Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:12
Akşam | Yazarlar

Gül, 'Şaibe bırakmamak çok önemli' demişti

18 Ocak 2012 Çarşamba 02:00

Tarih: 26 Ocak 2011.   
Yer: Strazburg, Sofitel Oteli.  
Konu: Hrant Dink cinayeti ve AİHM'in Türkiye'yi mahkum eden kararı.

Meslektaşlarımız, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e soru üzerine soru yöneltiyor.
Gül, mahkumiyet gerekçesinde Türkiye'ye, 'soruşturma yönteminiz adli soruşturmanın parçası değil. Bu nedenle bağımsız değil. Bu koşullarda toplanmış delillerden söz edilemez' diyen AİHM kararını 'çok vahim' diye niteleyerek sürdürüyor:
'Mahcup olmayıp pişkinlik gösterirsem, daha kötü bir durum ortaya çıkar.'
Ve 'parasız eğitim' diye pankart açan üniversite öğrencileri terör örgütü üyeliğinden aylardır tutukluyken, Dink davasındaki tüm sanıkların bu suçlamadan beraat ettiği bir Türkiye'de bugün,  altını kalın kalın çizmemiz gereken şu sözleri söylüyor:

YARGILAMADA AKSAKLIK OLURSA UTANÇ...
'Eğer yargılamada bir aksaklık söz konusu olursa, bu ayrıca büyük bir utanç konusu olur. Şaibe bırakmamak çok önemli... İkincisi, benzer olayların bir daha tekrar etmemesinin yolu da bu tip olayların aydınlatılmasından geçiyor.'
Aynı sohbette söz, Devlet Denetleme Kurulu'na (DDK)  talimat verip vermeyeceği konusuna geliyor. Cumhurbaşkanı, yasal zeminin araştırılıp bu talimatı verebileceğini söylüyor. Sözünü tutuyor da. Türkiye'ye döner dönmez, 28 Ocak 2011'de DDK'ya talimat veriyor.
Gül'ün bu görevlendirmesinin ardından, Köşk kaynaklarıyla görüşerek yazdığım yazıda, DDK'nın çok kısıtlı lojistik ve sınırlandırılmış bir yasal zeminde yürüyecek olmasına rağmen, iddialı bir yol haritası çizdiğini aktarmıştım. O yazıyı yazarken bilgi aldığım kaynaklar, raporun 2011 sonu ya da en geç 2012 başında tamamlanabileceği öngörüsünü paylaşmıştı.
Köşk kaynakları şu çarpıcı mesajı da vermişti:  'Kol kırılır yen içinde kalır anlayışı içinde hareket edilmeyecek.  Kamu görevlileri hakkında yapılacak bir soruşturmanın, siyasi makam olan bakan iznine tabi olması hakkında söyleyecek sözümüz olacağını düşünüyoruz.'

MUHTEMELEN ŞUBAT AYI
DDK'nın bu raporunun henüz tamamlanmadığını ve soruşturma sürecinin genişleyerek yürüdüğünü öğrendim.  Ulaşabildiğim bir kaynak, şubat ayında Cumhurbaşkanı'na sunulabilir duruma gelme ihtimalinden söz etti. 
DDK'nın bu soruşturmaya başlarken benimsediği 'Kol kırılır yen içinde kalır anlayışı içinde olunmayacak' ilkesi, bugün bir yıl öncesine göre daha büyük anlam taşıyor. 
Niye mi? Dink cinayeti sürecinde adı geçen ve olay tarihinde sorumlu, yetkili pozisyonlarda bulunan kamu görevlileri, verilmeyen izinlerle hakim önüne çıkarılmadı.
Dahası, terfi ettiler. Yani ödüllendirildiler...
Dink davası sanıklarının tümünün birden terör örgütü suçlamasından beraatını; cinayetin işlendiği dönem sorumlu ve yetkili konumlarda bulunan kamu görevlilerinin terfisinden bağımsız okumak kolay değil...
Gül, 'Şaibe bırakmamak çok önemli' demişti.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'