Bu ailede şiddet yok!

Barbaros Şansal, geçen yıl Taksim'de 50 günlük oturma eylemi yaparak hayvanlara tecavüz ve şiddetin cezalandırılması için önderlik eden tiyatro sanatçısı Tuna Arman ile konuştu. Evinde tümü engelli dört kedi ve dört köpek besleyen Arman, hem daha önce yaptıkları eylemi anlattı hem de topladıkları 250 bin imzayla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını...

BARBAROS ŞANSAL
Yine güneşin düşmeye başladığı bir akşamüstü 'Çiçek Taksi'nin 'Manolya'sı Tuna Arman'ın kendi tabiriyle 'sitenin en varoş dairesi'nin ortak bahçesindeyiz. Saat 5'ten sonra hayvanların bahçeye çıkmasını site yönetimi nedense yasaklamış; biz yine de fırtınadan kurtarılan plastik sandalyelerdeyiz...
- Adlarını saysana şunların...
Nazlı, Mamu, Safiye ve Toprak bizimle poz verenler. Köpük, Nohut, Ballı, Hayati ama Eda'mız kayıp.
- Nerede o?
Yok; fırtınadan beri kayıp. Uçtu herhalde.
- Bizim orada da uçtu bir yavru. Zor kurtardık.
Ama bizim kayıp kör; Toprak gibi. O yüzden meraklanıyoruz.
- Üç kocan da bu hayvanlar yüzünden mi terk etti seni?
(Gülüyor) Onlar varken de vardılar. İki kedi, üç köpek.
- Yani baktın hayır yok adamlardan, bu canlara döndün. Peki, tiyatro hayatını etkiliyor mu bunlar?
Neden etkilesinler ki? Oyuna mı geliyorlar benimle?
ORTA PARMAKLAR HAVAYA
Galatasaray Lisesi önündeki 50 günlük eylemimizi hatırlatıyorum hemen (*). Kan ter içinde 250 bin imzayı toplarken hayvanlara uygulanan şiddet ve tecavüzü engellemek için çabaladığımız o günleri... Sonucun ne olduğunu?
  Aynı anda göz göze geliyoruz ve orta parmaklarımız ayağa kalkıyor! Tabii, 'Bu resmi yayınlamak mümkün değil' diyerek gülüşüyoruz. Bu arada papatyalı çayırın üzerinde poz vermeye çalışırken can dostlarımızı da zapt etmekle uğraşmaktayız.
O eylem sayesinde yaşlılardan çocuklara binlerce insan bu ülkedeki bir başka ahlaksızlığı daha öğrendi. Zaten bu yüzden sokağa çıkmıştık ve bizimle beraber, Türkiye'nin her yerinden tepki gösterenler,  38 ilde tüm imza toplayanlar 'kabahat değil, suç olmalı'yı anlatmıştı.
- Hatırlıyorum. Sen sonra, siyah ve önü fiyonklu bir ciddi elbise satın alıp, meclise gitmiştin Tuna Bayık'la. Bir de inci kolyen vardı.
Eee, ne olmuş yani? Ağırlığı olsun istedik imzaların.
- Bir de üç kopya çıkarmıştık, devlet istedi diye. Benim arabayla yollamıştım sizi. Sonra arıza yapmıştı arabam.
Bir seri kopya duruyor ama hala elimizde. Üzülme, buradan da sonuç alamazsak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürelim diye sakladık zaten. 
- Buradan da sonuç alamazsak ne yaparız?
Sürpriz olsun. Zaten haziran ayı gibi hazırlanıyoruz ya.
- Ranzalı diyorsun (gülüyoruz)...
Hayvan severlerden ve imza verenlerden onay almadan, bazı dernekler Meclis'e yeni maddeler sundular. Şimdiki yasa 'hayvanı al, kısırlaştır ve bulunduğu yere bırak' diyor ama sızan bazı bilgiler uyutmaya kadar hayvansızlaştırma yolunda. Biz Müslüman bir ülkeyiz. Başbakanımız'ın dediği gibi 'Yaratılanı severiz yaratandan dolayı.' Başka bir davranış zaten bize yakışmaz.
- Ya, Başbakan dedin de, şu meşhur 'Dolmabahçe Tiyatro'su vardı benim davet edilmediğim. Sanırım ünlü olmadığımdan. Neler oldu orada?
Sevgili Yonca Evcimik bize Taksim'e imza için geldikten ve bu yasanın vahametini öğrendikten sonra 'Benim çevrem geniş, Başbakan'la olan randevuyu ben ayarlayayım' demişti. Ben de 'Bir ucundan tutmak hayırlıdır' diyerek Tolga Öztorun, Tuna Bayık, Profesör Şevki Sözen, sen, ben ve İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı'nın adlarını verdim. Çünkü bu sapıklığın bir sonrasının çocuk tecavüzü olduğunu en iyi adli merciler kanıtlardı. Ancak nedense bizim verdiğimiz liste olmadı.
BAŞBAKAN'LA LÜKS TOPLANTI
- Nasıl yani? Kimler oldu peki?
Ayıp olmasın diye bir tek beni götürdüler herhalde...
- Yoksa Nihat Doğan da mı vardı?
Yok, yok, o yoktu ama Metin Özülkü, Burcu Güneş, Ajda Pekkan, bir hayvan derneği başkanı ve Ömür Gedik vardı.
- Sadece lüks arabalar vardı desene.
