Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:02
Akşam | Yazarlar

Fatih Sultan Jobs tehlikesi

30 Kasım 2011 Çarşamba 02:00

Yine mi Fatih Projesi diyeceksiniz belki ama evet yine Fatih Projesi. En başından beri hararetle desteklediğim her öğrenciyi ücretsiz tablet bilgisayar sahibi yapacak Fatih projesini daha önce de yazdığım gibi Başbakan Erdoğan'ın asıl çılgın projesi olarak görüyorum ve başarılı olmasını önemsiyorum.
Öte yandan Fatih projesinin pek çok şirketin ağzını sulandıracak kadar mega bir proje olduğu da ortada. Türkiye'de malum bu tür mega projelerin başarısının önündeki en büyük engel de projenin yarattığı pazarın büyüklüğü oluyor. Dünya devi şirketlerin yürüttüğü kulisler, küçük ama hırsı büyük şirketlerin devreye soktuğu ilişkiler filan derken bir bakıyorsunuz proje daha bismillah demeden teknoloji çöplüğüne dönüşmüş bile...
Fatih projesi şimdiden bazı dünya devlerini harekete geçirdi bile. Bu devler arasında Microsoft, Intel ve Apple şimdilik en göze çarpanları.
Tablet sektöründe henüz esamileri dahi okunmayan Microsoft'la Intel'i geçelim bir kalem. Önce rüştlerini ispatlasınlar, sonra kapımızı çalsınlar. Microsoft yakında Windos 8'le bir sürpriz yapabilecek mi göreceğiz ama Intel'in ufukta görünen bir umudu da yok.
Apple'a gelince. AKŞAM gazetesindeki sevgili komşum Cemalettin Taşçı'nın dünkü muhteşem yazısı, Fatih projesiyle direkt alakalı olmasa da Apple'ın bu proje için neden hiç uygun olmadığını çok güzel ortaya koyuyor.
Apple Fatih projesi için asla uygun bir seçim değil çünkü kapalı bir sistem. Bir başka deyişle Fatih projesi için kapalı Apple platformunu seçmek şirket emperyalizmine teslim olmak anlamına geliyor.
Cemalettin Taşçı'nın da yazısında değindiği gibi Steve Jobs Apple'ı en başından beri kapalı bir sistem olarak tasarladı. En büyük başarısı ise bu kapalı sistemi tüm dünyaya Büyük Abi'nin (bu durumda IBM oluyor bu abi) dünyayı kontrol etmeyi amaçlayan emperyalist emellerine karşı bir çözümmüş gibi yutturmayı başarmasıydı.
Evet Jobs bir dahiydi, doğru ama insanlık yararına icatlar yapmaya çalışan bir dahi değil, icatlarına güvenen tüketicileri şirketinin ürünlerinin bağımlısı haline getirmeyi amaçlayan ve bunu başaran bir dahi.
İşin ironik yanı emperyalist abi olarak gösterdiği IBM'in kişisel bilgisayarlar için çok daha demokrat bir platform yaratmış olmasıydı. Apple, Macintosh'u kimsenin üzerinde değişiklik yapamayacağı, fason olarak üretemeyeceği kapalı kutular olarak piyasaya sürdü. IBM ise farklı markaların da ürün geliştirip, üretebileceği açık bir platform ile sahneye çıktı.
Apple tüketicileri kendine bağımlı kılma politikasını hala sürdürüyor. Kişisel bilgisayar sektöründe bir zamanlar IBM ile girdiği savaşın bir benzerini bugün Google'la sürdürüyor. Kapalı platformu IOS'i, Google'ın açık platformu Android ile kapıştırıyor. Ve tıpkı IBM karşısında yaşadığı yenilgiyi şimdi de Google karşısında yaşıyor.
Android'in açık bir platform olması tüketiciyi tek bir şirkete bağımlı kılmaması anlamına geliyor. İsteyen her şirket Android tabanlı bir tablet üretip, tüketicilere sunabilir. Bağımsız yazılımcıların Android platformu için geliştirdiği uygulamalar, Android tabanlı her marka cihazda sorunsuz çalışabilir.
Fatih projesi için Android'e alternatif olarak düşünülebilecek bir başka çözüm ise Linux tabanlı Pardus örneğine benzer bir şekilde TÜBİTAK tarafından geliştirilecek Android tabanlı Fatih projesine özel bir işletim sistemi geliştirmek olabilir. Projenin büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu seçeneğin de enine boyuna düşünülmesi, tartışılması gerekir.
Yeni Sosyal Medya
twitter.com/yurtsan -        
friendfeed.com/yurtsan -  neonebu.com
 

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'