin başrol oyuncusu nihayet belirlendi; fragmanı internette yayınlandı; çekimler önümüzdeki ay başlıyor... Otisabi'nin çizeri Yılmaz Aslantürk ve dizinin oyuncusu Uğur Bilgin ile konuştuk.

Eyüp Tatlıpınar
eyup.tatlipinar@aksam.com.tr

Mizah Dergisi Uykusuz'un en fazla bakılan sayfalarından birinde her hafta karşımıza çıkıyor. İşi, gücü, neredeyse bütün motivasyonu kadınlar... Gözüne kestirdiği kadınla ilişki kurmak için planlar yapan, 'tuzaklar' kuran Otisabi'den söz ediyoruz. Sayfanın ilk karelerinde başlayan planlar, her hafta başka bir kadının yatağa girdiği kareyle noktalanıyor. Kimileri Otisabi'den 'hayatla' ilgili tüyolar alıyor, kimileri kadınlara bakışından dolayı ona kızıyor. Ortaya ilk çıktığı 1992'den bu yana, farklı dergilerde süren maceraları hep takip ediliyor.
Bir süredir duyuyorduk; 'Otisabi'nin dizisi geliyor!'. Geçen ay da Otisabi'yi oynayacak oyuncu belli oldu. Daha önce çeşitli dizilerde ve filmlerde rol almış Uğur Bilgin... Geçen hafta bir sıcak gelişme daha yaşandı ve dizinin fragmanı internet üzerinden yayınlandı. Şimdi çekim aşaması bekleniyor. Haftanın iki günü D-Smart Sinema TV'de ve internette yayınlanacak. Bir bölüm, 15'er dakikalık iki hikayeden oluşacak...
Bu 'sıcak gelişmeler' üzerine Otisabi'nin çizeri Yılmaz Aslantürk'ün ve oyuncusu Uğur Bilgin'in kapısını çaldık...
106 OYUNCU DENEDİK 
- Uzun zamandır oyuncu arıyordunuz, Uğur Bilgin'de nasıl karar kıldınız?
Kasım ayından beri ajanslardan birçok insanla görüştük. Ünlü isimler de vardı. Toplamda 106'ydı galiba. Tercihim tanınmamış biriydi. Meşhur biri daha önce kazandığı imajıyla, karakteriyle geliyor. Seyircinin gözündeki algıyı yok etmek zor olacaktı. Uğur'u ilk gördüğümde 'İşte budur' dedim. Bir aurası vardı. Bakışları ve gülüşü çok uygundu. 
- İşler nasıl gidiyor, çekimler ne zaman?
Daha başlamadı çekimler, önümüzdeki ay başlaması planlandı. Plato hazırlanıyor şu anda. Otisabi'nin arabası Türkiye'de zor bulunan bir otomobil. Fragman için kiralandı ama İngiltere'den satın alınacak. Orada ucuz, buraya gelince vergilerle birlikte pahalıya patlıyor. Yapımın en pahalı unsuru galiba...
Fragman çıkınca beklenti artıyor. Üzerinizde baskı hissediyor musunuz?
Evet hissediyorum. Stres yapıyor. Derdim dergi sayfalarındaki Otisabi'nin ruhunun diziye de yansıması. Çizgideki sadeliği bulmayı umuyorum. Çünkü tehlikeli mevzular biraz. Hassas olmak gerekiyor; bir şeyi biraz abartınca başka şeye dönüşebiliyor.  
- Dizi fikri kafanızda ne zamandır var? Şimdi heyecan duyuyor musunuz?
Uzun zamandır. Bir yandan çizerken bir yandan da düşünüyordum 'Dizi olsa nasıl olur acaba?' diye. Merak ediyordum, bir perdede görmeyi istiyordum. Fragmanı görünce çok heyecanlandım. Çizdiğim bir şey canlanıp kalkmış yürüyor gibi. Abartısız bu duyguyu yaşadım. 
- Çekilecek hikayeleri siz mi belirliyorsunuz?
Ortaklaşa karar vereceğiz. Onlar senaryoyu yazacak ben bir kez daha bakacağım.
ÇİZER, UNUTURUM
- Özellikle çok sevdiğiniz hikayeler var mıdır?
Vallahi hiç aklımda yok. Ben çizdikten sonra unutuyorum hepsini. Bana 'Şöyle bir hikayen vardı' denildiğinde öylece bakıyorum, hiç hatırlamıyorum. Bu haftakini bile çizip gönderdim az önce ve unuttum bile. 
- Tepki görmekten çekindiğiniz olur mu?
Tepki çekmek iyi bir şeydir. Yoksa boşa kürek çekiyorsun demektir. Bir sanatçının görmek istemediği bir şeydir. O kadar uğraşıyorsun kimse umursamıyor. Olumsuz tepki zaten var bu haliyle de... Dizide çıplaklık yok zaten. Fragmanda da gördüğünüz gibi... Eğer öpüşmeye de karışılacaksa bir şey çekmeyelim zaten. 
