Babalarına sarılan çocuklara imrenirdim

Erol Büyükburç'un kızı Jeyan Büyükburç, 'Eelence' adlı kulüpte birbirinden ilginç kostümlerle hazırladığı şovlarına başladı. Büyükburç, sahneye çeşitli kılıklarla çıkıp şarkı söylüyor, dans ediyor. Jeyan'ı hem yakından tanıdık hem de babası hakkında konuştuk.

Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr

Erol Büyükburç'un küçük kızı Jeyan, 1999'da bir trafik kazasında ölen ablası Ajlan gibi müzisyen olma yolunda ilerlemiş. Çocukken çok çekingen ve içine kapanık olduğunu anlatan Jeyan'a o yıllarda hep ablası destek olmuş. Hatta onu elinden tuttuğu gibi sahneye çıkaran da ablası... Birçok ünlü sese vokal yapan Jeyan Büyükburç, gündüzleri bir kafede garsonluk yapıyor, çarşamba geceleri de 'Eelence' adlı mekanda ilginç kostümlerle hazırladığı şovunu sahneliyor...
- Tiyatro ve dans eğitimi almışsınız...
Nişantaşı Anadolu Lisesi'nde okudum. Bu sayede iki dil birden öğrendim. Akademi İstanbul'da tiyatro eğitimi aldım. Sonra Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Modern Dans Bölümü'nü kazandım. Hazırlığı geçebilen iki kişiydik ancak o dönem ablamı kaybetmiştim, ruh halim iyi değildi. Devam edemedim. Sonra İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nda tercümanlık yaptım.
- Sahneye ilk ne zaman çıktınız?
Ablam ne kadar sosyalse ben de bir o kadar çekingendim. O beni açmak için çok uğraştı. Arkadaşlarıyla tanıştırdı, müzik camiasına soktu. O dönem Fatih Erkoç, Mine ve ablam birlikteydi sonra Fatih Erkoç albüm için gruptan ayrıldı. Kendisine vokal yapmamı istedi. Onunla çalışmaya başladık. Sonra birçok ünlü sanatçıya vokal yaptım. O dönem Türkçe şarkılarla kendimi iyi ifade edemediğimi düşünüyordum. Otellerde popüler caz ağırlıklı şarkılar söylüyordum.
- Sahne şovlarına nasıl başladınız?
İlk olarak Cahide'de küvetin içinden çıkıp şarkı söylediğim bir şov yaptım. Barın üzerine çıkıp şarkı söylüyordum. Cahide'den ayrılınca çok popüler olmuştum, telefonlarım susmuyordu. 'Hot Kıtır' diye bir grup kurduk ayrıca kendi şovlarımı da yaptım. Şimdi de 'Eelence'de çıkıyorum sahneye. Şovlarımda sadece seksi kadın imajı yok, komik ve sempatik de görünmek istediğim için kabarık peruklar kullanıp pijama da bornoz da giyiyorum.
- Babanız Erol Büyükburç sizinle görüşmeyi niye reddetti?
Babamın ölen eşi Emel bizimle görüşmesini çok fazla istemiyordu. Ablam, arada bir onların yanında kalıyordu. Orada olanlar bana pek yansıtılmıyordu ama şahit olduğum bazı hoş olmayan şeyler vardı. Ablam, çok çekti ama bana hiç yansıtmadı. Kaza öncesinde benimle paylaşmak istediği sırlar olduğunu söylemişti, zaten bir kısmını da paylaşmıştık. Ama geri kalanını konuşamadan kaybettik onu.
- Kim bilir neler anlatacaktı size?
Keşke ablam rüyama girse de anlatması gereken sırları anlatsa diye düşünürüm. Babam gibi konuşmuş olacağım ama eğer ablam gerçekten isteseydi rüyama gelir ve anlatmak istediği sırları paylaşırdı. Gerçi neler olabileceğini tahmin ediyorum. Babam da benim fazla konuşmamdan korkuyordur.
- Sizin babanızla yaşama fırsatınız olmadı hiç değil mi?
Ablam, 6 yaşına kadar annem ve babamla birlikte yaşamış. Annem, bana hamileyken babamdan ayrılmış. Ben annem, teyzem, anneannem ve ablamla büyüdüm. Ailem baba eksikliğini hiç hissettirmedi. Annem hep dimdik ayakta durdu.
- Babanız maddi yardımda  bulunuyor muydu?
Hiç. Bu arada yeri gelmişken bir konuya açıklık getirmek istiyorum. İnternet sitelerinde hakkımda yazılanlara baktığımda annemin, babamın sekreteri olduğu yazıyor, oysa doğru değil. Bu mesleği aşağılamıyorum ben de halen garsonluk yapıyorum. Tabii ki bu mesleklere saygım var. Ama hani kötü bir sekreter imajı vardır ya sanki öyle söz edilmişti annemden. Annemize hiçbir zaman laf söyletmeyiz. Bu kadar emek vermiş kutsal bir anneye de bir şey söyletmek istemiyorum. 
- Babasız büyümek sizi nasıl etkiledi?
Ne olursa olsun bir çocuğun, bir genç kızın hayatında baba figürünün yeri vardır. İlkokulda herkes babamı sorardı tabii o zamanlar çok da popülerdi. Akşam işten dönen babalarını bekleyen çocukları görünce üzülürdüm. Herkesin daha normal bir hayatı vardı. 'Acıların çocuğu' değilim ama babalarına sarılan çocukları görünce imrenerek baktığımı hatırlıyorum.
- Babanıza öfke duyuyor musunuz?
15 yaşıma kadar arada bir görüşüyordum. Bir gün doğum günümde gelmişti ve hatıra defterime 'Jeyyancığımın doğum günü kutlu olsun' diye yazmıştı. İşte o zaman ilk kırgınlığım başlamıştı çünkü adımı yanlış yazmıştı. Çok çekingen olduğum ve her şeyimi de içime attığım için bir şey söylememiştim. En son görüşmemize de babamın eski eşi Ute ön ayak olmuştu. Sadece ona maddi-manevi bir destek istemediğimiz halde bile neden bizi görmek istemediğini sordum. Babam da, 'Zamanında çok toydum, şöhret başımı döndürmüştü. Kadınların ilgisi de çok fazlaydı. Şimdi olsa aynı şekilde davranmazdım' diye cevap vermişti.
- Bu açıklamalardan sonra siz ne hissetmiştiniz?
Aslında hiçbir zaman onu sıkacak ve üzecek bir şey de istemezdik. Empati kurduğumda 'Evet, olabilir' diyorum. İnsan bazı şeylerin büyüsüne kapılıp hayatındaki diğer insanları unutabilir. Ama istedikten sonra görebilirdi.

