52 saat konuşabilirler mi?

Radyo programcısı ve şovmen Cenk-Erdem ikilisi, 52 saat boyunca göz önünde sohbet ederek bir ilke imza atacak ve Guinness Rekorlar Kitabı'na adlarını yazdıracaklar. Canlı olarak yayınlanan bu rekor kırma denemesine biz de AKŞAM PAZAR olarak katıldık. İlk canlı yayın röportajımızı 'çılgın ikili' ile yaptık.

Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr

Cenk ve Erdem'in canlı olarak gerçekleştirecekleri rekor denemesine katılmak üzere yola çıktık. Heyecan dorukta... Çünkü nasıl bir ortamla karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Üstelik bu iki dilbaz adamın esprilerine alet olmak da var. Tam bunları düşünürken ekipten biri arıyor ve rekor denemesinin görüntülü yayınlanacağını öğreniyoruz. İşte o andan itibaren artık biz, biz değiliz!
Ev şeklinde döşenmiş stüdyoda, kapıda karşılanıyoruz. İçeri haber veriliyor. Sakinleşmek için süre yok.
Hemen ekipten biri geliyor ve mikrofonu takıyor.
Bu sırada türlü çeşit felaket senaryoları geçiyor aklımızdan.
Artık yapacak bir şey yok, kapıda bizi çağırmalarını bekliyoruz...
O esnada Cenk-Erdem ikilisi hakkımızda konuşuyor: Biri 'Sorularımızla biz onu sıkıştıralım' derken, diğeri 'Geldiğine pişman edelim' diyor. Dayanamayıp artık ne olacaksa olsun deyip zili çalıyoruz. İçeriden ses, 'Kim o?'
'Benim, Sibel.'
'Doğru kişi misiniz?' 
'Evet, AKŞAM Gazetesi' diyoruz. Hazır cevaplar yapıştırıyor lafı; 'Haydi kardeşim daha gündüz, akşam olmadı, akşama daha kaç saat var biliyor musunuz hanımefendi...'
'Acaba kaçmak için bu bir fırsat mı' diye düşünüp 'Peki, akşama görüşürüz' dememizle kapı açılıyor ve karşımızda Cenk ve Erdem...
Erdem söze girip 'Sevgili arkadaşlar, gördüğünüz gibi canlı yayında ilk röportajımızı yapacağız' deyip bizi çekim alanına davet ediyor. Ve başlıyoruz...
RÖPORTAJI KİM YAPIYOR?
Erdem: Sorularınızı buraya göre mi hazırladınız yoksa canlı yayın olmasaydı da bu soruları mı sorardınız? Dikkat ederseniz röportajı ben yapıyorum. 
- Daha farklı sorular sorabilirdim. En azından daha rahat olurdum.
Erdem: Bu ilk canlı yayınınız mı?
- Evet, çok heyecanlıyım. Umarım kapıda ambulans bekliyordur.
Erdem: Bizim için ambulans çağırmadıklarına göre sizin için hiç çağırmazlar herhalde. 
- Ben de sizin için kapıda bekleyen ambulans olacak mı diye soracaktım, uykusuzluktan bayılırsınız diye?
Cenk: Görün işte hanımefendi, burada neler çekiyoruz? 'Duy sesimizi reji'. Lütfen bunları yazın.  
- Hepsini yazacağım...
Erdem: Sürpriz bir ambulans olabilir. Biz artık garip bir vaziyete gelirsek ambulansı getirebilirler.
AMBİANS ÇAĞIRIN!
Cenk: Ya da bir ambians çağırabiliriz. Güzel bir ortam, dışarıda mangal, fon müziği eşliğinde... 'Aambiyanssss geliyor, çekilin' deriz. 
- Ben artık sorularıma başlıyorum; siz deli misiniz?
Cenk: Ruh hastasıyız.
Erdem: Ben değilim. Gayet normalim. Cenk delidir ama.
Cenk: Merhaba, merhaba...
