Kitsch'in önlenemez yükselişi

'Kitsch'; estetik değer taşımayan, 'kötü zevk' anlamında bir kavram. Bazen bilerek, çoğu kez bilmeyerek kitsch'i kullanıyoruz ya da kitsch duruma düşüyoruz. Financial Times'ta gördüğümüz, bu yıl söz konusu kavramla daha fazla karşılaşacağımızı anlatan bir haberden esinlenerek, Kitsch'in Türkiye'deki resmini 'bilenlere' çektirdik...

Eyüp Tatlıpınar
eyup.tatlipinar@aksam.com.tr

Önceki günlerde Financial Times'ta gördüğümüz bir haber 'müjdeliyordu'; 'kitsch' bu yıl yaygınlaşacak ve sıkça konuşulacak. Daha çok modayı konu edinen bu haberden ilham alarak bizdeki duruma bakmak istedik. Konuyu genişletip mimari, sinema, televizyon, siyaset gibi alanlara uzanarak... Zira 'kitsch' her yerde etkisini hissettiren bir kavram.
Tanımından başlayalım. Batı kültürüne ait Almanca kavram, 'kötü zevk' anlamına geliyor. Görüşünü aldığımız mimar İhsan Bilgin kavramın Türkçe karşılığı olarak 'rüküş'ü kullanmayı öneriyor. Bir 'değeri'; resmi, şiiri, binayı, heykeli, giysiyi ya da müziği, ona yeni bir değer katmadan, eleştirel bakıştan geçirmeden olduğu gibi kopyalamak ya da yeniden üretmek biçiminde açıklayabiliriz.

TARİHİ VE BUGÜNÜ
Türkiye'de 'kitsch' tartışmalarını başlatan ilk kişilerden biri sanat eleştirmeni Beral Madra. 1980'lerde konuyu ilk kez Türkiye'de gündeme getirdiğinde, 'kitsch' sanattan örnekler verdiğinde gördüğü tepki az olmamış. Kitsch'in tarihini eski zamanlara, Roma İmparatorluğu'na kadar götürüyor. O zamanlarda Roma'da antik Yunan heykellerinin kopyalanması epey yaygınmış. Fakat kitsch'in tartışılmaya açılmasının, eleştirilmesinin uzandığı geçmiş, önceki tarihle karşılaştırıldığında yeni sayılabilir; modernizmin ortaya çıktığı 20. yüzyılın başları...
Konu hakkında yazılmış en bilinen kitaplardan biri, kitsch'in anavatanı sayılabilecek İtalya'dan çıkmış. 1968'de yazılan 'Kitsch' adlı kitap Gillo Dorfles'in imzasını taşıyor. Mimariden dekorasyona, siyasetten sanata kadar farklı alanlarda kitsch'in nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor. Örneğin siyasi alanda kitsch'in en görkemli örneklerinin Almanya'daki Nazizm, İtalya'daki faşizm, Sovyetler'deki Stalinizm ve buralarda üretilen yaşam biçimleri olduğunu anlatıyor.
Fakat kitsch o dönemlerin kapanmasıyla kapanmış bir konu değil. 'Şu anda dünya üzerinde kitsch'siz kültür yoktur; kitsch küresel kapitalizmin her şeyi kapsayan dekorasyonudur' diyor Beral Madra. Türkiye'de hızla yaygınlaşmasına, büyük ölçüde kabul görmesine özel bir parantez açıyor. Ona göre modernleşmesini tamamlamamış ve post-modernizmi eleştiriye tabii tutmamış bizim gibi kültürlerde, kitsch'in estetiğin yerini işgal etmesi fazlasıyla kolay.
Burada sinema, mimari, moda, politika ve televizyon alanlarında kitsch'in nasıl karşılıklar bulduğunu 'bilenlerin' görüşünden (bakışta bazı ufak açı farklılıkları olsa da), örnekler alarak aktaralım. Zira örnekler, kitsch'in nasıl bir şey olduğu konusunda sözlerden daha açıklayıcı olabiliyor.

SİYASET
SEÇİMLERDEKİ REKLåM STRATEJİLERİ
-  Sanat eleştirmeni Beral Madra
'Gillo Dorfles, 1968'de yazdığı 'Kitsch' kitabında 'Siyaset her dönemde kitsch'tir, ama kötü siyaset ve diktatörlük özellikle kitsch'tir' diyor. Günümüz demokrasilerinde de sıkça rastlıyoruz. Seçimlerde edebiyat ve felsefeden çalınan dil, sanat üretiminden çalınan reklam stratejileri kitsch'in zaferidir. Bayraktan poplaştırılmış marşlara kadar siyaset alanında kullanılan propaganda malzemeleri kitsch'tir. Bu sahte sahnelemeler, kitsch'i seven kitlenin ruhunu ve gözünü okşarken, arkasındaki ideolojik baskı ve dayatmaların sindirilmesine yardımcı oluyor.'