- Ne tür olumsuz tepkiler alıyorsunuz?
Kadınları cinsel obje olarak gördüğümü düşünenler var, nedeni de son karede kadınla yatıyor olması. Oysa 28 karenin sadece birinde görünen bir olay. Onun öncesinde kadına ulaşmak için, onu anlamak için çabalıyor. Anlayıp ona göre birtakım entrikalar geliştiriyor. Bir ilişkiye emek harcıyor. Bir de itiraf eden, yaptıklarını gizlemeyen, dürüst bir adam. O nefretin biraz da hayranlık barındırdığını düşünüyorum. Rahatsızlığın nedeni çok gerçek olması. Kullanılan cümleler, düşünce balonlarındaki gerçek niyet... Ben 'İşte busunuz, ilişkileri böyle yaşıyorsunuz' diyorum. Erkeklere de kadınlara da.
OTİSABİ'DEN NE İSTENİR?
- O kızgınlığın size yöneldiği oluyor mu?
Tabii tabii... 'Suratınıza tükürmek istiyorum' dedi imza gününde bir kadın. Sonra biraz konuşunca birlikte fotoğraf çektirdik. 'Siz aslında öyle biri değilmişsiniz' diyorlar. 
- Kimler okur sizi?
Çok geniş bir okuyucu yelpazesi var Otisabi'nin. İnternet sayesinde geri bildirimler alıyorum. Türbanlı okurları imza günlerinde görüyorum. Okurun beni yönlendirmesini istemem. İnsanların fikirlerini öğrenmek iyi bir şey ama beni yönlendirmez. 'Bu konu çok hoşlarına gitti, bunu sürdüreyim' de demem. Ne istiyorsam onu çiziyorum. Dizide de öyle olacak. 'Bu sahneye bir çaycı ekleyelim, bu tip çok tuttu, bunu biraz köpürtelim' gibi önerilere açık değilim. 
- 'Abi başımdan güzel bir hikaye geçti, yazsana' diyenler çıkıyor mu?
Çok pis şeyler geliyor. Onlara asla bulaşmıyorum. O tür e-postaları sonuna kadar okumuyorum. Erkeklerde şöyle bir algı var; 'Bu adamın çok şahane bir cinsel hayatı var. Biz de geri kalmıyoruz, biz de yapıyoruz hocam' deyip döşeniyor ama o kadar pespaye şeyler ki... Herkes kendi dünyası nasılsa öyle algılıyor. 
- 'Beni çizin' diyen oluyor mu?
Kadınlar istiyor daha çok. Fotoğraflarını gönderiyorlar mesela. Bazen çizdiğim oluyor. Otisabi'yle birlikte olmak istedikleri anlamını çıkarabiliriz sanırım. 
- Başlarından geçen hikayeleri anlatırlar mı?
Evet, elbette. Erkeklerden farklı olarak, sevgilisinin yaptıklarını anlatıp fikir istiyorlar. 'Nedir bu anlayamıyorum, bana yol gösterin' diyorlar. Ne kadar tanıyabilirim ki? Bazen basit şeyler yazıyorum.
SÜPERMEN - OTİSABİ  
- Okurların sizin hakkınızda en fazla merak ettiği şey nedir?
'Abi bunları gerçekten yaşadın mı?' sorusu... Bir keresinde çizmiştim başımdan geçeni; bir okur, 'Abi yiyorsun bizi, her hafta her hafta bir kızla nasıl oluyor, mümkün değil' gibi bir e-posta atmıştı. 'Süpermen okuyor musun?' dedim, 'Evet' dedi. 'Onun uçtuğuna inanıyorsun da, Otisabi'nin seviştiğine neden inanmıyorsun?' 
- Gerçek hayatta tüyo isteyen olur mu?
İlişki doktoru olmak gibi bir iddiam yok ama 'Bir tüyo versene abi' diyen çok oluyor. Ne diyeyim? Bir şey demiyorum tabii. Bir ilişki hakkında hüküm vermek için, öneride bulunmak için o ilişkinin tarihini bilmek lazım, kadını ya da erkeği tanımak lazım. 
- Gözleminizi alalım; en yaygın yanlış nedir, ilişkiler konusunda?
Çizdiğim hikayelerde kadınların hoşlanabileceği şeyleri görebiliyorsun. Pis adam sevmez mesela kadınlar. Kendisiyle ilgilenen adam severler. Sadece ilişkiyi başlatmak için bir şeyler yapıp ondan sonra yan gelip yatan adamlardan hoşlanmıyorlar. Erkekler genellikle böyle yaparlar ama. İlişkiye sürekli kafa yormalarını öneririm.