Evet, lükstü. O toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da vardı. Henüz çok yeni bir de eylem yapmıştık zaten onun yüzünden. Çektiğim kayıtlardan bahsettim ve bunun üzerine Başbakan, Hasdal Hayvan Barınağı ile ilgili Topbaş'a 'Bu ne?' diye sorduğunda, 'Orada her şey var efendim' dedi ama ben lafa girip, 'Her şey var ama vicdan yok' demek zorunda kaldım. Başbakan'a kör olan köpeğim Toprak'ın hayatımı nasıl değiştirdiğini anlattım, ilgiyle dinledi ve İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'ya istediğimiz yasal düzenlemelerin hangi maddeye girebileceğini sordu. En kısa zamanda konunun halledileceğini söyledi.
- Tam seçim üzeriydi değil mi?
Maalesef öyle oldu. Verilen sözler tutulmadı. Keşke bu patilerin de oy hakkı olsaydı; acaba o zaman ne olurdu? Zaten imza sayfalarının başında bir köpek ve bir kedi patisi vardı. En büyük imzalar onlardı... Biz 250 bin imza verdik, oysa hükümetten beklediğimiz sadece 40 imza...
KUŞLAR ÖTMESİN DİYE PATATES
Bahçede beyaz kıvırcık finosunu dolaştıran site sakini pek yanımıza yaklaşmadan çocuk parkı tarafında gezerken 'pat' diye bir patates üst katlardan bahçeye atıldı. Kör olan Toprak, yerinden fırladı. Şaşkınlık içinde 'Neler oluyor?' dediğimde Tuna'dan 'Meraklanma, yukarıdakiler kuşlar ötünce sussun diye atıyorlar bazen bir şeyler' dedi. Hatta ilk zamanlar alkış yapıyorlarmış. Pek mana verememişler. Sonradan anlaşılmış kuş seslerinden rahatsız oldukları. Aldırmadan hararetle devam ediyoruz. Safiye adeta poz vermek için yaratılmış ama sağır olan Mamu'ya bozuk atmaktan da geri kalmıyor. 
- Neler oldu Taksim eyleminde?
Allah yarattıysa, her işe yarar deyip tecavüzü savunanlar da oldu. 
- Bana da imza veren bir adamı, karısı kolundan tutup, 'Her gece müştemilattaki kancığın ardına gidiyorsun, bu imzayı nasıl veriyorsun?' demişti.
'Kocam doktordu. Hayvanlara yapıyordu bunu. Sonra bir çocuğa yaparken yakalandı şu an hapiste' diyen mi istersin; 'Öğretmenim, yıllardır yaparım, sanki 'yollu' kadın mı var bu ülkede bana bulacağın' diyen mi? Bu sapıklar içimizde! Dünyada hayvanlara tecavüzde ikinci sıraya yerleşmiş olmamız ve çocuk pornosunda da aynı sıraya gelmiş olmamız değil mi utanç? 
- İnsanı hayvandan ayıran özellik ne?
Vicdansızlık. 
- Yoksa memeliler sınıfından homosapiens denen ve üreme mevsimi olmayan ama kendi türü dışındaki canlılara da cinsellik uygulayan bir hayvan olduğumuz mu?
Bazı yerlerde kadının eşeğin arkasından yürütüldüğü bir coğrafyadayız Barbaros...
Karamsarlık sinirlerimizi germeye başlamadan konuyu değiştiriyorum.
OĞLUMU KENDİME BENZETTİM
- Oğlunu da kendine benzettin, değil mi?
Maalesef... Geçen akşam seni televizyonda kanlar içinde görünce yaptığın eylemin sonunu izlemeden yatmış ve sabaha kadar uyumamış. Sabah ilk iş, 'Anne, Barbaros'u aradın mı?' diye sordu. Bir serseri çocuk görmüş. 'Anne, korktum' dedi. 'Biz de korkarız, ne var bunda?' dedim. 'Hayır anne' dedi, 'Sen beni çocukken bayramlarda huzur evlerine, kimsesiz çocuklar yurduna götürürdün oynamaya. Barınaklara giderdik. Hiç vurmadın bana. Bana hiç vurulmadığı için vurmayı da öğrenemedim...' Sanırım doğru yapmadım. Çocuğum hala otobüste büyüklere yer verir. Hala paket taşıyan bir yaşlı gördüğünde yardıma koşar ve herhangi bir engelli gördüğünde destek olur... Arkadaşları, 'Siz hep kör topal hayvan bakıyorsunuz. Herhalde sen de kör bir kadınla evlenirsin' demişler... Çocuklar acımazsız oluyor. Keşke acımasızlık da verebilseydim.
- Hayvanlar konuşsaydı ne söylerdi insanlara?
Hep düşündüm. Onlar adına biz karar verir olduk. Onlar birbirlerini aldatmıyor insanlar gibi, yalan söylemiyor. Bak ben, oğlum ve diğerleriyle 12 kişilik bir aileyiz ve aile içi şiddet yaşamıyoruz hiç...
Daha fazla çimleri ve papatyaları ezmemek için doğruluyoruz. Toprak, çitlerin arkasından yürüyen bir yayaya kendini gösterme peşinde. Kuyruk sallamakta. Nazlı çoktan saati geldiğini anlamış ve eve girmiş bile. Bir gözü olmayan Ballı, akşamın son demlerinde. Sinek ve kelebek peşinde şaşı şaşı zıplıyor. Köşeden korkak gözlerle bakan çocukları gördüğümüzde Safiye'yi kucaklayıp, Toprak'ı çağırıp tasmasını takıyoruz.
*Ağustos 2010'da İstanbul Taksim'de Galatasaray Lisesi'nin önünde yapılan 'Hayvana Karşı Şiddet ve Tecavüze Hayır' eyleminin önderliğini Tuna Arman yapmıştı.
50 gün süren oturma eyleminde amaç, 5199 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun hayvanlar aleyhine işletilmesini engellemekti.

 

MANŞETLER