SANAT
MUHAFAZAKåR SANATTA KİTSCH'İ GÖRÜYORUM
-  Sanat eleştirmeni
Hasan Bülent Kahraman
'Muhafazakar sanat olur mu olmaz mı?' tartışması günümüzün popüler konularından. Önceki haftalarda sanat eleştirmeni Profesör Hasan Bülent Kahraman'la konuyla ilgili bir haber için görüştüğümüzde, muhafazakar sanatı kitsch bulduğunu söylemişti. Ancak bir kısmını kullanabildiğimiz görüşü şöyleydi;
'Türkiye'de bugün muhafazakar sanat adına yapılana baktığımda öncelikle kitsch'i görüyorum. Kitsch gerçekliği olmayan bir sanatsal üslup üretmektir. Duyarlılığı sahtedir, taklide dayalıdır. Dolayısıyla bizim muhafazakar kabul ettiğimiz biçimlere, formlara çıplak referanslarla bu iş (yani sanat) olmaz. Kendine ait bir zihinsel algının, düşünce sistematiğinin; o günkü hakim teknoloji tarafından, kendi otantikliği içinde ortaya çıkarılmasıyla anlamlı olabilir böyle bir sentez. Ancak bu da zor ve kapsamlı bir şeydir. Kalıplarla değil kavrayışlarla, içselleştirmelerle üretilir. Halbuki bizde çıplak referanslar yeterli kabul ediliyor. Bana göre eski dilin sözcüklerini şiirde kullanmak ve o kadarıyla yetinmek tam da budur, kitsch'e dönük bir çabadır.
Türkiye'de yapılan yeni camilerle ilgili bir yurtdışı konferansında tebliğ vermiştim. O camilere bakıyorsunuz, henüz Sinan mimarisi aşılmamış. Modernist bir platformda ya da Sinan'ın kendi üslubuna bağlı bir süreklilik içinde dönüşüm sağlanmamış. Halbuki Sinan'ın kendisi bir sentez. Sinan da ayrıca kendi yaşadığı dönemde muhafazakar bir sanat yapmıyordu. Çok ilericiydi.'

MODA
ETNİK MODANIN YENİDEN YORUMLANMASI
- Beral Madra 
'Moda tasarımlarında çeşitli geleneksel, etnik kültürlerin yeniden yorumlanması çoğunlukla kitsch'tir. John Galliano'nun tasarımlarını 'yüksek kitsch' biçiminde tanımlayabiliriz.' 

-  'Terzi yamağı' Barbaros Şansal:
'Türkiye gibi kültürel erozyon yaşamış ülkelerde kitsch hızla kabul görüp normalleşiyor. Kitsch'i bilerek, bir protesto aracı biçiminde kullananları ayırmak gerekir. Ben işim gereği müşterilerime kitsch kıyafet hazırlayamam ama kendi yaşamımda kullanmayı tercih edebilirim. 1980'lerde ilk kez yırtık pantolonla gezdiğimde garipsenmiştim. Lady Gaga kitsch giyiniyor örneğin; Amy Winehouse da öyleydi. Bir protestoyu ifade ediyor onların tarzı. Ama Nişantaşı'nda benzer kılıkla gezen kadınlar bunun kendilerine gerçekten yakıştığını düşünüyor. Gülben Ergen'in ve Ajda Pekkan'ın 'Kral Müzik Ödülleri' gecesindeki kıyafet seçimleri kitsch'in en güncel örneklerindendir.'

TV
TELEVİZYON DÜNYASI BAŞTAN AŞAĞI KİTSCH
-  Gazeteci Tuğrul Eryılmaz
'Kitsch'in en yaygın göründüğü yerlerden biri televizyon. Baştan aşağı kitsch. Siyasi tartışma programlarının büyük kısmı ağır kitsch. Kavga çıkarmak için her şey en başından kurgulanmış. Zıt görüşlerin bir araya getirilmesinin asıl nedeni bu ve her şey en başından belli.' 

- Beral Madra:
'Televizyon dizilerinin tümü kitsch'dir. Bu dizilerde özgün ve eleştirel hiçbir şey yoktur; her şey televizyon izleyicisinin tüketimci ve yorumdan yoksun algı düzeyine göre üretilir ve yalnız reytinglere hizmet eder. 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi Türkiye'nin ürettiği en muhteşem kitsch'tir.'