OTİSABİ GİBİ ŞAHANE HAYAT YAŞAYAN BİRİNİN ÇİZMEKLE İŞİ OLMAZ
- Siz kendi yaşamınızda çapkın birisi misinizdir?
Yok hayır, ben bir çizerim. Böyle şahane bir hayat yaşayan birinin zaten çizmekle işi olmaz. İlk çizdiğim hikayelerde kendi hayatımdan kesitler vardı. Yaptığım ve yapamadıklarım. O ilk zamanlarda sadece kadınların peşinden koşan biri değildi.  İlişki konusunu eğlenceli bulduğum için daha sonra ağırlık verdim. 
- Şimdi çapkın biri olarak tanınıyorsunuzdur ama...
Evet. Bu, cinayet romanı yazan adama 'Sen gerçekten öldürdün mü?'demek gibi... Böyle hayata ne para dayanır, ne enerji... 
- Bu algı hoşunuza gidiyor mu?
Hiç umurumda değil doğrusu. 
- Kahramanınızın bunca yıl eskimemesinin, popüler kalmasının sırrı nedir?
Tüyolar hoşlarına gidiyor. Erkek bakış açısından anlatıyor görünsem de kadınlara da bir takım bilgiler taşıyorum. Kadınlar da karşı cepheden gelen bu bilgileri edinmeyi seviyorlar. Yanında dolaşan sevgilisinin kafasında gerçekten ne geçiyormuş onu görüyorlar. Bu da cazip geliyor, okutturuyor kendini. 
- Öğrenciliğiniz bittikten sonra hikaye bulmak zorlaştı mı?
Kafelerde oturuyorum, kadın dergilerini okuyorum. Algılarım böyle gelişti. Bir çift kafede kavga ediyorsa kulak misafiri oluyorum. Tartışmanın çıkış nedeniyle, varacağı yerle ilgili tahminlerde bulunuyorum. Birbirlerine kur yapan çiftleri gözlüyorum.

OYUNCU UĞUR BİLGİN:
OTİSABİ'NİN HAYATINI YORUCU BULUYORUM
- Bu rolü oynamaya nasıl heveslendiniz?
Ajansım diğer oyuncular gibi bana da haber verdi. Yoksa benim aklıma gelen bir şey değildi. Seçilip seçilmeyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu ama deneme    çekimine katıldığımda hemen kabul edildim. Yılmaz Bey fotoğrafımın üzerinde hemen saç ve favori çizimi yapmış. 
- Otisabi'yi okur muydunuz?
Uykusuz'u çıktığından beri alırım. Otisabi'yi de okurum tabii. Arkadaşlar arasında muhabbetini yaparken, hikayelerden dizi çıkabileceğini de konuşmuşluğumuz vardır. Tabii bir gün onu oynayacağım aklımın ucundan geçmezdi. 
- Kendinizi Otisabi'ye yakın buluyor musunuz?
Hiç yakın bulmuyorum; benzer yanımız yok. Otisabi'nin hayatını çok yorucu ve o maceralara rağmen sıkıcı buluyorum. Hayatı ve ilişkileri onun gibi planlayan biri değilim. Planlanması gerektiğini düşünmüyorum. Can sıkıcı olurdu sadece onun gibi planlar yapmak. Barda bazen sakin sakin oturup kadehini yudumlayan adamlar gördüğümde durumu sevimsiz bulurum. Ama Otisabi antipatik bulmaz, kendisi de böyle yapar. Plan ve rol yapmaktan kaçınmaz. 
- Hoşunuza giden yanı yok mudur?
Otisabi'nin tahlillerine şaşırırdım. Başınızdan geçenleri tam olarak açıklayamazsınız bazen, anlatamazsınız... Otisabi'ye bakarken karşınızda yaşadığınız şeyin açıklamasını görünce de şaşırırsınız mesela. Benim için eğlenceli bir şeydi. 
- Otisabi'nin imajı üstünüze yapışacak...
Her rolün bir getirisi-götürüsü vardır. Şimdi bunların neler olacağını bilemiyorum, dizi başlayınca göreceğiz. Ama Otisabi'yi oynamanın beni heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Farklı bir rol, uç bir karakter. Bence bir tür anti- kahraman... 
- Cinselliğin ön planda durduğunu düşünüyor musunuz?
Fragmanı izleyenlerden öyle bir tepki almadım. Ben de erotizmin fazla ön plana çıktığını düşünmüyorum. Dizinin başka bir yöne kaymasını, ilişkileri anlatan hikayeleri gölgelemesini istemeyiz. Erotizm sadece bir ima biçiminde gösterilecek.

 


MANŞETLER