- Peki, bu rekor fikri nasıl oluştu?
Erdem: Cenk'in aklından çıktı.
Cenk: Atmayalım lütfen. Senelerdir 'Bunun bir rekoru var mıdır acaba?' deyip durduk. Bu kadar boş boş konuşuyoruz bir işe yarasın bari dedik. Daha önce uykusuz kalmayı denemiştik bir program formatı gereği. Keşke o zaman rekor denemesi yapsaymışız 'iki taşla bir kuş' vururmuşuz. Daha önce İngiltere'den birtakım dostlarımız bu rekoru denemiş.
Erdem: Bizden habersiz, kendini bilmezin biriymiş demek. (Arada rejiden bilgi geliyor...)
Cenk: Chris and Dave mi? Onlar da mı iki kişiymiş? Vay ruh hastaları. (Rejiyle konuşmaya devam ediyor)... Daha fazla insan derken...
Erdem: Herhalde 'And' de başka biri. 
- Neden 52 saat?
Erdem: Çünkü 51 saat rekorunu kırmış Chris 've' Dave...
Cenk: Ayrıca 52 saat de sürmeyebilir bizimki, belki de ben 51.05'te gidip aynen yatarım.
Erdem: Bence Cenk, 48 saatten itibaren ağlamaya başlar. 
- Peki, bir gece öncesini nasıl geçirdiniz? Kabus gördünüz mü?
Erdem: Her zamanki gibi normal bir gece geçirdim.
Cenk: Her saat başı 18 dakika ara vereceğiz ya, o yüzden '10 dakika uyuyup uyanınca nasıl oluyor?'u denedim. Çok ilginç bir kafası var. 
- Bir hazırlık yaptınız mı?
Erdem: Uyku biriktirilebilen bir şey değil. O yüzden önden bir hazırlık yapmadık. Esas muhabbet kısmı nasıl olur onu da deneyerek göreceğiz. 
Cenk: Sizler de ilk defa göreceksiniz ve belki de 'İnsan 48 saatten sonra pek de konuşmamalı' diyeceksiniz.
Erdem: Ya da 'Ses kısılıyormuş' diyebilirler.
- O sürede neler olacak burada?
Cenk: Daha önceki programlarımızda yaptığımız gibi çeşitli bölümlerimiz olacak. Hatta demin tıp doktorumuz geldi. Uzun süreli uykusuzluk ve buna bağlı konuşma sistemlerinde, vücutta bağışıklık sistemlerindeki düşme konulu sempozyum yapacaktı...
Erdem: Twitter üzerinden yayınlarımız da var. Arkadaşlarımızla yazışıyoruz. Oyunlarımız olacak.
SUDA ERİYEN DOSTLAR
- Enerjinizi yüksek tutmak için vitamin takviyesi aldınız mı?
Cenk: Henüz doping almadık. Gördüğünüz gibi ufaktan kahvelerimizi içiyoruz. Suda eriyen çeşitli dostlarımız var, onlardan aliciz. 
- Ya çok uykunuz gelirse...
Cenk: Uyuruz artık ne yapalım. O kadar da çıldırmaya gerek yok. 
- Çocuklarınız ne diyor, nasıl karşıladılar?
Erdem: Onlar çok heyecanlı. 'Ben de uykusuz kalayım mı? Ben de ben de' şeklinde karşıladılar.
Cenk: 'Ben de seyredeceğim 52 saat boyunca' deyince 'Höttt' dedim.  
- 52 saat boyunca sizi izleyecek olanlara bir sürpriz var mı?
Cenk: Güzel sürprizlerimiz olabilir ama ispat etmeleri lazım. Webcam'ini açsın, ispat etsin bir şeyler düşünürüz.
Erdem: Şu an uydurduğun bir haberi verdin anladığım kadarıyla.  
- 52 saatin sonunda ilk yapacağınız şey ne olacak?
Cenk: Ben radyoya programına gitmek istiyorum.
Erdem: Ama pazar günü olacağı için maalesef böyle bir şey söz konusu değil. Onu buradan çıkacağımız zaman söylerim. Emprovize olsun diye planladım. Çıkalım da...
