




















Enderunlu Hafız İlyas Ağa'nın Hatıraları Saray Günlüğüm
Ramazan Balcı'nın 'Saray Günlüğüm' isimli çalışması, II. Mahmud döneminde Enderun'a alınan Hafız İlyas Efendi'nin 1812-1830 yılları arasında tuttuğu notlardan oluşuyor.
İbrahim Küreli
Saray hayatıyla ilgili tartışmaların iyice alevlendiği günlerde geldi Ramazan Balcı'nın yeni kitabı. Daha önce 'Sarayın Sırları' isimli eseri yle Topkapı Sarayı'nın duvarlarında tarihe düşülmüş notları bize aktaran yazar, şimdi de sarayın en çok ilgi çeken bölümlerinden biri olan Enderun'u ve sultanların saray hayatını anlatan bir çalışmaya imza attı:
'Enderunlu Hafız İlyas Ağa'nın Hatıraları, Saray Günlüğüm' adıyla yayınlanan eser ll. Mahmud döneminde Enderun'a alınan Hafız İlyas Efendi'nin 1812-1830 yılları arasında sarayda tuttuğu notlardan oluşuyor. Daha önce 'Tarih-i Enderun veya Letaif-i Enderun' isimleriyle yayınlanan eser üzerinde Dr. Ramazan Balcı farklı bir çalışma yapmış.
Günlüklerden istifadeyi kolaylaştırmak için hatıraları konularına göre yeniden tasnif eden yazar, olayları tarih sırasına göre değil, Enderun'un idari bölümleri ve saray hayatının geleneklerine göre tasnif etmiş. Konu başlıklarında verilen açıklayıcı bilgiler, kitaba aynı zamanda teşrifat tarihi özelliğini kazandırmış. Tamamlayıcı bilgiler için diğer temel kaynaklara ilaveten aynı dönemde Enderun'da yaşamış Ata Bey Tarihi'nden de faydalanan yazar aslında bilimsel bir yaklaşımla muhtevayı yeniden oluşturduğu gibi ifade ve üslup bakımından da titiz, akıcı, net bir çalışma çıkarmış.
'Saray Günlüğüm' birbirinden ilginç hatıralarla dolu. Bilindiği gibi II. Mahmud dönemi Osmanlı tarihi için birçok konuda klasik hayatın sona erip, yenileşme denemelerinin yapıldığı bir dönem. Bu uygulamalara en yakından şahit olan Hafız İlyas Ağa'nın notları Enderun'da idari görevler, saray merasimleri, saray eğlenceleri, eğitim oyunları, saray tababeti gibi klasik döneme ait bilgiler yanında, yeniçerilerin imhasıyla başlayan yeni dönemde sadrazamlar, şeyhülislamlar, isyanlar, ordunun ıslahı, Rusya savaşı, elbise devrimi gibi konularda ilginç hatıralar içeriyor. Osmanlı klasik musikisinin son üstatları Dede Efendi, Dellalzade İsmail, Şakir Ağa'dan hatıralar içeren eserin satır araları, yer yer musiki tarihimizin ölümsüz mısralarıyla örülmüş. Hatıraların ortasında daima II. Mahmud yer alıyor. Bu yüzden sultanı kah bir dergahta dervişler arasında zikir çekerken kah Okmeydanı'nda 'Ya Hak' nidasıyla kiriş çekerken görmek mümkün. Küçük bir latifeyi buraya almak isterim:
'Rusya ile harp başladığı günden beri, sınırların korunmasıyla görevli tedbirleri zamanında almadıkları için İslam ordusu perişan olmuştu. Kaleler ve beldeler hiç savaşmadan düşmana teslim edilmekteydi. Son haberlere göre Silistre de aynı şekilde Ruslara teslim edilmişti. Sultan, bu haberi işitince Hz. Peygamber'in sancağını ziyarete gitti. Huzurunda çok dualar, af dilemeler ve niyazlarda bulundu. Bu derde Allah'tan başka hiç kimsenin çare olmayacağını itiraf edip gözyaşı döktü. Öte yandan Sancak-ı Şerif Şeyhi Şakir Efendi, 70 adet Muhammed isimli zatı, sancak huzurunda toplamış 70 bin kelime-i tevhid okutmaktaydı.
Gazi Hünkar, mihrabın önünde bir yere oturdu. Nefesini tutmuş, şeyhin nazarıyla vereceği işareti bekler olmuştu. Şeyh tevhide başladığında hünkar halka içinde sıradan bir sufi gibi, ehl-i hal arasına karışıvermişti. Hazineli Hanende Rıfat Bey ile Seferli'de Suyolcuzade Salih Efendi zikire bülbül feryadı ilahilerle eşlik ediyorlardı. Zikir, yatsı namazı vaktine kadar devam etti. 'Lailahe illallah' sesleri hudut boylarına gönderilen birer askerdi şimdi.'
Osmanlı tarihi nadir de olsa ihtilalci darbeci askerlere karşı halkın karşı koyduğu, darbecilere karşı meydana çıkıp düzeni sağladığı örneklere şahit olmuştur. Bunun son örneği II. Mahmud döneminde yaşanmıştır. Sarayı tehdit eden Yeniçeri isyanına karşı Sultanahmet Meydanı'na çıkarılan Sancak-ı Şerif altında toplanan İstanbul halkı, Yeniçeri eşkıyasını dağıtmayı başarmış, bu olay tarihlere Vaka-i Hayriye olarak geçmiştir. 'Saray Günlüğüm' bu olayla ilgili başka kaynaklarda ele geçmeyecek bilgiler vermektedir. Ramazan Balcı'nın bu eseri, tarihi konuları tartışırken müracaat edilecek kaynağı işaret etmesi yönüyle de dikkate değer. Tarihi, romanlar ve senaryolar üzerinden değil, zamanın şahitleri üzerinden tartışmaya açmak bir zorunluluk. Bunun için temel eserler, üslup ve dil açısından güncellenerek gençliğin istifadesine sunulmalı. Yazarın bu ihtiyaca cevap verme endişesiyle hareket ettiği anlaşılmakta.
Özellikle genç nüfus arasında canlanan tarihi hakikatı öğrenme arayışlarına cevap verecek özgün çalışmalara ihtiyaç olduğu bir dönemde bu eserin yayınlanması gençler için bir kazanç olmalı.
Saray Günlüğüm
Ramazan Balcı
Yitik Hazine Yayınları
208 sayfa
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































