Cemevini ibadethane diye tescilleyemeyiz

Satır arası...Aslında Alevilere yönelik katliamlar meselesi kendi başına bir dizi olabilecek kadar geniş. En bilinenleri ise kuşkusuz Maraş, Çorum ve Dersim... CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün 10 Kasım günü Zaman Gazetesi'nde yayınlanan 'Dersim katliamını devlet yaptı, Atatürk'ün de bundan haberi vardı' dediği mülakatın ardından Başbakan Erdoğan'dan gelen Dersim özrü ile Türkiye gündeminde bir depremi tetikledi. Aygün'le Dersim tartışması sonrasında alevlenen Atatürk tartışmalarını konuştuk. Yazı dizisi boyunca çeşitli Alevi örgütlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı'na ilişkin eleştirilerini dinledik. Alevi çalıştaylarının koordinatörlüğü görevinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme biriminin başkanlığına getirilen Dr. Necdet Subaşı soruna Diyanet'in bakış açısını anlattı. Subaşı'nın verdiği yanıtlardan anlaşılan Aleviliği bir İslam yorumu ve İslam içinde tek ibadethaneyi de cami olarak tanımlayan Diyanet'in cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasına imkan vermesi beklentisinin gerçekçi olmadığı... Son olarak Alevilikte kadınların durumunu mercek altına alarak dizimizi bugün tamamlıyoruz. Bu dizi boyunca sizlerden çok sayıda telefon ve email aldım. Olumlu-olumsuz eleştirileriyle ilgi gösteren tüm okurlara teşekkürlerimle.

Şenay Yıldız

Cemevini ibadethane diye tescilleyemeyiz

Dr. Necdet Subaşı şöyle diyor: 'Diyanet 'Alevilik bir İslam yorumudur' diyor ve İslamiyet'in ibadethane makamı olarak camiyi kabul ediyor. Bugünkü Diyanet bu konular kendine sorulduğu sürece bunu böyle cevaplamaya devam edecek'

Alevi çalıştaylarında yaptığı koordinatörlük görevinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığına getirilen Dr. Necdet Subaşı ile Alevilerin sorunlarını konuştuk: 

- Alevilerin Diyanet'in kendilerine bakışı ile ilgili ciddi sorunları var. Siz nasıl görüyorsunuz bu durumu?
Alevilerin Diyanet ile ilgili huzursuzluklarından haberdarız. Bu konularda kurumsal olarak bizim yapmamız gereken şey bu endişelerin ne düzeyde haklı, ne düzeyde yersiz olduğunu açıklığa kavuşturmak. Haklı oldukları konular varsa düzeltmek; yersiz olunan noktalar varsa o konuda da bir telafiye ihtiyaç var. Biz kurum olarak toplumda kendini Müslüman olarak gören tüm gruplara karşı anayasada verilen görevler doğrultusunda hizmet etmek zorundayız. Bu konuda ne Alevilerin, ne Sünnilerin ne de başka unsurların kenarda kalması söz konusu değil. Doğal olarak 'Aleviler Diyanet'in verdiği hizmeti istiyor mu?'  diye soracaksınız. 

- Benim anladığım istemiyorlar...
Tabii onun ben de farkındayım. Bu durumda 'Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapabilir?' sorusunu sormak gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın daha kurulduğu 1924 yılından itibaren toplumu din, yani İslam konusunda aydınlatmak ve onlarla ilgili, mesela ibadetleri yönetmek gibi bir görevi var. Tüm bu hizmetler Türkiye Müslümanlığı içinde tanımlanmış bir çerçevede, ona bağlı olarak verilmeye çalışılıyor. Aleviler başka şeyler de istiyor. Mesela cemevleri ile ilgili, kendi kimliklerine ve beyan zorunlulukları, din dersleri ile ilgili çok ciddi talepleri var. Bunların çoğunun doğrudan muhatabı Diyanet İşleri Başkanlığı değil.