MÜZİK
SERTAB ERENER'İN KIYAFETİ, NİL KARAİBRAHİMGİL'İN RÖPORTAJI
-  Müzik eleştirmeni Naim Dilmener
'Kitsch bizim müzik dünyamızda yaygındır. Yalnızca ilk akla gelebilecek 'Zeki Müren gardrobu' nedeniyle değil; şarkılar, ilişkiler, kendini sunma biçimleri nedeniyle de öyledir. Ajda Pekkan bile öyledir. Paris'e gider ve döndüğünde 'Evlenmek Paris'te moda değil' açıklaması yapardı havaalanında mesela. Paris'te büründüğü sarışınlık ve giydiği mini şortla... Kitsch değil de neydi? Normaldi de. Toplumun 'genel' talepleriydi bunlar; 'sanatçı' dediğin de bu talepleri karşılama 'görevi' biçer kendine.
Sertab Erener'in son albümü 'Ey Şuh-i Sertab'da girdiği kılık kitsch'tir. Özgür Kız Nil'in Elle Dergisi'ne verdiği röportajda söylediği, 'Şarkılar bana faks gibi geliyor' cümlesi ve bu cümleyi akıl edip sarfedebilme durumu da öyle... Erkek pop yıldızlarımızın yarısının Zara'dan giyinmesiyse kitsch filan değil tabii, bildiğimiz komedidir.'

MİMARİ
KANAL PROJESİ VE KREMA RENKLİ BİNALAR
- Mimar İhsan Bilgin
'Kanal İstanbul projesi en büyük kitsch projelerden biridir. Hiçbir zevke, estetik ya da kültürel geleneğe, coğrafi koşullara, sosyal ihtiyaçlara dayandırılamayacak bir proje... Her zaman gözümün takıldığı bir yapı Beyoğlu Tepebaşı'ndaki Flash TV binasıdır. Her cephesi farklı biçimde 'oynayan', ne olduğu belirsiz, hiçbir mimari üsluba, estetik tarza uygun olmayan bir yapı.' 

- Mimar Korhan Gümüş:
'İstiklal Caddesi'ndeki krema renginde cephelere sahip binalar kitsch'tir. İki tanesi karşı karşıya; Saray Muhallebicisi ve Demirören AVM... İlkinin sahibinin bir mimar olması (İstanbul Belediye Başkanı Mimar Kadir Topbaş) daha düşündürücüdür. Demirören AVM'nin sahibi o binayı kendi de beğenmemiştir. Fakat mimar Han Tümertekin'in sunduğu projeyi devlet kurumları kabul etmediği için şimdiki haline rıza göstermek zorunda kalır. Çünkü bir binayı yenilediğinizde ancak 'tarihi havasını' koruduğunuzda izin alabiliyorsunuz. Bu da kitsch işlerin çıkmasına neden oluyor.
İstanbul'un şehir mobilyalarına tamamen kitsch hakimdir. Karaköy ve Nişantaşı kaldırımlarından gördüğümüz, lale ve cami figürlü parmaklıklar mesela... Hepsi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından herhangi bir tasarım ihtiyacı duyulmadan üretilmiştir.'

SİNEMA
NİHAT DOĞAN YÖNETMENLİĞE SOYUNURSA...
-  Sinema eleştirmeni
Tunca Arslan

'Kitsch, bir akım ya da bilinçli bir tercih değil, bir sonuç ve 'içine düşülen' bir durum. Kavramı, ilgili olduğu alanda 'zevksizliğin zevkini çıkarma ve estetize etme gayreti' olarak tanımlarsak sinemada da bolca örneğine rastlandığını söylemek mümkün. Ancak burada önemli olan sinemadaki kitsch örneklerinin 'B sınıfı' yapımlarla karıştırılmaması gerektiği. Kitsch'e; zevksizlik, yüzeysellik ve hatta çokbilmişlik yol açıyor. Sonuç kadar başlangıç noktası da önemli. Örneğin 'Dünyayı Kurtaran Adam' filmi bir kitsch değil ama 'Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu' tam öyle... Sinan Çetin'in 'Bay E' ve 'Komser Şekspir', Mustafa Altıoklar'ın 'Asansör', Savaş Ay'ın 'Dansöz', Onur Ünlü'nün 'Güneşin Oğlu', Teoman'ın 'Balans ve Manevra' filmleri bizden aklıma gelen ilk örnekler. Daha yenilerden 'Bir Tuğra Kaftancıoğlu' filmini de sayabilirim ki, ortak noktaları cin olmadan adam çarpmaya soyunan yapımlar olmalarıdır.
Dediğim gibi, bilinçli yapılırsa kitsch olmaz. Kitsch, hiçbir zaman popülerleşmedi, bundan sonra da popüler hale geleceğini sanmam. Sanatın o kadar da dibe vuracağı kanısında değilim. Nihat Doğan yönetmenliğe, oyunculuğa falan soyunursa, o zaman oturup durumu yeniden değerlendirmek lazım elbette.'


MANŞETLER