İLİŞKİLERİM UZUN SÜRER
- Babanızın 'Uzaylılar spermlerimi çaldı' diye bir açıklaması vardı; buna yorumunuz nedir?
İki seçenek olabilir. Ya o gerçekten başka bir boyutta yaşıyor ve buna inanıyor. Ya da daha önce katıldığı bir programda sinirlenip de 'Reytingse alın işte size reyting' demiştir. Zamanında çok güzel işler yapmış biri. Aslında işleriyle saygı duyulan biri olmasını tercih ederdim. Enteresan konular ortaya attı. 
- Babanız hasta olsa ve size ihtiyaç duyup çağırsa ne yaparsınız? 
Böyle bir durumda her şeyi bırakıp belki hemen ona koşmasam da ona ders vermek için ve 'Bak insan isterse yanında olabilirmiş' diyebilmek için yardım ederdim.
- Erkek arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl, babanızla yaşadıklarınızla bağlantılı olarak arızalı ilişkiler mi kuruyorsunuz? 
Hep uzun süreli ilişkilerim oldu. Uçarı kaçarı olsam da ilişkilerimde böyle değildim. Eğlenmeyi, gezmeyi severim ama ilişkim olduğunda da hayatımı fazlasıyla karşımdaki kişiye endekslerim. Uzun zamandır bir ilişkim yok. Ben de aldatıldım. Galiba bizim ailenin kadınlarının kaderi bu.

MANŞETLER