DEVRİM KANUNLARINA DAYANIYOR
- Ama mesela cemevleri konusunda Diyanet 'İbadethane değildir' diye görüş vererek, statü konusunda önemli bir engel oluşturuyor...
O çok farklı bir olay. Orada ben hangi şartlarda konuşacağımı bilmiyorum. Aleviler cemevlerinin ibadethane olduğunu ve bunun devlet tarafından da tescil edilmesini istiyor. Devlet de bu tescilin yapılması için sorumluluğu Diyanet İşleri Başkanlığı'na aktarıyor. Ortalama bütün ilahiyatçılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı içinde yer alan tüm oluşumlar İslam'ın temsili makamı, ibadethane mekanı olarak camiyi görüyorlar. Böyle bir algı çok yaygın ve kabul görmüş. 

- Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediği müddetçe camilerin yararlandığı imkanlardan yararlanamayacak. Bu Aleviler için biraz eşitsizlik yaratmıyor mu?
Cemevlerinin statüsü ile ilgili çalışmak üzere iki yıl önce bir komisyon kuruldu, o komisyon seçeneklerini bize sundu. Bu kategorilerin hepsi zorunlu olarak Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile ilişkilendiriliyor. Bu konunun Devrim Kanunları'na dokunan tarafı var. O kanunlarla ilgili boyutunu kim, nasıl tartışacak? O benim sorumluluğumda olan bir konu değil. Tabi ben Cumhuriyet'in kuruluş dönemindeki hassasiyetleri bilen, anlayan, kavrayan bir insanım. Ancak bugünün koşullarında bu hassasiyetlerin gözden geçirilmesi gerektiğini söylemekte bir sakınca görmüyorum. 

- Bir merkezin ibadethane olup olmama konusundaki karar mercii Diyanet olmasa da o inancın mensupları olsa daha uygun olmaz mı sizce?
Afak” şeyler üzerine konuşmak hepimizi zora sokacak bir sonuç ortaya koyabilir. Diyanet 'Alevilik bir İslam yorumudur' diyor. Her Alevi İslam'ın üst yorumu konusunda genel çoğunlukla aynı düşüncededir. İslam, Allah, Peygamber, Kuran sünnet gibi temel referanslar konusunda hiçbir kuşku duyurucucu şey yoktur ve Müslümanların ibadethane olarak kabul ve tescil edilmiş mekanları camidir. Diyanet cemevlerinin Alevilerin bütün inanç ve erkanlarını yerine getirebilecekleri bir mekan olarak tanımlanması konusunda herhangi bir kısıtlamaya sahip değil. Ama orayı bir ibadethane olarak tanımlamak şimdiki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın onay vereceği bir şey değil.

- Neden?
Çünkü ibadethane kavramı doğrudan o oluşumun çok farklı bir dini yapı içerisinde tanımlanmasına fırsat verici imalar taşıyor. Böyle bir İslam'ın içinde bir bölünmüş alan. Bütün bunlara Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın izin vereceğini sanmıyorum. Bu kanunlarda kurumsal olarak kendine verilen bir yetkiden kaynaklanıyor. Diyanet bu konular kendine sorulduğu sürece bunu böyle cevaplamaya devam edecek.

Namaz Sünni ibadeti değil!
- Aleviler 'Diyanet'in bütün derdi Alevileri Sünnileştirmek' diye de yakınıyorlar. Ve Diyanet'i 'Alevi köylerine cami yapmakla' eleştiriyorlar...
Diyanet'in toplumun dini konusunda Kuran ve sünnetle belirlenmiş ihtiyaçları karşılamak gibi bir sorumluluğu var. Namaz ne zamandan beri Sünnilikle eşleşmiş bir ibadettir? Yani Sünniliğin pratiği midir namaz? Namaz Kuran ve sünnetin ön gördüğü bir ibadettir. İslam'ın temel ibadetidir. Siz bir takım ibadetleri bir mezhep ile özdeşleştirirseniz bu tarafları karşılıklı olarak yaralar. Ben mesela Sünni olduğum için mi namaz kılıyorum? Böyle bir şey söz konusu olabilir mi?