Cenk: Belki de 12 saat sonra biraz uyuruz... Boş veririz rekoru da, programın güzel olmasına bakarız bir ihtimal. Görüciz. 
- Programlar dışında çok sık görüşür müsünüz, 'Ölümüne kankayız' durumu var mı?
Cenk: Ofis saatleri dahilinde her zaman beraberiz. Ofis saatleri 18.00'de biter, üzerine bir de radyo programı ekleyip öyle dağılırız. Kankalıktan da ziyade kanka artı iş arkadaşı durumumuz var.
Erdem: Hafta içi tekrar birleşmek üzere hafta sonları ailelerin yanına dağılıyoruz. 
- Hep çok konuşur musunuz?
Erdem: Normalde çok az konuşurum. Evde de az konuşurum. Şen şakrak, süper konuşkan, etrafına neşe saçan biri değilimdir. Hatta ben kendimi tanısaydım direkt döverdim.
Cenk: Ben de gayet nemrut ve aksi bir insanımdır. 
- En çılgınınız kim?
Cenk: Erdem.
Erdem: Niye?
Cenk: Birimizin adını söylemek zorundaydım. 
- Üniversitedeyken bir arkadaşınız 'Gel seni çılgın biriyle tanıştıracağım' demiş, değil mi?
VAPURDA BEDAVA ŞOV
Cenk: Çılgın değil de, 'Senin gibi zevzek espriler yapan biri var' demiş.
Erdem: Cenk için söylenmişti. 
Cenk: Ondan sonra her sabah 7.45 vapurunda 'çevresindekilerimize' güzel anlar yaşatmıştık. Üstelik bedavaydı. 
- Kavga edip küstüğünüz olur mu?
Cenk: Genelde Erdem 'Toplantıya motorla geleceğim' diyor, ben de 'Hayır arabayla geleceksin, dönüşte de sağ koltuğa oturacağım, şoförüm olacaksın' diyorum işte bu noktada anlaşamıyoruz. Arabayla gelsin, niye motorla geliyor?
- Motor da iyi fikir bu trafikte...
Erdem: Evet, haklısınız, teşekkür ederim size. Tartışmamız, kavgamız, dargınlığımız, küslüğümüz 23 yıl içinde olmadı. Birbirimize tahammül edemediğimiz bir durumu, huyu yok. 
- Belki de eşlerinizle olduğunuzdan daha iyi anlaşıyorsunuzdur...
Erdem: 17 yaşındaydım Cenk'le tanıştığımda. Şu an 40 yaşındayım. Cenksiz bir hayatım olmadı ki. Bilmiyorum ki ondan öncesini.
Cenk: Ya böyle tebelleş olurum işte. Musallat derler bana. Cenk Musallat. 
- Birbirinizin bir huyuna da mı sinir olmazsınız?
Erdem: Vardır belki. Kabul edersiniz, olur biter.
Cenk: Huy bu... 
- Senaryo projeniz var mı?
Cenk: Uzun zamandır planladığımız bir senaryo var.
Erdem: İnşallah çekeceğiz.
Cenk: Mustafa Seven Bey çok güzel çekiniz bizi.
Erdem: Instagram'da da görmek isteriz. Var mı daha sorunuz?
BENİ KAFALAYAMADINIZ!
- Alıştım iyice gitmeye niyetim yok.
Erdem: Bu arada ilk saatimiz bitti. 
- Son soru, size 'çağrışım hızlanması' diye bir teşhis konulduğunu okumuştum doğru mu yoksa bu da mı uydurma bilgi?
Cenk: Bu da bir röportajda kafalama esnasında yaptığımız bir olaydı. 
- Beni kafalayamadınız ama...
Cenk: Uğraşmadık, isterseniz biraz yapalım. 
- Hiç yapmayın hazır bayılmadan röportajı tamamlamışken...
Erdem: Efenim teşekkür ederiz o zaman.
- Ben de teşekkür ederim... Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı, hani kalıp da çıkmazsanız?
Erdem: Kahkahalar... O zaman dışarıya selam söyleyin.

 


MANŞETLER