İslamcılar Atatürk'le hesaplarını  Alevilik üzerinden görüyor
Dersİm çıkışıyla adını tüm Türkiye'nin ezberlediği CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, AKŞAM'a şu değerlendirmelerde bulundu: 

- Sizin tetiklediğiniz Dersim tartışması Aleviler ve Atatürk ekseninde de bir deprem yarattı...
Çok yersiz bir tartışma bu. İslamcılar Atatürk ile hesabını Aleviler üzerinden görmek istiyor. Alevileri kullanmalarına gerek yok. Kendileri dürüstçe 'Biz Atatürk'ü, Cumhuriyet'in felsefesini beğenmiyoruz da diyebilirler. Diyorlar da zaten bir kısım. Ama bir fırsat gibi bu konuya odaklanmalarını ben dürüst bulmuyorum. Şunu söylesinler: Atatürk yerine kimi kurucu görmek istiyorlar? Said-i Nursi'yi mi?

- Alevilerin Atatürk ile hesaplaşma ve uzaklaşma sürecine yol açar mı Dersim'le açılan katliamlar meselesi?
Çok zor çünkü Cumhuriyet Aleviler için çok önemli anlamlar ifade eder. Yani bu 38'e ve Koçgiri'ye rağmen böyledir. Aleviler Dersim'de ne olduğunu zaten biliyorlardı. Ama yine de Atatürk onlar için büyük bir lider. Çünkü Cumhuriyet Alevilerin yaşama hakkı üzerinden bir anlam ifade ediyor. Ehven-i Şer de olsa bir adımdır bu. Ve bütün Alevi bilgeleri 'Cumhuriyet Alevilere bir parça nefes aldırdı' derler. Bu ifade bile çok manidar. 'Bir şey getirdi, şunu kazandırdı' demezler. 'Nefes aldık' derler. O nefes alma duygusu sürüyor.

ŞERİATTAN KORKUYORLAR
- Türkiye'de yaşanan dindarlaşma süreci Alevileri nasıl etkiliyor?
Korkutuyor. Alevilerin bir kısmı ileride Türkiye'de şeriat ilan edilebileceğini düşünüyor ve bize 'Ben çocuğumun nasıl bir ülkede yaşayacağından korkuyorum' diyor. Çünkü her gün Diyanet'ten devletin Milli Eğitim Bakanlığı da dahil pek çok kurumuna vaiz ve müezzin gönderen bir AKP hükümeti var karşımızda. Ve artık her şey dini referanslara, Kuran'a göre artık açıklanıyor, tartışılıyor. Bu aleni olarak mecliste de, büyük iletişim kanallarında da yapılıyor. Bunun dışında olan, kendini bunun dışında gören ve yasal varlıkları olmayan Süryaniler, Aleviler, Ermeniler... bütün dışlanmış topluluklar bu süreçten tedirgin.  Bunun bir dinsel baskıya dönüşeceğini, kendilerini asimile etmeye, onları kontrol altına almaya dönüşen bir devlet politikasına dönüşeceğini düşünüyorlar.

Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Birsen Temir'den ilginç çıkış:
Alevi bir nesil yetiştirmek istiyoruz
Alevi camiada da yavaş yavaş yeşeren bir kadın örgütlenmesi var. Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Birsen Temir derneğin kuruluş amacını 'Bizim Alevi öğretisinde her ne kadar kadın ve erkek eşitse de bu öğretideki, inançtaki eşitlik gerçek yaşama yansımıyor. Sonuçta feodal ve ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, gün geçtikçe erkek egemen kültürün baskısı artıyor. Bundan aslen anaerkil olan Alevilerin etkilenmemesi mümkün değil. Alevi toplumu da 1950'lerden itibaren kentleşme ile beraber bu yapısını kaybetmeye başladı. Normalde, sivil toplum yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar azdır. İnançta erkekle eşit olan kadın hayatın içinde eşit değil. Bunu gerçekleştirmek için bu derneği kurduk' şeklinde açıklıyor. Temir 'dindar nesil' tartışmasıyla ilgili de ilginç bir değerlendirmede bulunuyor: 'Biz tam tersini yapmaya çalışıyoruz. 'Eğer bu ülkeye yararlı bireyler yetiştireceksek öncelikle Aleviliğin o derin felsefesinden feyz alınmalıdır'  diyoruz. Biz de Alevi bir gençlik yetiştirmek istiyoruz. Çünkü Alevi bir gençlik yetiştiğinde 72 milleti bir nazarda gören bir kitle yetişmiş olacak. Bu toplum Alevi öğretisisini benimse Türkiye'de ne savaşlar, ne açlıklar, hiçbir sorun kalmaz. Çünkü Aleviler barışçıl insanlardır. Bunca yıldır katliamlara uğramışlar, ama hiçbir zaman kin ve öfkeyle intikam peşine düşmemişlerdir'.

Anayasadan ne bekliyorlar?
Defalarca değişmiş olsa da halen darbe anayasası olarak görülen mevcut anayasanın değişmesi tüm kesimler gibi Alevilerin de pür dikkat takip ettikleri bir süreç. Farklı Alevi örgütlerinin yeni anayasaya ilişkin beklenti ve düşünceleri şöyle:

Devlet dinden elini çekmeli
- Hubyar Sultan Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu:
Alevilerin sorunlarını anayasa değişikliği veya yeni bir anayasayla tek başına çözmek mümkün değildir. Devleti yönetenlerin yeni anayasa ile birlikte önyargılarını da sıfırlamaları gerekmektedir. Aleviler açısından mevcut anayasanın 24. maddesindeki din dersinin zorunluluğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın varlığı ve konumu, Alevilere yönelik kin ve nefret söylemleri sorunlu durumlardır. Anayasa ile laikliğin tanımı yapılmalı, Diyanet'in varlığını savunan 'Türk laikliği' gibi saçma kavramlar terk edilmelidir. Devlet dinden elini çekmeli, katiyetle devletin; dini hayatı, dini organizasyonları ve din eğitimini sivil hayata bırakılması sağlanmalıdır.
Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi bölümü kaldırılmalı, köy kanunu, imar kanunu başta olmak üzere yeni anayasaya göre tüm kanunlar (devrim kanunları dahil) yeniden düzenlenmelidir.

İnkılap Kanunu kaldırılsın
- Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun:
Yeni anayasada baştan sona kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı esas alınmalı, ideolojiyi besleyen ve nesillerimizi heder eden ırkçılığa ve mezhepçiliğe dayanan sloganlaşmalar yer almamalıdır. Devlet bütün inançlara ve etnik kökenlere eşit mesafede ve tarafsız olmalıdır. Her inanç kesimi kendi ibadetini, hizmet ve eğitimini kendi tercihiyle yapmalıdır. Böylece laikliğe aykırı olan Diyanet İşleri Başkanlığı devlet bünyesinden çıkarılarak, özerkleştirilmelidir. İnkılap Kanunu olarak mevcut anayasada yer alan 174. maddedeki tasavvufu, muhabbeti, ibadet tercihini ve inanç kavramlarını, giyim kuşam ve yaşam tarzını yasaklayan çağın en büyük utancı olan bu maddeler kaldırılmalıdır. Ayrıca anayasaya eklenecek geçici bir madde ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana tüm olumsuzlukların gün yüzüne çıkarılması ve devletin geçmişiyle yüzleşmesi sağlanmalıdır.

Anayasa değişikliği şart değil
- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Güzelce:
Alevilerin isteklerinin yerine gelmesi için anayasa değişikliğine ihtiyaç yok. Alevilerin istedikleri bellidir. Bunlar: Madımak'ın utanç müzesi olması, Alevi köylerine zorla cami yapılıp, imam atanmaması, Alevi dergahlarının Alevilere tahsis edilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Aleviler üzerindeki baskısına son verilmesi.

 

MANŞETLER